AZİZ ÇELİK: SENDİKALAŞMA CEPHESİNDE YENİ BİR ŞEY YOK! (30.01.2014)

185

Ocak 2014 sendikalaşma istatistiklerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tebliği dünkü (29 Ocak 2014) Resmi Gazetede yayımlandı. İstatistiklere göre kayıtlı işçi sayısı 11 milyon 600 bin, sendikalı işçi sayısı 1 milyon 96 bin ve sendikalaşma oranı yüzde 9.45 olarak gerçekleşti. Ocak 2013 istatistiklerinde sendikalı işçi sayısı 1 milyon 1 bin ve sendikalaşma oranı 9.21 idi. Sendikalı işçi sayısı 95 bin artmasına karşın sendikalaşma oranında önemli bir değişim yaşanmadı. Çünkü kayıtlı işçi sayısı 10.8 milyondan 11.6 milyona yükseldi. Sendikalaşma oranları açısından önemli bir değişiklikten söz etmek mümkün değil.

Ancak sendikal istatistiklerin ortaya koyduğu başka çarpıcı gerçekler var. Öncelikle bu oranların kayıtlı işçilere göre hesaplandığının altını çizmek gerek. Oysa gerçek sendikalaşma oranlarına ulaşmak için kayıtsız işçileri de hesaba katmak gerekir bu durumda yaklaşık 15 milyon işçi üzerinden hesap yapmak doğru olacak.

Diğer bir önemli nokta ise sendikalı işçi sayıları toplu sözleşme kapsamındaki işçi sayısını, diğer bir ifadeyle gerçek sendikalı işçi sayısını yansıtmıyor. Bakanlık verilerine göre toplu iş sözleşmesinden yararlanan işçi sayısı 700 ile 750 bin civarında. Toplu iş sözleşmesinden yararlanan işçi sayısını toplam işçi sayısına oranladığımızda gerçek sendikalaşma oranlarını bulabiliriz. Bu oran yüzde 5 civarında seyrediyor. Bakanlığın açıkladığı yüzde 9.4 oranı yanıltıcı.

Türkiye’de sendikalı işçi sayısı toplu sözleşme kapsamının çok üzerinde seyrediyor. Sendikalı işçilerin 250 ile 300 bini toplu iş sözleşmesinden yararlanamıyor. Bunun iki önemli nedeni var: Birincisi işkolu ve işyeri barajları ile yetki sistemi, diğeri ise teşmil mekanizmasının işlememesi. İşkolu barajını aşamayan sendikaların üyeleri toplu iş sözleşmesinden yararlanamıyor. Halen yüzde 1 işkolu barajını aşamayan 43 bin işçi işkolu barajı nedeniyle, yaklaşık 200 bin işçi ise işyeri barajı ve yetki sistemi nedeniyle toplu iş sözleşmelerinden yaralanamıyor.

Bu yönüyle sendika istatistiklerinde ciddi bir tuhaflık yaşanıyor. Bu tablo Avrupa uygulamasının tam tersi. Çünkü Avrupa’da toplu sözleşmeden yararlanma oranları sendikalaşma oranlarının çok üzerinde seyrediyor. AB 15 ülkelerinde sendikalaşma oranları yüzde 35 civarında seyrederken, toplu iş sözleşmesi kapsamı yüzde 70’ler civarında. Türkiye’de ise tam tersi bir tablo yaşanıyor. E-devlet üyeliği nedeniyle önümüzde dönemlerde sendikalaşma oranlarında bir artış yaşansa da toplu sözleşme kapsamında önemli bir genişleme yaşanması oldukça zor. Barajlar bunun en önemli engeli.

Yeni istatistikler çifte baraj ve yetki sisteminin giderek artan biçimde sendikaları tehdit ettiğini ortaya koyuyor. Bağımsız 46 sendikanın 45’i barajı aşamadı. Yeni sistem statükocu özelliklerini bir kez daha gösterdi. Yeni sendikaların sisteme girmesi mümkün değil. Toplam 115 sendikadan 69’u baraj altında kaldı. Bu sayı yüzde üç barajı dikkate alındığında 94’e yükseliyor. 2018 yılında uygulanmaya başlanacak yüzde 3 barajını geçen sendika sayısı 21’e düşebilir. Bunların önemli bir bölümü de kamu sektöründe örgütlü sendikalar olacak.

Türk-İş’in 2, Hak-İş’in 8, DİSK’in 15 sendikası barajı aşamamış durumda. Sendikal barajlar altında kalan işçi sayısı da son derece çarpıcı: Yüzde 3 barajının altında kalan sendikalı işçi sayısı 375 bin civarında. Bu işçiler dört yıl sonra toplu iş sözleşmesi sisteminin dışında kalabilir.

İstatistikler bazı işkollarında vahim derecede düşük bir sendikalaşma olduğunu gösteriyor. İnşaat işkolu sendikalaşmanın en düşük olduğu işkolu (2.7); sağlık işkolu en düşük ikinci işkolu (2.8); büro işkolu en düşük sendikalaşmada üçüncü sırada (4.1); diğer düşük sendikalaşmanın yaşandığı işkolu gazetecilik (4.5). Kamu işletmelerinin olduğu işkolları dışarıda bırakıldığında, pek çok başka işkolunda da sendikalaşma oranları oldukça düşük seyrediyor.

2012 yılında yürürlüğe giren 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu sendikalaşma açısından olumlu bir rol oynamadığı gibi geçmişte toplu sözleşme yetkisi olan bazı sendikaları da yetkisiz bıraktı. Sendikal barajlar kaldırılmadan ve referandum sistemine geçilmeden sendikalaşma ve toplu sözleşme kapsamının artması çok ama çok zor.

Bütün bu olumsuz tablo içinde sevindirici olan ise TGS’nin 5N1K1Sendika kampanyasının da etkisiyle işkolu barajını tekrar aşmış olması. Bu gelişme önemli bir gerçeğe işaret ediyor. Barajların, yasaların değişmesi önemli ama bir o kadar önemli olan sendikaların örgütlenmeye ciddi bir öncelik vermeleri. Asıl olan bu.

‘30.01.2014 – BİRGÜN