ERKAN AYDOĞANOĞLU: TORBA YASA DÜZENEĞI (19. 06. 2014)

209

Türkiye’de bir süredir toplumun geniş kesimlerini doğrudan ilgilendiren konularda yapılan yasal düzenlemelerin “Yangından mal kaçırır gibi” hayata geçirilmesi olağan hale geldi. özellikle emekçilerin hakları başta olmak üzere, günlük yaşamını yakından ilgilendiren konularda normal koşullarda yan yana gelmesi asla mümkün olmayan düzenlemelerin bir “torba” içine doldurularak çıkarılan yasalar, hükümetin elinde kontrolsüz bir güce dönüşmüş durumda.

TBMM verilerine göre 2007 yılına kadar Mecliste sadece 1100 kanun maddesi torba yasa yöntemi ile yasalaşırken, 2007 sonrasında torba yasalar içinde yasalaşan madde sayısı 5 bini bulmuş durumda. Sadece bu rakamlar bile, hükümetin hedeflerine daha hızlı ulaşmak için mecliste nasıl bir “torba yasa düzeneği” kurduğunu gösteriyor. Torba yasaların, normal yasalara göre daha az tartışılarak, hızlı bir şekilde meclisten geçirilmesi, AKP’nin neden “torba yasa” yöntemine daha fazla başvurduğunu açıklıyor.

Birbirinden farklı içeriğe sahip yasaların son derece teknik bir dille kaleme alınıp Meclise getirilmesi ve özellikle tartışmalı konuların kamuoyunda yeterince gündem olmadan yasalaştırılması bile tek başına yapılan işin hangi niyetle yapıldığını gösteriyor.

AKP’nin son yıllarda sıkça başvurduğu bir torba yasa düzenlemesi daha bugünlerde TBMM’de görüşülüyor. Tam adı “İş Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” olan son torba yasada Soma’da yaşanan kitlesel işçi cinayeti sonrasında yeniden gündeme gelen taşeron çalışmaya ilişkin düzenlemelerden madenlerdeki çalışma koşullarına, patronlara sigorta ve prim aflarından, trafik cezalarının affına kadar envai çeşit konuda değişiklikler yapılıyor.
Birbiriyle uzaktan yakından ilgisi olmayan 85 farklı yasa ve kanun hükmünde kararnamede değişiklik öngören son torba yasa tasarısı, Meclis alt komisyonuna 60 madde olarak girip 106 maddeyle çıkarken, esas komisyonda kaç madde daha ekleneceği belli değil. Üstelik bir de bu işin genel kurul aşaması var. Nasrettin Hoca’nın “Kazan doğurdu” hikayesi gibi, mevcut torba yasanın mecliste kabul edilene kadar kaç madde daha doğuracağını göreceğiz.

Memlekette ne kadar yasa varsa neredeyse hepsini, değişiklik yapılacak yasaların muhataplarına ve onların taleplerine göre değil, kendi siyasal ihtiyaçlarına göre düzenleyen hükümetin asıl derdi, temsilcisi olduğu patronların vergi, sigorta ve prim borçlarını affetmek. Küçük esnafa ve vatandaşa getirilen üç kuruşluk af ile asıl yapmak istediklerinin üzerini örtmeye çalışıyorlar. Bütün bunları yaparken fırsat bu fırsat diyerek çeşitli nedenlerle görevden alınan ve sürgün edilen devlet memurlarının eski görevlerine dönmesini engelleyici düzenlemeler yapmaları tam anlamıyla bir “şark kurnazlığı” örneği.

AKP’nin toplumdaki tüm tartışmaları, her türlü gelişmeyi kendi lehine çevirerek, görevden alınan devlet memurlarının eski görevlerine dönmesini engellemek gibi, mevcut hukuk kurallarını bile hiçe sayan düzenlemeler ile siyasal olarak da torba yöntemini benimsediğini söylemek mümkün.

Böylece şu ya da bu şekilde hükümet, mevcut hukuk kuralları ile sınırlanan yetkilerini aşarak, örneğin herkesi istediği yerde çalıştırıp, istediği yere sürgün etme yetkisini kendisinde bulabiliyor. Bu durum, bir süredir tartışılan ve devlet memurlarının siyasi iktidarın çizgisinde siyasallaşmasını, başta eğitim ve sağlık alanı olmak üzere, devletin bütün yönetim kademelerinde parti kadrolarının yer almasını esas alan “hükümet memurluğu” yolunda emin adımlarla ilerlediklerini gösteriyor.
19. 06. 2014 – EVRENSEL