AZİZ ÇELİK: SOMA KATLİAMINDA TKİ’NİN ROLÜ (29. 05. 2014)

184

Soma katliamı üzerinden 17 gün geçti. 301 işçinin öldüğü Türkiye tarihinin en büyük iş cinayetinin ardından katliamın sorumlularından bir bölümünün üzerine henüz gidilmiş değil. Bu katliamda devlet ve şirketin birlikte sorumlu olduğu su götürmez bir gerçek olduğu halde, devlet henüz hesap vermeye başlamadı. Ne istifa ne görevden alma var. Oysa katliamın aydınlatılması için şirket yöneticileri yanında sorumlu kamu yöneticilerinin ve siyasi sorumluların da hesap vermesi gerekiyor. Aksi halde katliam rutin bir hukuki sürecin labirentleri içinde karartılabilir.
Soma katliamına giden süreçte Türkiye Kömür İşletmeleri, TKİ’nin çok önemli sorumluluğu söz konusu. TKİ katliamın meydana geldiği kömür ocakları dahil çok sayıda kömür ocağını rödovans (kiralama) ve hizmet alımı yöntemleriyle özel sektöre devrederek çalışma koşullarının ve iş güvenliğinin kötüleşmesinde birinci derecede rol oynamıştır.
TKİ yeraltı maden işletmeciliğinin neredeyse tamamını rödovans ve hizmet alımı yoluyla özel sektöre devretmiştir. 2012 yılı verilerine göre satılabilir 6. 4 milyon ton kömürün 4 milyon tonu rödovans ve 2. 1 milyon tonu hizmet alımı yoluyla üretilmiştir. Rödovansın payı yüzde 56’ya, hizmet alımının payı yüzde 41’e ulaşmıştır. TKİ’nin kendi imkanları ile çıkardığı yeraltı kömürü sadece yüzde 3’tür.
TKİ Genel Müdürü Mustafa Aktaş TKİ’nin bu yolla nasıl kara geçtiğini şöyle açıklıyor: “TKİ geçen yıl itibariyle 3 milyar ciro yaptı. Bu 3 milyarlık cironun 1 milyarı kardır. Bunun üçte birini Soma Havzası’ndan kazanmış durumdayız. ” Genel Müdür Aktaş’a göre bu karın yakalanmasının en önemli sebeplerinden biri özel sektörden istifade edilmesidir. Genel Müdürün “özel sektörden istifade edilmesi” olarak ifade ettiği şeyin ne olduğunu Soma katliamında gördük. TKİ kömür üretiminden adım adım çekilmiş, özel sektöre çıkarttığı kömürü kendisi satmıştır.
TKİ’nin işçi sayısı, satışları ve karlılığına ilişkin rakamlar gerçeği bütün çıplaklığı ile ortaya koymaktadır. 1990’da 27 bin 800 işçinin çalıştığı TKİ’de 2012 itibariyle sadece 4 bin 500 işçi çalışmaktadır. TKİ kendi bünyesinde çalışan işçi sayısını hızlı bir biçimde düşürmüştür. Buna karşılık TKİ’nin kömür üretiminde bir düşüş söz konusu değildir. TKİ’nin satılabilir kömür üretimi son yirmi yıl boyunca yıllık 30-35 milyon ton civarında seyretmektedir.


/
Bu noktada sorulması gereken soru şudur: Nasıl oluyor da işçi sayısı 5-6 kat azalırken üretim aynı seviyede kalabilmektedir. Bunun yanıtı kömür üretimin özel sektör aracılığıyla (rödovans ve hizmet alımı) yaptırılmasıdır. TKİ kömür çıkarmamış, çıkarttırmıştır. Nitekim bu özelleştirme ve taşeronlaştırma süreci sonucunda TKİ’nin karlılığında patlama yaşanmıştır. 1990 yılında 200 milyon zarar açıklayan TKİ 2012’de 860 milyon kar etmiştir (Tablo). Kömür çıkarma ihalelerini alan şirketlerin de hallerinden memnun oldukları açık. Peki nereden geliyor bu değirmenin suyu? Yanıt açık. Kamuya göre daha düşük ücretle ve daha yoğun çalıştırılan ve sömürülen maden işçilerinin alınterinden. Sadece alınterinden değil elbette onların ölü bedenleri üzerinden sağlanıyor bu verimlilik ve karlılık artışı. Bu eğilim özellikle 2000’li yıllarda daha da şiddetlendi.
TKİ mucizesinin arkasında, genel müdürün de ifade ettiği özel sektörden “istifade” etme zihniyeti yatmaktadır. Bu istifadenin en önemli unsurlarından biri kömürün hizmet alım sözleşmesiyle çıkartılmasıdır. Katliamın meydana geldiği ocağın hizmet alım yöntemiyle işletildiğini biliniyor. Oysa bu işlem tamamen yasaya aykırı ve hileli bir işlemdir.
TKİ’nin sorumluluğu bu noktada bir kat daha artıyor. Sayıştay’ın 2012 TKİ raporunda da vurgulandığı gibi kömür çıkartılması hizmet işi değil imalattır. Dolayısıyla bu işin hizmet alım sözleşmesiyle devredilmesi mümkün değil. Bu durum hem Kamu İhale Kanunu’na hem de İş Kanunu’na aykırı. Asıl işveren olan TKİ, asıl işi olan kömür çıkarmanın tamamını hizmet alım sözleşmesiyle Soma Holding’e devretmiştir. Bu işlem hukuken muvazaalı (hileli) bir işlemdir.
Kömür işi hizmet alım sözleşmesiyle devredilemez. Asıl işin sadece bir bölümü ancak yasanın öngördüğü koşullar varsa alt işverene devredilebilir. TKİ imalat sözleşmesiyle asıl işin tamamını alt işverene devredemeyeceği için hile yoluna başvurmuştur. Bu nedenle de ocağın Soma Holding’e devredildiği tarihten itibaren TKİ işçilerin gerçek işverenidir. TKİ, Soma Holding ile birlikte yaşanan katliamdan sorumludur. Bu sorumluluk hem hukuki hem de cezaidir. Bu nedenle başta TKİ Genel Müdürü olmak üzere TKİ yönetimin görevden alınması ve soruşturmaya dahil edilmesi gerekiyor.
Soma modeli, Soma mucizesi diye övünerek Soma’daki hileli taşeronluk sistemini ballandıra ballandıra anlatanların, şimdi Soma mucizesi sonucu yaşanan katliamın hesabını da vermesi gerekir.
Soma karartılmasın, şirket ve devlet birlikte hesap versin!
29. 05. 2014 – BİRGÜN