CAN DÜNDAR: KAYITLARI YAYIMLAMAK MEDYANIN GÖREVİDİR (21. 03. 2014)

212

Hakikatle haber arasındaki mesafe çok açıldı.
Haberlerde hakikat yok; hakikatler haberlerde yok.
Tarihimizin en büyük yolsuzluk skandalı ile karşı karşıyayız; medyanın büyük kısmında bu konuda tek satır yok.
Ama doğa gibi, medya da boşluk kaldırmıyor.
Basının doyuramadığı haber açlığını, internet karşılıyor.
İki internet sitesi, peşi peşine rüşvet belgelerini yayımlıyor. Ses bantlarına kulak kabartanların sayısı kısa sürede 20 milyonu aşıyor.
Başta görmezden gelen medya kuruluşları bile sonunda kayıtlara kayıtsız kalamıyor.
Haber, nihayet hakikate yaklaşıyor.

***

Dinlemelerin bir kısmı illegal. . .
Yayımlamak kimine göre hukuken suç.
Ya vicdanen?
Batı dünyası bu hesaplaşmayı WikiLeaks skandalında yaptı.
İllegal yoldan sızdırılmış gizli bilgiler, gazetelere sızdırılarak Amerikan diplomasisinin maskesi indirildi.
Orada da iktidar refleksi, pisliğe değil, sızdırmaya odaklandı. Belgeleri sızdıran sitenin mucidi, bir elçilikte kıstırıldı.
Ama toplumsal bellekte, sitede yayımlanan kirli sırlar kaldı.
***

Benzer bir tartışma, yıllar önce Slovakya’da yaşandı.
Slovakya’nın maliye bakanı ile adalet bakanı yardımcısı arasındaki bir telefon konuşması, illegal yoldan kaydedildi.
İki yetkili, bir büyük sigorta şirketinde yönetim kurulu üyelerinin kovulup yerine kendi partilerine mensup kişilerin geçirilmesini konuşuyordu.
Konuşmanın kaydı,
Twist
adlı bir radyoda yayımlandı.
Bakan yardımcısı, konuşmanın illegal yoldan kaydedildiği ve yayının, kişilik haklarını zedelediği iddiasıyla dava açtı.
Mahkeme, radyoyu 2600 Avro tazminata mahkûm etti.
Dosya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitti.
Mahkeme üç önemli saptama yaptı:
1) İki politikacı arasındaki siyasi konuşma özel yaşama girmez.
2) Devlet kuruluşlarına dair kararlar, kamuyu ilgilendirir.
3) Radyo, kaydın illegal yollardan yapılmasından sorumlu değildir. Kaldı ki, ses kayıtları doğru olmayan ya da çarpıtılmış bir bilgi içermemektedir.
Karar:
“Radyo ifade özgürlüğünü kullanmıştır.
Cezalandırmak, demokratik
toplumun gerekleriyle bağdaşmaz. “
***

AİHM’de yıllarca yargıçlık yapmış
Rıza
Türmen’in bu karara ilişkin yorumu şu:
“Bir yanda bireylerin kişilik hakları. . .
öbür yanda medyanın bilgi verme yükümlülüğü. . .
Bu saflaşmada AİHM, bir denge gözetiyor.
özel yaşamı da, halkın bilgi alma hakkını
da koruyor.
özel yaşam değil kamusal çıkar söz konusu
olduğunda, hukuka aykırı kayıtlar olsa bile,
dengeyi basın özgürlüğü lehinde kuruyor. “
***

Başbakan’ın,
“Twitter mıvitır, kökünü
kazıyacağız” öfkesi boşa değil.
“Twitter mıvitır”, bütün yolsuzluğu ortaya döküp kendisinin kökünü kazıyor çünkü. . .
MAHKEME KARARI:
‘Basın özgürlüğüdür’
Başbakan
bir medya grubunun kendisine yakın işadamlarının eline geçmesi için para havuzu oluşturursa bu halkı ilgilendirmez mi? Bence ilgilendirir. Peki buna dair telefonda yapılan pazarlıkların kayıtları haber midir? Bence haberdir. Bu şahsi yorum, hukuki zemine kavuştu geçen gün. Zaman gazetesinde konuya ilişkin yer alan habere, Sabah-atv grubu tekzip yolladı. Konu mahkemeye yansıdı. İstanbul 10. Sulh Ceza Mahkemesi tekzip talebini reddetti. Gerekçesi tarihi önemdeydi:
“Zaman gazetesinin yaptığı iş, bir
şekilde internete düşen, bu şekilde de
kamuoyunun bilgisine ulaşan iddiaların
okura duyurulmasından ibaret olup,
olayın güncel olması, toplumsal ilginin
varlığı ve basın kurumunun medyaya
yansımış olayları aktarmaktan ibaret
eylemi gözetildiğinde söz konusu olayla
çatışan değerler bakımından basın
özgürlüğüne üstünlük tanınması gerektiği
kararı verilmiştir. “
Tereddütte olan arkadaşlara duyurulur.

21. 03. 2014 – CUMHURİYET