ERTUĞRUL ÖZKÖK: RÜZGÂR NEDEN TERS ESİYOR ? 13.09.2013

249

RÜZGÂR birden ters esmeye başladı…
 
Neden?
 
Ali Bayramoğlu, 28 Şubat dönemine muhalefet etmiş, AK Parti’nin ve Başbakan Erdoğan’ın ilk 8 yıldaki reformlarını gönülden desteklemiş bir aydın.

Şu cümleleri, Ali Bayramoğlu’nun Yeni Şafak gazetesindeki dünkü yazısından aynen aktarıyorum:

–  “Son 10 yıl içinde İslami kesim evrensel değerlerle daha çok temas ederken, laik kesim demokratik değerlere daha çok dokunmaya başlamış ve ortaya bir tür melezleşme çıkmıştır.”

Ben de öyle düşünüyorum.

–  “Türkiye rejimle ilgili laiklik tartışmalarını bu çerçevede aşmış, başörtüsü meselesini toplumsal algıda bu şekilde çözmüştür.”

Ben de öyle düşünüyorum. En büyük başarımız, başörtü meselesini kanunla değil, toplumsal uzlaşmayla ve algıyla çözmemizdir.

–  “Askeri olana verilen değer bu yolla buharlaşmaya yüz tutmuş, 28 Şubat günlerinin keskin yaşam biçimi gerginliği bu çerçevede makul bir seviyeye inmiştir.”

Bu saptamaya bir ölçüde katılıyorum. Bu defa laik kesimin yaşam tarzı konusunda endişeleri belirmiştir.

–  “Eğer bir Türk modeli varsa, o modelin özü işte budur. Modelin taşıyıcısı siyasi iradedir. Cesaretiyle, icraat ve mücadelesiyle AK Parti’dir.”

Aynen katılıyorum.
 
* * *
 
Ali Bayramoğlu bu saptamaları yaptıktan sonra soruyor: “Peki bugün neden rüzgârlar ters esmeye başladı?”

Aynı soruyu, aynı cümleyle ben de soruyorum.

Toplumun iki kesimi, ortak bir alanda buluşmaya doğru giderken, neden rüzgâr birdenbire tersine dönmüştür?

Bayramoğlu’nun cevabı şu:

“Çünkü özgürlükçü tavrı kırmaktadır.”
 
Tef gibi gerildiysek sorumlusu kimdir
BAŞBAKAN Yardımcısı Bülent Arınç, “Tef gibi gerilmiş bir toplum olduk” diyor.
 
Sorumlusu sadece AK Parti mi?

Ali Bayramoğlu, “Başta siyasi iktidar, herkesin sorumluluğu var” diyor. Evet “anahtar”
 
teşhis budur. Yani, “başta” siyasi iktidar olmak üzere…

Hepimiziz…

Bayramoğlu “Kurduğumuzu yıkmayalım” diyor…

Ben de diyorum ki:

“Başta Cumhuriyet’in değerleri olmak üzere, 90 yılda kurduğumuzu, son 10 yılda eklediğimizi yıkmayalım…”
 
O gözyaşı eğer timsahınki değilse şunlar da lazım
 
–  Dışarıda, göğsünü gere gere “Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz” diyebilmek için, içeride “yaşatmayı iyi bilmek” gerekir.

–  Mısır’daki darbeciye göğsünü gere gere “Darbeci” diyebilmek için, Sudan’daki “darbeciye de” “Darbeci” diyebilmek lazım.

–  Mısır’da ölen kız çocuğuna dökülen gözyaşının “timsah gözyaşı” olmaması için, içeride ölen çocuktan da, “timsahınki gibi” bile olsa, iki damla gözyaşını esirgememek lazım.

–  Suriye’de 100 bin kişinin ölümünden sorumlu tuttuğuna “Zalim” ve “Kasap” diyebilmek için, Sudan’da 200 bin kişinin kanına girene de “Zalim” ve “Kasap” demek lazım.

–  Adeviye Meydanı’nda haklıların rahatlığı ile yürümek istiyorsan, Tahrir Meydanı’nda da en azından volta atmak, kulak vermek lazım.

–  Kendi ülkende barış istiyorsan, komşuda barış ihtimali doğduğunda bir tek sen batırmak isteyenin sen olmaması lazım.

–  Geçmişte yapılanlara iç rahatlığı ile “Zulüm” demek istiyorsan, kendin “zalim” olmaman lazım.

–  Kendi hayat tarzını özgürce yaşamak istiyorsan, başkasının hayat tarzlarını kurcalamaman lazım.
 

 13.09.2013 – HÜRRİYET