ASLI AYDIN: LAFLA PEYNİR GEMİSİ YÜRÜMEZ (07.11.2013)

233

Bugün ekonomik alanda AKP’nin günü kurtarmaya dönük dar alandaki kısa manevraları, ekonomiye dair politikalarının siyasi ve ideolojik niteliği bir yana, iskeletinin de ne denli bozuk olduğunu da ortaya seriyor.
   Çok uzun bir zaman değil, tam bir yıl önce ekonomide “alın verin, ekonomiye can verin” furyası başlatılmış, reklam-medya aracılığıyla bireylere “şuursuz” bir tüketim anlayışı pazarlanmıştı. İnsanlara gerçekte olmayan bir alım gücü, kredi mekanizmalarıyla-bankalar ihya edilerek- sağlanmıştı, tıpkı bugün olduğu gibi. Yalnız o günlerde bugünden farklı olarak devlet bizatihi, tüm medya desteğini de arkasına alarak bu mekanizmanın propagandasını yapıyordu. Bugün ise ekonomideki koşullar, belirsizlik perdesini iktidarın gözüne iyice indirmiş olacak ki, söylem bir telden, planlar ayrı bir telden çalıyor. En son OVP’de “hem tasarruf edecek, hem tüketeceksiniz” diye iktidar kendine program kurarken, Erdoğan kredi kartlarını adeta bir tuzak diye nitelendirmeye başladı.
OVP’nin içinde yer alan ifadeler-eğer sihirli bir değnek ortada yoksa-gerçekliği barındırmamakla birlikte, asıl enteresan olan AKP’nin bu dönem “tasarruf” kavramını öne çıkarması. O da sanki mümkün olacakmış gibi…
Kırılma Noktası
Dış kaynağın kesilmesi ve gelecekteki görüntüsünün de eskisi gibi olmayacağının anlaşılmasıyla ekonomide bir kırılma noktası oluştu. Hazırda patlamaya yakın cari açık endişesi, enflasyon telaşı, dış borç balonu gibi bugüne kadar var olan fakat gelen dış kaynakla sürdürülebilirliği sağlanan parametrelerin ibresi bir anda değişti, AKP için kâbuslu günler başladı. Kısaca küresel fon akışının yönü artık Türkiye değildi ve eski sulak araziler verimsiz kurak alanlara dönüşmüş, toprağın altında bugüne dek yatılı mayınlar da patlamaya yüz tutmuştu.Şimdilerde milli gelire oranı yüzde 9’lara dayanmış olan cari açık öyle bir korku saldı ki iktidarın yüreğine, cari açığı daha da kamçılamadan mevcut büyümeyi sürdürmenin yollarını aramaya başladı. Orta Vadeli Program’da AKP’nin varmak istediği ama hayalin ötesine geçmeyen tabloyu hatırlarsak şöyle diyordu kısaca; “2013 yılında yüzde 3,6; 2014 yılında da yüzde 4 büyüyeceğim ama 2013 yılında yüzde 7,1 olan cari açığımın milli gelire oranı ben büyümeye devam ederken 2014 yılında yüzde 6,4’e inecek.” ‘Hadi ya, nasıl olacak bu iş’ diye soranlar olursa da “Özel kesimin (hanehalkı+şirketler) tasarruflarını arttıracağız” diye cevaplıyordu. 
Evet doğru, hem kamunun hem de özel kesimin tasarrufları dip noktasında (milli gelirin yaklaşık yüzde 12’si). 1980’lerde tasarruf oranı yüzde 26,50 idi. Finansal birikime, dış tasarruflara dayalı politikaların hakim paradigmaya dönüşmesi sonucunda tasarruf oranı, döviz girişlerinin yarattığı döviz bolluğunun tüketimi kamçılaması sonucu hızla geriledi. AKP döneminde ise tablonun yapısında keskin bir değişim söz konusuydu. AKP iktidara geldiği yıllarda piyasalaşma rüzgarını arkasına alarak hızla kamu harcamalarını, yatırımlarını gerileterek ve vergi gelirlerini arttırarak kamuda tasarrufçuluğa yöneldi ve cari açığın ana kaynaklarından biri olarak özel kesimin hızla gerileyen tasarruf oranları öne çıktı. Şirketler borca dayalı büyüdü, emeğiyle geçinen ve bugüne kadar AKP iktidarın hiçbir döneminde gelirden aldığı pay üçte birin üzerine çıkamamış halk borçlanarak ayakta kalabildi.Şimdi OVP’de deniyor ki tasarruf yapın. İyi de neyle olacak bu iş’ Ücretleri arttırmıyorsunuz, enflasyon almış başını gidiyor, hayat her geçen gün daha pahalı, ayrıca da artık eğitim, sağlık paralı, ulaşım katlanılacak gibi değil. Sosyal güvenceyi fona çevirerek tuzla buz ettiniz. Bir de şimdi doğalgaz, elektrik zamları yolda…
İşte yarattığı düzenin sonuçlarını okumaktan bile aciz, lafla peynir gemisini yürütmeye çalışan iktidarın sonu budur, kafasını sağa sola çarparak ne kendi söylediğinden ne de çevresinden bihaber, kendi bildiği yolda yalpalaya yalpalaya yürümeye çalışmak.

‘07.11.2013 – BİRGÜN