DR.GÜRAY KILIÇ* ? DR. ERGÜN DEMİR*: SAĞLIK FİNANSMANINDA SON EVRE: TAMAMLAYICI SAĞLIK SİGORTASI (12.11.2013)

236

Genel sağlık sigortası primi ve katkı payı yetmedi, sırada “kasko sigorta” var.

Sağlıkta eşitsizlikler giderek artarken,  tıbbi hizmetlere erişimin yurttaşların büyük bir çoğunluğu için adeta imkânsız hale geleceği bir sürece doğru hızla ilerliyoruz. AKP Hükümetinin uyguladığı politikalara bağlı olarak artık sağlıkta hizmet bedellerinin ödenmesinde kritik bir evreye girilmiştir. Hükümet, sağlığın finansmanının sürdürülebilmesi ve sağlıkta tekelleşen sermayenin karlılığının azalmaması için, Genel Sağlık Sigortasına ek olarak tamamlayıcı sağlık sigorta uygulamasını başlatıyor. Konu ile ilgili olarak ilkin SGK, 28.06.2012 tarihinde bir genelge, Hazine Müsteşarlığı da 23.10.2013 tarihinde Özel Sağlık Sigortaları Yönetmeliğini yayımlamıştır.

Sağlık politikaları, benimsenen felsefe doğrultusunda geliştirilmektedir.
 
Sağlığı toplumsal olgu, sağlıklı yaşam ve tıbbi bakımı doğuştan kazanılmış temel bir insan hakkı, sağlık hizmetlerini ise toplumsal bir görev ve sorumluluk olarak kabul eden politika, sağlık hakkının gereklerini yerine getirme görevini devlete verir. Sağlığın finansmanını vergi tabanlı yapar ve hizmetlerden yararlanma eşitliği getirir. Oysa AKP Hükümeti,  2003’de başlattığı Sağlıkta Dönüşüm Programı ile politikasını sağlığın bireysel bir olgu, bu hakkın gereklerinin yerine getirilmesini de toplumsal değil, bireysel bir görev kabul eden felsefeye dayandırmıştır. Buna göre insanlar bu haktan fırsatları oranında yararlanmakta ve bu haklar piyasanın arz-talep kurallarına göre gerçekleşmektedir.

AKP Hükümeti’nin reform olarak ilan ettiği bu programın finansman ayağını 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu oluşturmaktadır. Zorunlu olan ve herkesi kapsayacağı iddia edilen bu modelde, prim ödemenin sağlık hizmetinden yararlanmak için yeterli olacağı ve kamu-özel tüm sağlık kuruluşlarından yurttaşların yararlanacağı ilan edildi. Bir süre sonra anlaşıldı ki, prim ödeme zorluğuna düşen kişi sistem dışına çıkarılıyor ve primini (biriken borçlar dâhil) ödeyinceye kadar da sağlık hizmeti alamıyor. Bunun da yeterli olmadığı, hizmet alımı sırasında ortaya çıktı.
 
Katkı payında yıllık miktar 3 milyar TL’ye ulaştı.

Kışkırtılmış sağlık hizmeti ile endikasyonlarda genişleme yaratılarak ameliyat, tahlil, tetkik, ilaç ve hekime müracaat sayılarında patlama yaratıldı. Endikasyonlardaki genişlemeyle yaratılan sağlık harcamalarındaki artışı ‘frenleme bahanesi’ ile birlikte katkı-katılım payı uygulamasına başlandı. Bugün 13 kalemi bulan katkı-katılım payları, vatandaşta ciddi mağduriyet yaratırken SGK’nın önemli bir girdi kaynağı oldu. 2012’de toplam katkı/katılım payından elde edilen miktar 3 milyar TL yaklaşmıştır.
 
İlave ücret bedelleri %200’e çıkarıldı.

Özel sağlık kuruluşlarından yararlanan GSS’liler, prim ve katkı payına ek olarak SUT fiyatlarının %90’ına ulaşan ilave ücret ile karşılaştı. SGK’nın belirlediği oldukça düşük tutulan SUT tarifesindeki sağlık hizmeti fiyatları ile zor durumda olduklarını iddia eden özel sağlık kuruluşları ceza ödemeyi göze alarak  %90 oranını oldukça aşan miktarlarda vatandaştan enformel ücret aldılar. Bakanlar Kurulu bayram öncesi özel sağlık kuruluşlarının alacağı ilave ücret oranını %200’e çıkardığını halka müjdeledi(!).

Kamu’ya da ilave ücret getirildi.

Öte yandan kamu sağlık kurumlarında da ilave ücret almanın yolları açılmaya başlandı. Hükümet, üniversite hastanelerinde Tam-Gün yasası ile kaldırdığı ve vatandaşa zulüm olarak tanımladığı  “Hoca Farkı”nı yeniden torba yasaların birinin içine koyuverdi.   Öğretim üyelerinin muayene ve işlemlerinde SUT’ un %100’üne varan oranda ilave ücret tanımlandı. Kamu Hastane Birliklerine bağlı özellikle eğitim hastanelerine ilave ücreti getirmeleri an meselesidir. Kamu bütçesinden sağlığa kısıtlı pay ayıran Hükümet, sağlık hizmet sunucularına SGK’ da toplanan primler ve katkı-katılım paylarından oluşan havuzdan daha fazla kaynak aktarmak istememekte ve sağlık kuruluşlarına yeni kaynak olarak vatandaşın cebini adres göstermektedir. 2012 yılı itibarıyla hane halkı sağlık hizmet sunucularına katılım payı ve ilave ücret nedeniyle yaklaşık 7 milyar TL cepten ödeme yapmıştır.
   
Tamamlayıcı sigorta ek finansman yöntemi olarak devrede.

Vatandaşın cebinden sistematik olarak piyasaya para aktarmanın ve yeni kaynak yaratmanın yollarından biri de tamamlayıcı sigorta olarak tanımladıkları özel sağlık sigortacılığıdır. Genel Sağlık Sigortasının kapsamadığı hizmetleri ve ilave ücretleri karşılama iddiasında olan bu finansman modeli ile sağlık piyasasına sistematik olarak para pompalayacak ve bu şekilde özel sağlık işletmelerinin karları ve Kamu-Özel Ortaklığı ile kurulacak entegre tesislerin kira bedelleri garanti altına alınacaktır.  Özel sigorta sektörüne can simidi uzatmak olan bu uygulama; özel sigortacılığın tüm olumsuzluklarını artık ciddi sağlık tüketicisi haline getirilmiş olan halkımıza da yaşatacaktır. Eşitsizlikler artacak ve handikaplı gruplar daha da zor duruma düşecektir.

Kar amaçlı olan; ödeme gücü olan bireylere dayanan ve yüksek risk gruplarını dışlama eğiliminde olan özel sağlık sigortacılığı modelinde ödeme gücü olmayan vatandaşlar düşük standartta sağlık hizmeti, daraltılmış sağlık paketi ile baş başa kalacaktır.

Sigorta şirketleri ‘kaymak sıyırıyor’!
 
Özel sigortacılık doğası gereği risk oranlaması yaparak sigortalıları risk sınıflarına göre ayırmakta ve böylece üstleneceği riski seçmek istemektedir.  Literatürde ‘kaymak sıyırma’ olarak tanımlanan bu durum,  yaşlılar ve kronik hastalığı olan yurttaşları dezavantajlı hale getirmektedir.

Hazine Müsteşarlığı yayımladığı Özel Sağlık Sigortaları Yönetmeliği ile yeni bir dönemi başlatmıştır. SGK’nın konu ile ilgili yayımladığı genelgede;  görünürdeki amaç olarak özel sağlık sigorta şirketlerine prim ödeyerek özel sağlık poliçesi almış GSS’lilerin kurum ile sözleşmeli sağlık hizmet sunucularından sağlık hizmeti alırken yaşadıkları sorunlar gösterilmektedir.

Oysa bu durumda olan sigortalı sayısı toplam 76 milyonun ancak, en fazla 1,5 milyonudur. Oldukça dar bir bantta bulunan bu sigortalıların büyük bir sorunu yoktur. Oysa sorunu olan genişlemek ve sayıyı 10-15 milyona çıkartmak isteyen sigorta sektörüdür. Özel sağlık tekelleri artan ilave ücretleri garanti altına alarak karlarını artırmayı hedeflemekte; kamu hastaneleri de yıllardır artırılmayan ve global bütçe uygulaması ile kısıtlı olarak verilen SGK’ dan gelecek ödemelerle bütçe denkliğini sağlayamamaktadır.  İşte Hükümet, vatandaşın cebine göz dikerek finansal sürdürülebilirliği sağlamak istemektedir.
 
Özel Sağlık Sigortacılığını geliştirmek ve sigortalı sayısını artırmak için, yayımlanan Yönetmelikte tamamlayıcı sigorta tanımlanmıştır. Bunun kapsamına da GSS’ linin SGK tarafından karşılanmayan sağlık giderleri (estetik amaçlı yapılan her türlü sağlık hizmeti) ve GSS’ linin kanun kapsamında ödediği ilave ücret tutarları girmektedir. SGK kasasına doğrudan girmekte olan katkı-katılım payları ise kapsam dışı bırakılmıştır. Çalışma Bakanının ifadeleri ve 2014 yılı bütçe çalışmaları göstermektedir ki;  SGK’nın GSS kapsamında verdiği hizmetlerin daraltılması ve daha önce ilave ücret alınmayan diyaliz ve kanser tedavisinden ücret alınması söz konusudur. Bu şekilde yurttaşların özel sigortaya yönlendirilmesi ve özel sigorta tabanının genişletilmesi hedeflenmektedir.
 
Ancak ödeme gücü olanların ki bu ülkede en iyimser tahminle 15 milyona ulaşabileceği ifade edilen bir kitlenin yararlanabileceği bu sigorta yöntemi eşitsizliği giderek artıracaktır. Yapılan çalışmalar göstermektedir ki, hekim tarafından tedavi önerilmesine ve sağlık hizmeti ihtiyacı olmasına rağmen, herhangi bir sağlık hizmeti alamayanların oranı 2008 yılında %4,9 iken, 2010 yılında %19,9’a yükselmiştir. Hizmet alamayanların bu hizmeti alamama nedenleri incelendiğinde her iki dönemde de ödeme güçlüğü birinci sırada yer almaktadır.

Yönetmeliğe göre ömür boyu yenileme garantisi için geçmiş sigortalılık dönemindeki sağlık durumu ve buradaki gelişmeler dikkate alınarak risk grupları belirlenecektir. Mevcut riskli hastalıklara, özel şartlarında belirleyeceği kurallar dâhilinde hastalık ek primi, limit ve sigorta katılım payı uygulanabilecek veya bunlar teminat kapsamı dışında bırakılabilecektir.

Sağlık Bakanlığı’nın kişisel sağlık bilgilerini neden Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen, her türlü etik ihlali göze alarak ısrarla bir merkezde toplamak istediği şimdi çok açık olarak anlaşılmaktadır. Sigorta şirketlerinin risk oranlamasına veri oluşturmak birincil hedefi olarak görülmektedir.

Sonuç olarak; sağlığı bir hak olmaktan çıkarıp piyasada bir meta haline getiren AKP, tekelleşmiş özel sağlık sermayesi ve kamu sağlık şirketlerine, özel sigorta şirketlerine kaynak yaratmak için özel sigortayı zorlayıcı yöntemlerle devreye sokmaktadır.

Toplumun handikaplı kesimleri olan ve çoğunluğu oluşturan yoksullar, yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar gözden çıkarılmıştır. Parası olup “kasko sigorta” yaptırabilenler  ‘ A’ grubu hastanelere;  yoksullar, yaşlılar ve riskli hastalar ise “zorunlu sigorta” ile yetinip  ‘E ‘ grubu hastanelere ve yoksulluk içinde sadakaya razı olacaklardır.
  
*Dr.Güray Kılıç (TTB Genel Kurul Delegesi)
*Dr. Ergün Demir (SES İzmir Şube Denetleme Kurulu Üyesi)
 12.11.2013 – BİRGÜN