ERKAN AYDOĞANOĞLU: TAŞERON FIRSATÇILIĞI (29. 05. 2014)

180

12 yıllık iktidarı boyunca işçi sınıfının sahip olduğu en temel yasal ve sosyal hakları tırpanlayarak taşeron ve güvencesiz çalışmanın alanını genişleten AKP Hükümeti, Soma’da yaşanan işçi katliamının acısının sürdüğü bir dönemde yeniden gündeme getirdiği taşeron yasa tasarısı üzerinden iş cinayetlerini fırsata çevirmenin hesaplarını yapıyor.

Yıllardır işçiler aleyhine yaptığı düzenlemeler ile işçileri iş cinayetlerine, güvencesizliğe, düşük ücrete, örgütsüzlüğe ve 19. yüzyıla özgü çalışma koşullarına mahkum eden siyasi iktidar, iş cinayetlerinin temel nedeni olan taşeron çalışmayı yasaklamak bir yana, kapsama alanını daha da genişletmek için düğmeye basmış durumda.

Yıllardır işçi hakları ile ilgili istisnasız bütün saldırıları medyaya “müjde” eşliğinde servis ederek meşrulaştırmaya çalışan hükümet, yıllardır katlanarak artan iş cinayetlerini kendisi ve temsilcisi olduğu sermaye güçleri için bir fırsat olarak gördüğünü yaptığı yeni düzenlemeler ile açıkça belli etti.

AKP Hükümetinin bugüne kadar işçi hakları konusundaki olumsuz sicili herkes tarafından biliniyor. Taşeron çalıştırma ilk kez uygulanmaya başladığı yıllarda sadece sınırlı alanlarda uygulanırken, devletin öncülük etmesiyle birlikte bugün oldukça yaygın bir istihdam biçimi haline getirildi. Taşeron çalışmanın yaygınlaşmasına paralel olarak işçilerin başta can güvenliği olmak üzere, ücret, sigorta, izinler, kıdem tazminatı vb en temel hakları fiilen kullanılamaz hale getirildi.

Taşeron sisteminin patronlar için yarattığı avantajlar ortadayken, devletin en büyük işveren olarak taşeron işçi çalıştırmayı yaygınlaştırmak için peş peşe adımlar attığı bir ortamda işgücü maliyetlerini arttıracak düzenlemeler yapılması zaten mümkün değildi. Ancak bu temel gerçeğe rağmen, yıllardır taşeronda çalışan işçiler, kadro bekleyen 4-c’liler, karayolu işçileri, hastanelerde çalışan taşeron temizlik işçileri ve güvencesiz olarak çalışmaya mahkum edilenlerin “kadro” beklentileri üzerinden siyaset yapan umut tacirlerinin yalanları bini aştı.

önümüzdeki haftalarda Meclis gündemine gelmesi beklenen taşeron yasa tasarısı, yıllardır kadro umuyla bekleyen, yargı kararları ile kadroya geçirilmesi gerektiğine karar verilen işçilerin durumunda hiçbir somut iyileştirme yapmayacak. Taşeronda çalışan işçileri yıllarca boş vaatlerle kandıranlar, güvencesiz çalışmak zorunda bırakılan işçilerin güvenceli ve kadrolu iş taleplerini yok saymaya devam ederken, yeni Soma’ların yaşanmasına resmen davetiye çıkardıklarını bile bile geri adım atmıyorlar.

AKP Hükümetinin, bırakalım işçilerin lehine düzenlemeler yapmasını, ülkedeki mevcut istihdam yapısını taşeron sistemine uygun hale getirmek için bugüne kadar nasıl canla başla çalıştığını herkes biliyor.

Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu koşullarda güvencesiz çalışmanın temel kaynağı olan taşeron sistemi ile nasıl bir yasal düzenleme yapılırsa yapılsın, sorunu kökünden çözmek mümkün değil. 19. yüzyıla özgü çalışma yöntemlerini 21. yüzyıla taşıyan taşeron çalışma düzeni sadece taşeronda çalışan işçileri değil, işçi sınıfının yeni kuşaklarını da ciddi anlamda tehdit eder noktaya gelmiş durumda.

Taşeron çalıştırma tümden yasaklanmadıkça, işçi sağlığı ve iş güvenliği kuralları eksiksiz olarak uygulanmadıkça ve taşeronda çalışmaya mahkum edilen bütün işçiler kadrolu ve iş güvencesine sahip olarak çalıştırılmadıkça, yeni iş cinayetlerinin önüne geçmek mümkün görünmüyor. Tek çözüm yolu işçilerin kendi sorunlarına yine kendilerinin sahip çıkması ve taşeron işçiler içinde örgütlü mücadeleyi güçlendirmesi. Taşeron çalışmanın tamamen yasaklanması talebini işçi-memur ayrımı yapmaksızın bütün sendika ve konfederasyonların öncelikli gündemi haline getirmek, hükümetin taşeron fırsatçılığına karşı sendikaları somut ve adımlar atmaya zorlamak gerekiyor. 29. 05. 2014 – EVRENSEL