AKP HÜKÜMETİ SIKIŞTIKÇA DAHA ÇOK ŞİDDETE BAŞVURMANIN YOLLARINI ARIYOR!

224

Haziran direnişiyle filizlenen ve hayatın her alanında eşitsizliğe, baskı ve sömürüye karşı büyüyen halk muhalefeti AKP’nin hegemonyasında büyük gedikler açmaya devam ediyor. Henüz Eylül daha başlamadan “Eylül sendromuna” giren AKP, Eylül ayında başta ODTÜ ve Tuzluçayır olmak üzere yurdun dört bir yanında demokratik ve meşru talepleriyle sokağa çıkan halkı yeniden karşısında bulunca “derin” bir çaresizliğe girdi. Şimdi bu çaresizliğini daha fazla korku, daha fazla şiddet, daha fazla baskı ile aşmaya çalışıyor.

Kulağı bugüne kadar en ufak bir demokratik hak talebine bile kapalı olan; ne gençliğin, ne emekçilerin, ne kadınların, ne de diğer tüm ezilen kesimlerin sesini duymakta aciz kalan AKP hükümeti, dün olduğu gibi bugün de bu iradeyi, bu kararlılığı görmenin zafiyeti içindedir. İçeride kendi politikalarına karşı eşitlik, özgürlük seslerini bastıramayan, dışarıda ise savaş politikalarıyla “derin bir yalnızlığın” içinde debelenen AKP hükümeti, içinde bulunduğu krizi aşmanın yolunu daha fazla saldırganlaşmakta aramaktadır. Daha fazla eşitlik, daha fazla özgürlük; savaş değil, barış isteyen halka karşı daha fazla şiddeti, daha sert bir baskı gücünü kullanmakta ısrar etmektedir.

Şimdi bu ısrarını toplumsal muhalefetin yayıldığı ve geliştiği her alanı polis şiddetiyle kuşatarak, iktidar koltuğunu teminat altına almaya yönelik girişimlerini görüyoruz.

AKP’nin ODTÜ direnişiyle gerçeğe dönüşmeye başlayan korkusu, Tuzluçayır ve ardından birçok mahallede büyürken en son tribünlerde direnen taraftarların coşkusuyla kabusa dönüştü. Direnişin başından itibaren direnişin parçası olan, başta Çarşı grubu olmak üzere taraftar gruplarının maçları sloganlarıyla direniş alanına çevirmeleri, en son Beşiktaş-Galatasaray maçında izlediğimiz gibi AKP iktidarının da maçları şiddet alanına çevirmesiyle karşılık buldu.

Üniversitelerde ise yeni kayıt olan öğrencilere destek olmak üzere açılan stantlara polisin saldırması yetmedi, okullar başlamadan artan harçların hesabını soran, yurt sorunlarını dile getiren öğrencilere AKP iktidarının cevabı yine gaz, yine şiddet oldu.

Yetmedi şimdi de 10 bin kişilik “KORUMA” ordusu stat ve üniversitelere giriyor!

Şurası açık ki, halkın geleceğine sahip çıkma kararlılığını bir adım bile geriletmeyi başaramayan AKP iktidarı çareyi polis devletinin sınırlarını genişletmede aramaktadır. “Eylülde, sonbaharda iktidarımıza karşı eylemler artacak’ gerekçesiyle stadyumlardan, üniversitelere ve öğrenci yurtlarına kadar sıkıyönetim ilan eden AKP, şimdi de buraları “koruma memuru” adı altında polisleriyle kuşatacağını açıklamaktadır.

İçişleri Bakanlığı’na bağlı olarak görev yapacak olan söz konusu bu “koruma memurları”, doğrudan il emniyet müdür yardımcılarına bağlı çalışacaklar. Üniforma giymeyecek, silah taşıyabilecekler. Yani kısaca üniversitede “öğrenci” gibi, statlarda ise “taraftar” gibi “silahlı” bir şekilde kolayca dolaşabilecek, fişleyebilecek, ihbar edebilecek ve de gerekirse silahını kullanarak tıpkı sokaklarda yaptığı gibi insanlarımızı öldürecek!

AKP hükümeti şunu iyi bilmelidir;

Üniversitelere girecek tek kesim üniversitelerin gerçek sahibi, öğrenciler, öğretim görevlileri ve üniversite emekçileridir. Tribünler ise futbol emekçileri ve taraftarlarına aittir. Bu yerleri polis gücüyle abluka altına almanız, halkı tehdit etmenin, gözdağı vermenin ta kendisidir.

Bugüne kadar zulme boyun eğmemiş halkı, bu yöntemlerle yıldıramayacağınızın, direnişi kıramayacağınızın artık farkına varın!

Unutmayın ki; eşitlik, özgürlük, barış ve adalet içinde bir Türkiye sevdasının önünde hiçbir korku duvarı sağlam kalamaz!

Yürütme Kurulu