BÜLENT FALAKAOĞLU: EDİSON BULDU, BİZ KAYBETTİK! (30.09.2013)

224

İstanbul’un Avrupa yakasında iki katına çıkan elektrik faturaları…
Ankara’da doğal gaz kullanımına sınırlama (karneyle satış uygulamasını hatırlatırcasına) getirilmesi.
Bu gelişmeler bize ne anlatıyor’
Sorunun cevabını şimdilik erteleyelim.
***
İnsanlık tarihinin en ünlü mucitlerinden biridir Thomas Edison.
Bulduğu elektrik ampulü sayesinde elektrik halk tarafından da kullanılabilir hale geldi.
Devletler vatandaşlarına bir kamu hizmeti olarak elektrik götürdü.
Yeni dünya düzeninde ise işler değişti. Elektriği üreten de, dağıtan da devlet değil özel sektör oldu. Bunun böyle olması gerektiğini haykırdı efendiler.
Hükümet elektrik üretimine daha az karışırsa… Kamu bu alandan çekilirse… “Her şey daha güzel olacak” dediler.
  Özelleştirmenin nimetlerini anlattılar:
Enerji sorunu yaşanmayacak.
Elektrik üretimi ve perakende satışına rekabet gelecek. Böylece, tüketiciye giden elektriğin fiyatı düşecek.
Peki, özelleştirmelerin ardından efendilerin söylediği gibi mi oldu’
ENERJİ YOKSULLUĞU

Anlatılanların doğru olup olmadığını anlamak için özelleştirmelerin öncüsü İngiltere’ye bakmak bile yeterli.
Büyük Britanya krallığında fiyatlar sürekli artıyor.
Hanelerin yüzde 30’u yani üç evden bir tanesi yakıt yoksulluğundan mustarip…
Sadece İngiltere değil birçok AB ülkesinde elektrik, ısı ve diğer enerji biçimlerine erişimin yetersizliğinden insanlar ölüyor.
Biz de farklı mı’
Dünya ekonomik krizinin en ağır etkilerini yaşadığımız 2009 yılı araştırması bir gerçeği önümüze koymuştu. Türkiye Ekonomi Politikaları Vakfının araştırmasına göre… O yıl kentlerde yaşayan hane halklarının yaklaşık üçte biri elektrik, su ve gaz gibi yaşamsal hizmetlerin faturalarını ödemekte zorlandı.
Faturaların ödenememesi ailelerin yaklaşık yüzde 10’unun en azından geçici olarak elektrik hizmetlerinden mahrum kalmasına yol açmıştı.
Sonra özelleştirmeler başladı.
Özelleştirmelere paralel olarak ölüm haberleri geldi.
“Edirne’de mum ışığında yaşamak zorunda kalan ailenin fertlerinden biri çıkan yangında hayatını kaybetti…”
“Bir kişi elektrik borcu yüzünden arkasında mektup bırakıp intihar etti.”
Ve daha başka cümlelerle aktarılan elektrik yoksulluğuna bağlı ölüm haberleri…
ÖZEL FATURA!

Şimdi yazının başında aktardığımız olaylara ve soruya dönelim!
İstanbullular eylül ayında kabarık elektrik faturası şoku yaşadı.
Avrupa yakası elektrik dağıtımı özelleştirilmişti. Ve dağıtım işini devralan Cengiz, Limak ve Kalyon konsorsiyumunun ilk icraatı şişkin faturalar oldu.
Elektrik kesintilerinde hiçbir değişiklik yoktu fakat İstanbullunun elektrik faturası tam iki kat şişti.
Şirketten kimseyi tatmin etmeyen açıklamalar geldi: “Sayaçlar geç okundu. Okuma süresi 21 günden 38 güne çıkınca faturalar da yükseldi.”
Nitekim bugünlerde ikinci faturalar geldi. Görüldü ki faturalarda bir düşüş yok! Başkent Doğalgaz’ın yüzde 100’ü Torunlar Gruba satıldı. Şirketin ilk icraatı, yaz ayları için gaz satışına metreküp sınırlaması getirmek oldu.
Niye’Doğal gazın kışa göre ucuz olduğu… Az tüketildiği için faturaların kabarmadığı… Şu yaz günlerinde vatandaş, kışın kullanacağı doğal gazın bir miktarını şimdiden almasın diye!Şimdi her şey bu kadar netken…
Eğer bir ironi yapmıyorsak… “Karneyle satışı gerektirecek kadar Ankara’da doğal gaz sıkıntısı var da biz mi bilmiyoruz” diye sormak saflık olmaz mı’

ÖZELLEŞTİRME BUDUR DEMEYE DEVAM!

Özelleştirmelerin hemen ardından Ankara’da doğal gaz, İstanbul’da elektrik abonelerinin yaşadığı sıkıntılar, bir kez daha bize “özelleştirme budur” dedirtti. Nitekim İstanbullunun şişen elektrik faturasında gördük.
Özelleştirme ucuzluk getiren değil şirket kârlarını gözeterek fiyatlama yapan bir sistemdir.
Özelleştirme, “Parası olmayana hizmet yok” anlayışıdır.
Özelleştirmenin yağma olduğunu da gördük bir kez daha…
İstanbul’un Avrupa yakası elektrik dağıtımı 1 milyar 960 milyon dolar karşılığında özelleştirildi. Oysa özelleştirme öncesi kurumun ödenmemiş faturalarından kaynaklanan anapara alacağının yaklaşık 1.5 milyar TL olduğu açığa çıktı.
Bu rakama kesilen faturaların bankalara yatan kısmı da eklenince BEDAŞ’ın ihaleyi kazanan firma tarafından beleşe kapatıldığını söylemek yanlış olmaz.
Özelleştirme aynı zamanda keyfiyettir. Bunu da Başkent Doğalgaz’da gördük.Başkent Doğalgaz abonelerinden her gaz satımı sırasında işlem ücreti adı altında keyfi bir şekilde 1 TL almaya başladı. Bu, 2 milyon abonenin ayda bir kere gaz alması halinde kurumun kasasına 2 milyon TL girmesi demektir.
Torunlar Grubu özelleştirmede ödediği parayı Ankaralının sırtından çıkarıyor” desek haksız olur muyuz hiç!

BAŞKA BİR ÇÖZÜM YOK MU’

Enerji Bakanı Taner Yıldız bundan böyle fahiş elektrik faturalarına yüzde 30 ödeme limiti düzenlemesi hazırlığı içinde olduklarını açıkladı. Şöyle ki, normalde 100 lira elektrik faturası ödeyen bir abone, 200 liralık bir fatura ile karşılaşması halinde faturaya itiraz ederse en fazla 130 lira ödeyecek.
Mesele fahiş faturaların yüzde kaçını ödeyeceğimiz meselesi değil! Özelleştirmeler faturayı da, elektrik yoksulluğunu da artırıyor. Buna karşı çözüm üretmek gerekiyor Sayın Bakan! Örneğin yoksul vatandaşa ucuz elektrik sağlanabilir. İhaleyle dağıtım işlerini alan firmalar buna hiç yanaşmıyor. Siz de hükümet olarak, bu tür yoksulluğu sübvanse etme yollarından, soysal harcamalardan sakınıyorsunuz.
Öyleyse, Edison’un ampulü icadından sonra hızla evlerimize ulaşan fakat artık yoksulların evinden hızla piyasaya kaçan elektrik için başka bir çözüm düşünmenin vaktidir.Özelleştirmeleri iptal edip kamusallığa dönsek mesela!
Sermaye çok mu kızar’

30.09.2013 – EVRENSEL