ERKAN AYDOĞANOĞLU: SANDIK MESAJLARI (03. 04. 2014)

189

30 Mart’ta yapılan “genel” görünümlü yerel seçimler, düzen güçlerini temsil eden partilerin toplumda yarattığı kutuplaştırmanın doğrudan belirleyici olduğu bir şekilde sonuçlandı. Türkiye’de toplumun en küçük birimlerine kadar her alanda örgütlü bir güç olarak hareket eden AKP, 12 yıldır tek başına iktidar olmanın bütün olanaklarını kullanarak bir seçimi daha, beklentilerin aksine, az hasarla atlattı.

İktidar partisi, halkı kendi saflarına çekebilmek için bin bir türlü yalan, iftira, korku, hile ve aldatma ile geniş kitlelerin duygu ve düşüncelerini bir kez daha başarılı bir şekilde yönlendirdi. AKP, karşısındaki güçlere kıyasla yıllardır ekonomik, sosyal ve siyasal açıdan doğrudan temas ettiği, sadece seçim dönemlerinde değil, yıllardır örgütlü bir şekilde bağ kurduğu geniş kitleleri kendi çıkarları doğrultusunda harekete geçirmenin sonuçlarını fazlasıyla aldı.

AKP iktidarı 12 yıldır baskı, şiddet, demagoji ve yalanla ayakta durmaya çalışırken, kitleleri şu ya da bu şekilde aldatarak peşinden sürüklüyor. 30 Mart’ta, devletin bütün imkanlarını seferber ederek sandıktan istedikleri sonucu almalarına rağmen, bu durumun geçici olduğunu çok iyi biliyorlar. çünkü sandıktan çıkan hiçbir sonuç hırsızlıkların, yolsuzlukların, hepsinden önemlisi en temel gerçeklerin üstünü örtecek kadar güçlü değil. Ancak AKP’nin bugüne kadar bütün seçimlerde başarıyla uyguladığı kitle psikolojisini yönetme konusundaki başarısını göz ardı etmemek gerek.

Kirli olanın temiz olarak sunulması, yanlış olanın doğru olarak gösterilmesi tarih boyunca egemen güçlerin temel özelliklerinden birisi oldu. Gerçeklerin ters-yüz edilerek kitlelere sunulması ve bir şekilde onların onayının ve desteğinin alınmış olması, gerçekleri savunanların ortaya çıkan sonuca mantıklı yanıtlar aramaya çalışmasından çok, toplumla kurulan ilişkilerde kullanılan dilin, verilen mesajların, kullanılan araç ve yöntemlerin bir kez daha gözden geçirilmesi gerektiğini gösteriyor.

AKP saflarında sandıktan çıkan sonuçla kendilerine yönelik suçlamaları bertaraf ettiği yönündeki değerlendirmeler gerçeği yansıtmadığı gibi, 12 yıldır “AKP’yi geriletmek” üzerinden siyaset yapan ve mücadelesini sadece bunun üzerinden kuranların bu saatten sonra bulundukları noktadan bir adım ileri gidebilmesi mümkün görünmüyor. Mevcut durum öyle gösteriyor ki, bir taraftan iktidar ve karşısındaki güçler arasındaki çatışma derinleşirken, diğer taraftan geniş toplum kesimlerinin egemen siyasal güçler arasındaki kamplaşmada herhangi bir tarafta yer almaya zorlanması üzerinden yürütülen siyaset tarzının artık başarılı olma şansı yok.

30 Mart seçimleri sonucunda ortaya çıkan tablo, yıllardır kendisi gibi düşünmeyen herkesi açıkça hedef ilan eden AKP ve Başbakan için, aldığı oy oranından bağımsız olarak, çok daha zor bir döneme girildiğinin işaretlerini veriyor. önümüzdeki dönemde düzen güçlerinin kendi arasındaki çelişki ve çatışmaların daha da derinleşmesi kaçınılmaz. Her seçimde bu güçler arasındaki saflaşmada şu ya da bu şekilde düzen partilerinin peşine takılan geniş halk kesimlerinin, sonuç ne olursa olsun, bu kavgadan kazançlı çıkması mümkün değil.

Koşullar ne kadar uygun olursa olsun, bu koşulları kendi lehine çevirecek bir örgütlülük yaratılamadığı sürece, sadece seçim sonuçlarına bakıp “doğru analizler” yapmanın kimseye bir faydasının olmadığı çok açık. Sadece sandık sonuçlarına bakarak halkı suçlamak yerine, toplumsal yaşamın her alanında, geniş kitleleri düzen güçlerinin yedeği olmasından kurtaracak ve onları kendi sınıf çıkarları doğrultusunda harekete geçirecek alternatiflerin çok daha ciddi ve yaygın bir çalışmayla güçlendirilmesi gerekiyor.
03. 04. 2014 – EVRENSEL