İHSAN ÇARALAN: MEMUR-SEN VE KAMU-SEN BU TALEPLERİ SAVUNMUYOR MU? (16.12.2013)

232

Kamu emekçileri, 19 Aralık Perşembe günü greve çıkacak.
Mecliste görüşülen 2014 Bütçesi’nin, halktan toplanan vergilerin büyük sermaye odakları arasında paylaştırılması bütçesi olduğuna dikkat çeken KESK bu grevle, “İnsanca Bir Yaşam İçin Emekten Yana Demokratik Bütçe İstiyoruz”, “Satış Sözleşmesini Kabul Etmiyoruz. Bütçe’den Hakkımızı Almak istiyoruz” diyen kamu emekçilerinin sesini kamuoyuna ve Meclise duyurmayı amaçlıyor.
Gazetemizin okurları da biliyorlar ki, KESK kamu emekçilerinin en mücadeleci konfederasyonu. Kamu emekçilerinin son 20 yıllık mücadelesi içinde onun imzası var. Ancak kamu emekçilerinin büyük çoğunluğu da şu anda KESK’in dışında “örgütlü”ler; Kamu Sen ve Memur Sen’e üyeler. Ancak bu iki konfederasyon da KESK’in grev çağrısından kendilerine bir rol biçmiyorlar. Tersine onlar, sanki kamu emekçileri greve hazırlanmıyormuş gibi davranıyorlar.
Oysa KESK’in, kamu emekçilerini uğrunda greve çağırdığı talepler sadece KESK üyelerinin değil, diğer konfederasyonlara üye kamu emekçilerinin de, hiçbir sendikaya üye olmayan kamu emekçilerinin de talepleri.
İşte KESK’in üstünden grev çağrısı yaptığı talepler:
* Geçmiş kayıpları karşılamak için maaşlara en az, seyyanen 300 TL zam
* Herkese iş ve ücret güvencesi
* Ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması
* Maaş artışlarının vergi dilimi artışlarından etkilenmemesi
* Kadın kamu emekçilerine pozitif ayrımcılık yapılması
* Baskı, sürgün ve tutuklamalara son verilmesi
Talepler böyle tüm kamu emekçilerini ilgilendiren talepler olup da kamu emekçisi konfederasyonu olduğunu iddia eden iki konfederasyon da bu talepler için grevi görmezden gelince burada elbette birbirinin devamı olan şu iki soru akla geliyor:
Birinci soru şudur: Bu talepler, kamu emekçilerinin bir bölümünün mü, örneğin KESK üyelerinin mi, yoksa bütün kamu emekçilerinin mi talepleridir’
Bu sorunun yanıtı; elbette bu taleplerin tüm kamu emekçilerinin talepleri olduğudur. Herhalde bunu hiçbir aklı başında kamu emekçisi reddetmez.
Burada akla gelen ikinci soru ise, Kamu Sen ve Memur Sen ile bağlı sendikaların bu talepleri isteyip istemediğidir.
Bu sorunun yanıtı ise, bu iki konfederasyon ve bağlı sendikalara üye kamu emekçilerinin;
greve katılmak yerine, grev kırıcı bir pozisyonda kalacaklarıdır. En azından şu ana kadarki tavırları budur.
Bu yüzden 19 Aralık grevi bir yandan elbette kamu emekçilerinin sesini duyuracakları ve birliklerini ilerletecekleri bir grev öte yandan da greve katılmayacak sendikaların yöneticilerinin bir kez daha ipliklerinin pazara çıkacağı bir grevdir. Çünkü bu greve destek vermeyen sendika ve konfederasyon yöneticileri, gerekçeleri ne olursa olsun, Hükümetin kamu emekçilerini umursamayan tutumuna destek vermiş, kamu emekçilerine ihanet etmiş olacaklardır.
Bütçe Mecliste tartışılırken ve yerel seçime doğru gidilirken elbette ki 19 Aralık grevinin başarılı olması her bakımdan önemlidir. Grevin başarısı ise KESK’in üye tabanıyla birlikte bu taleplerin sahibi olan her sendikadan ve sendikasız kamu emekçilerinin de greve katılmalarının, greve destek vermelerinin sağlanması ile sıkı bir biçimde bağlantılıdır. Daha önce de olduğu gibi bu sendikacılara rağmen üyelerin mücadeleye çekilmesinin başarılması anlamına gelmektedir. Bunun için de iş yerlerinde, her sendikadan ve sendikasız, mücadeleden yana tüm kamu emekçilerinin ortak kararlar alması ve ortak çağrılarla mücadelede birleşmelerinden geçmektedir.
Elbette burada diğer önemli bir şey de kamu emekçilerinin mücadelesinin haklılığını fark eden halk kesimlerinin grev günü hastanelere, vergi dairelerine, yerel hizmet birimlerine, …gitmeyerek, çocuklarını okula göndermeyerek, lise ve üniversite öğrencilerinin boykot vb. eylemlerle mücadeleye katılmaları için çabaların yoğunlaştırılmasıdır. Ki burada sorumluluk, KESK’li kamu emekçilerinden de öte sınıf partisi ve tüm diğer emekten yana güçlerdedir.
Mücadele ne kadar yaygın ve geniş katılımlı olursa grev çağrısı da o ölçüde amaca hizmet etmiş olacaktır.

16.12.2013 – EVRENSEL