AZİZ ÇELİK – TORBA YASA: HİLE VE HUKUK CİNAYETİ (19. 06. 2014)

177

Hükümet yeni bir torba yasa cinayetine hazırlanıyor. Yasama faaliyetinin özünü zedeleyen bir yaklaşımla onlarca benzemez yasa değişikliğini tek bir torbaya koyarak bir taşla bir sürü kuş vurmak istiyor. Hükümet tarafından 30 Mayıs’ta 60 madde olarak Meclis’e sunulan torba yasa tasarısı alt komisyonda 106 maddeye çıkarıldı. Taşeron işçiye ve madenciye müjde diye ilan edilen torba yasa tasarısında madenciye verilen sözler tutulmadığı gibi kamu çalışanlarına yönelik “kara haber” ve hukuk cinayeti çıktı.
36 saat çalışma hilesiBilindiği gibi Soma faciasından sonra madencilerin çalışma süresinin 36 saate düşürülmesi gündeme gelmiş ve torba yasa tasarısında bu yönde bir maddeye yer verilmişti. Hükümet tarafından meclise sunulan tasarı ile İş Yasasının 63. Maddesine “yer altı işlerinde çalışan işçiler için çalışma süresi haftada en çok otuz altı saat olup günlük çalışma süresi altı saatten fazla olamaz” hükmünün eklenmesi öngörülüyordu. Böylece yeraltı maden işçilerinin 36 saatten fazla çalıştırılması mümkün olmayacaktı. Ancak alt komisyon çalışmaları sırasında AKP milletvekilleri tarafından verilen bir önergeyle madencilerin çalışma süresi şu hale geldi: “Yer altı işlerinde çalışan işçiler için yer altındaki çalışma süresi; haftada en çok otuzaltı saat olup günlük altı saatten fazla olamaz. ” Bu kelime oyununun ve “yer altındaki çalışma süresi” ekinin anlamı açık. Toplam çalışma süresi 45 saat olarak kalacak, sadece yeraltındaki çalışma süresi 36 saat olacak. Arta kalan zamanda işveren madenciyi yerüstü işlerinde çalıştırabilecek veya madenci işyerinde bulunacak. Maden işçisi 45 saat işverenin emrinde olacak bunun en çok 36 saati yeraltı çalışmasıyla geçecek. Gerçekten akıllara durgunluk veren bir hile. Yeraltında 6 saat çalışan madenciyi 1. 5 saat daha çalıştırmak için böylesi bir hileyi düşünmek nasıl bir zihniyetin ve aç gözlülüğün ürünü?
Memurun iş güvencesi tehlikedeTorba yasanın en tehlikeli yönlerinden biri İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda yapılan değişiklikler. Bu değişiklikler ile memurların iş güvencesi fiilen ortadan kaldırılıyor ve memurların atama, görev değişikliği, görevden alma ve memuriyetten çıkarma kararlarına karşı idari yargı yolu fiilen ortadan kaldırılıyor. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. Maddesinde yapılan değişiklik ile atama, görev değişikliği, görevden alma ve memuriyetten çıkarmayla ilgili idari yargı tarafından verilen iptal ve yürütmeyi durdurma kararlarının uygulanma süresi 30 günden iki yıla çıkarılıyor. İdare keyfi olarak iki yıl boyunca yargı kararını uygulamayacak. İki yıl sonra memur eski kadrosuna değil başka bir kadroya atanacak. Dahası iki yıllık süre sonunda da idari yargı kararları uygulanmazsa uygulamayan kamu görevlisi hakkında ceza soruşturması ve kovuşturması açılamayacak.
Torba yasa ile yapılan bu değişikliğin amacı hükümetin memurlarla ilgili tüm tasarruflarını yargı denetimi dışına çıkarmaktır. Böylece idare hukukunun temeli olan “idarenin her türlü eylem ve işlemi yargı denetimine tabidir” ilkesi işlemez hale gelmekte ve hükümetin memurlara yönelik keyfi kıyım yapmasının önü açılmaktadır. Bu düzenleme yasalaşırsa artık memurların iş güvencesi tarihe karışmış olacak. Hükümet siyasal olarak cezalandırmak istediği memurları kolaylıkla sürebilecek veya memuriyetten çıkarabilecek. Bu yetki 1402 sayılı sıkıyönetim yasası ile 12 Eylül döneminde kullanılmış ve ortaya “1402’likler” olarak bilinen keyfi uygulama çıkmıştı. Hükümet sıkıyönetimsiz sıkıyönetim peşinde.
Yandaşa adrese teslim özelleştirme peşkeşi
Torba yasada idari yargı kararlarının bypass edilmesi sadece memurlarla ilgili değil. Yapılması planlanan değişiklikler ile özelleştirme uygulamaları ile ilgili idari yargı kararları da uygulanamaz hale getiriliyor. 4046 Sayılı özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanuna torba yasanın geçici şu hüküm ekleniyor: “Bu maddenin yayımı tarihi itibarıyla devir ve teslim işlemlerinin tamamlanmasının üzerinden beş yıl geçmiş olan özelleştirmeler hakkında verilmiş olan yargı kararları ile ilgili olarak sözleşmelerinde belirtilen haller dışında bu kuruluşların geri alınması yönünde herhangi bir işlem tesis edilmez. “
Böylece özelleştirmeler konusunda idari yargı tarafından verilen iptal kararlarının uygulanmasının önüne geçilmiş oluyor. Bu madde adrese teslim bir maddedir. Bu madde ile Yeni Şafak’ın da sahibi olan Albayrak Grubuna satılan ve Danıştay kararıyla özelleştirmesi iptal edilen Balıkesir SEKA işletmesinin Albayrak grubundan geri alınması imkansız hale gelmektedir.
Bilindiği gibi 2003 yılında Bursa 2. İdare Mahkemesi Balıkesir Seka’nın özelleştirmesini esastan (2003/1250 karar sayısı) iptal etmişti. Mahkeme kararında 51. 2 milyon dolar piyasa değeri olan işletmenin 1. 1 milyon dolara satılmasının kamu yararına uygun olmadığı gerekçesine yer vermişti. Danıştay 2006 yılında özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın temyiz talebini reddetmiş ve karar kesinleşmişti. Danıştay kararında, işletmenin arsa ve arazilerinin değerinin tesislerden daha yüksek olduğunu vurgulayarak, işletmenin piyasa değerinin çok altında satılmasının kamu yararına aykırı olduğu gerekçesine yer vermişti. Ancak bu yargı kararı hükümet tarafından yıllardır uygulanmıyor. Hükümet şimdi yargı kararını uygulamamak ve Yeni Şafak patronuna SEAK’yı peşkeş çekmek için için yasa çıkarıyor.
Torba yasa anayasa ihlaliGerek memurlarla ilgili yargı kararlarının uygulanmasının iki yıla çıkartılması ve gerekse özelleştirme ile ilgi yargı kararlarının uygulanmaması için yasa çıkartılması anayasal bir suçtur. Hükümet ve TBMM böyle bir yasa girişimi ile anayasanın açıkça yasakladığı bir fiile kalkışmakta. Anayasanın 138. Maddesine göre “yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez. ” Yine anayasanın 11. maddesine göre “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. “
Oysa AKP hükümeti ve yasama organının AKP’li üyeleri Anayasanın 138. Maddesinde kesin olarak yasaklanan fiillerin tümünü torba yasa ile işliyor. Yasama ve yürütme organı olarak yargı kararlarına uymuyorlar ve yerine getirilmesini geciktiriyorlar. Bunlar suçtur, hem de anayasayı ihlal suçudur. Anayasanın 138 ve 11. Maddelerine rağmen torba yasa ile kalkışılan iş sıkıyönetimsiz sıkıyönetimdir.
19. 06. 2014 – BİRGÜN