KÖLECE YAŞAM KOŞULLARI SINIRLARI AŞTI! İNATLA İNSANCA YAŞAM, GÜVENCELİ İŞ, GÜVENLİ GELECEK MÜCADELEMİZİ YURTDIŞINDA DA SÜRDÜRECEĞİZ!

217

Dışişleri Bakanlığı ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının yurtdışı teşkilatlarında, T.C. vatandaşı 2000’e yakın sözleşmeli personel dünyanın farklı coğrafyalarında zor şartlarda görev yapmaktadırlar.
Sendikamız bu statüdeki (657-4/B) emekçilerin sorunlarını çözmek için çalışmalarına devam etmektedir.
Genel olarak sözleşmeliler ve tüm güvencesiz istihdam biçimleri gibi, yurtdışı teşkilatlarında görev yapan sözleşmeli personelin de, hak ihlallerine elverişli bir zemin hazırlayan mevzuat ve hizmet sözleşmelerinin çağdışı hükümleri nedeniyle, hem hukuken hem de
ekonomik, sosyal ve özlük hakları bakımından büyük mağduriyetler yaşadığı tarafımızdan yakından bilinmekte ve takip edilmektedir.

YURTDIŞI SÖZLEŞMELİ PERSONELİN SORUN VE TALEPLERİ:
1- Kadroya Geçme Talebi: Savunageldiğimiz güvencesiz istihdam biçimlerinin sonlandırılarak, sözleşmeli, geçici, taşeron gibi çeşitli statülerde çalıştırılan emekçilerin tamamının kadroya alınması görüşümüz çerçevesinde, Yurtdışı sözleşmeli personelin de (YSP) kadroya geçirilmesi için Sendikamız mücadelesini sürdürmektedir. Anılan personel ‘işçi sayılmayan kamu görevlisi’ (4/B) statüsünde olup, ‘sürekli ve asli büro ve destek hizmetlerini yürüttükleri’ yani kadrolu memurlarla aynı işi yaptıkları cihetle, devlet memuru kadrosuna geçirilmelidir.
2011 yılı Haziran ayında 632 Sayılı KHK ile 200 bine yakın sözleşmeli personele kadro verilirken, Yurtdışı Sözleşmeli Personel (YSP) bu haktan, düzenlemede ‘yurtdışı’ ibaresi geçmediği gerekçe gösterilerek faydalandırılmamıştır. YSP’in kadro düzenlemesi dışında bırakılması ve dilekçe hakkının engellenmesi Anayasaya aykırılık teşkil etmektedir. Nitekim bu gerekçeyle YSP tarafından açılan davalar Anayasanın eşitlik ilkesi uyarınca sözleşmeli personel lehine kazanılmıştır. Ancak, kadro konusunda açılan davalar yerel mahkemelerde kazanılmış olmasına rağmen, kadroya geçirme işlemi ilgili idarelerce yurtdışı teşkilatında yapılması gerekirken, söz konusu personel merkeze çekilerek yurtiçinde memuriyet kadrosuna geçirilmekte ve ikinci bir mağduriyet doğmaktadır. Bu durum da mevzuata aykırıdır ve yargıya yansımıştır. Aynı statüde çalışan personelin yurtiçi ve yurtdışı ayırımına son verilerek, 2013 yılında yapılacak ve hazırlıkları sürmekte olan yasal düzenlemede bu haksızlığın giderilmesi, YSP’ye, talebi halinde devlet memurluğu kadrosuna geçme hakkı verilmesi talebi Sendikamızca her platformda takip edilecektir. [kck]img class=’avatar’ name=’haber’


0px; border-style: solid; float: ;’ ‘291″>

Sözkonusu personele kadrolar verilirken yurtdışı teşkilatlara özel bir düzenleme yapılarak ‘yerinde’, ‘görev yapmakta oldukları misyonlarda-bulundukları ülkelerde’ kadro ihdas edilmelidir. Ayrıca isteğe bağlı olarak merkeze (Türkiye’ye) dönebilme hakları da tanınmalıdır.
2- Yurtdışı Sözleşmeli Personelin de Aile ve Çocuk Yardımından Faydalandırılması: Yurtiçi Sözleşmeli Personel aile yardımından yararlanırken, yurtdışı sözleşmeli personel bu haktan yararlanamamaktadır. Aile yardımı alamayan Dışişleri Bakanlığı Yurtdışı Sözleşmeli Personeli adına Sendikamız 26 Haziran 2012 tarihinde dava açmış olup karar aşamasındaki yargı süreci takip edilmektedir.
3- Diğer Kamu Kurumlarına Bağlı Olarak Görev Yapan YSP Tavan Ücretlerinin, Dışişleri Bakanlığı’ndaki Emsallerinden Hukuksuz Şekilde Düşük Tutulması: Diğer kamu kurumlarına bağlı olarak görev yapan YSP’nin TİP sözleşmelerinde yer alan ‘ödenecek ücretler hiçbir şekilde Dışişleri Bakanlığı emsal görevlerde çalışanlara ödenecek ücretten daha fazla olamaz’ ibaresine ilgili kurumlarca keyfi şekilde ‘daha az ücret alır’ anlamı yüklenerek, anılan personel aleyhine hiçbir hukuki gerekçe olmaksızın düşük tavan ücret uygulaması yapılmaktadır. Söz konusu düşük ücret uygulaması Anayasanın eşitlik ilkesi başta olmak üzere hukuka aykırılık teşkil etmektedir. Çalışma hayatı boyunca hak kaybına uğratılan bu kurumların personeli için Sendikamızca 2012 yılı Haziran ayında dava açılmıştır.
4- TİP Sözleşmelerinin Yenilenmesi ve Nihai Olarak 657’deki Hakların İlgili Mevzuata ve Sözleşmelere Yansıtılması: Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin mevzuatta, çeşitli tarihlerde değişiklikler yapılmış olmakla birlikte, bunlar YSP’nin çok geride kalmış haklarını çağdaş koşullarda korumaktan çok uzaktır ve esasen, yapılan değişikliklerin ve yargı yoluyla kazanılmış hakların çoğu da henüz TİP sözleşmelerine yansıtılmamıştır.(30 günü aşan hastalık izni, mazeret izinleri, iş sonu tazminatı, mobbinge varan fesih gerekçeleri, doğum ve askerlik nedeniyle sözleşmesi feshedilenlerin pozisyonlarının saklı tutulması, eş ve sağlık durumundan yer değiştirme gibi) Bu nedenle, yurtdışı sözleşmeli personel, yurtiçinde çalışan sözleşmeli personelin yararlandığı bazı haklardan yararlanamadığı gibi, sözkonusu sözleşmelerde yer alan geçersiz ve 657 sayılı yasaya aykırı hükümlere dayanılarak, yurtdışında ülkemizi temsil eden misyonlarca YSP’ye yönelik hukuksuz, farklı ve mobbinge varan keyfi uygulamalar yapılmaktadır. Sendikamızca, uzun yıllardır yenilenmesi için çaba gösterilen TİP Sözleşmelerinin 657 Sayılı yasadaki haklar seviyesine çıkarılması talebimiz, ilgili kurumlar nezdinde sonuç alınıncaya sürecektir.
5- İlgili Mevzuatta Yapılan ve 2011’den İtibaren Kadro Değiştiren Personelin Geçmiş Hizmetlerinin Sayılmamasına Yol Açan Düzenleme: Sözleşmeli Personel mevzuatında yapılan bir düzenleme ile ‘2011 yılından itibaren işe başlayan veya kadro değiştiren personelin geçmiş hizmetlerinin sayılamayacağı’ belirtilmiştir. Bu nedenle bir çok çalışanın geçmiş hizmet yılları yok sayılmış, maddi ve manevi açıdan büyük bir hak kaybına uğramışlardır. Bu emekçiler skala tavan uygulamasından istifade edememiş, yeni işe giren sözleşmeli arkadaşlarıyla aynı ücreti almak zorunda bırakılmıştır. Sendikamızca söz konusu düzenlemeye karşı, Ağustos 2012 tarihinde dava açılmıştır.
6- Fazla Mesai Yapan Yurtdışı Sözleşmeli Personele Ücret Veya İzin Verilmesi: Yurtdışı teşkilatlarında, özellikle konsolosluk-vatandaşlık hizmetlerinde çok ağır iş yükü ve stres altında olan, 2012 yılında bilimsel bir raporla da kanıtlanan aşırı mesai yükü, kurum raporunda önerildiği gibi normal seviyeye çekilmek yerine giderek arttırılan, öğle tatili, gece ve hafta sonları telefon nöbeti düzeninde çalıştırılan konsolosluk personeli ile hafta sonları da dahil sürekli fazla mesaiyle çalışan Destek Hizmet kadrolarında görevli Şoför, Aşçı, Kavas, Garson ve Hizmetli kadrolarının yaptıkları fazla mesainin izin olarak ödenmesinde, bu konudaki yasal düzenlemelere rağmen sorunlar yaşandığı, ‘atıl saat, fiili mesai’ gibi kavramların iş hukukuna aykırı şekilde yorumlanarak ödenmediği Sendikamızca müteakip defalar tespit edilerek, öncelikle Dışişleri Bakanlığı nezdinde girişimde bulunulmuştur. Anılan kadroların fazla mesai izinlerinin ödenmesi ve özellikle senelik izinlerine eklenmesi konusunda, daha önce yaptığımız ve adıgeçen Bakanlığın bir Genelge ile tüm teşkilatına duyurduğu talebimizin ısrarlı takipçisi olacağımızın bilinmesini isteriz.
[kck]img class=’avatar’ =’198′ name=’haber’

0px; border-style: solid; float: ;’ ‘264″>
] 7- Yurtdışı Sözleşmeli Personele Görev Yolluğu, Sıla bileti, Yol İzni, Eğitim ve Kira yardımı, lojman hakkı verilmesi, Ücret Bordrolarının Düzenli Olarak Gönderilmesi: Yurtdışına sürekli görevle tayin edilen memurlarda olduğu gibi yurtdışı sözleşmeli personele de, kurum ayrımı yapılmaksızın sürekli görev yolluğu ödenmelidir. Diğer kadrolu personelin yararlandığı sıla bileti, aile yardımı, eğitim ve kira yardımı, lojman kiralanması (yardımı) ve yol izni gibi haklardan Yurtdışı Sözleşmeli personelin de yararlandırılması Anayasa’nın eşitlik ilkesi, süreklilik arzeden kamu hizmetlerinin gereği ve çalışma barışı açısından zorunludur. Sahraaltı Afrika ülkelerinde bulunan yurtdışı temsilciliklerine sürekli görevle atanan memurlara, ‘ikamete uygun ve asgari sağlık koşullarını haiz konut bulmakta güçlük çektikleri, bulunabilen daireler için ise, emlak piyasasındaki arzın da yetersiz olması sebebiyle maaşlarıyla orantısız derecede yüksek kira bedelleri ödemek durumunda kaldıkları’ gerekçesiyle ‘kira yardımı’ verildiği bilinmektedir. Aynı haktan, bu bölgelerde çalışmakta olan yurtdışı sözleşmeli personelin de yararlanması için gerekli girişimlerde bulunulacaktır.
Ayrıca, kurumların vermekle yükümlü olduğu Ücret bordroları talep edilmesine rağmen ısrarla YSP’ye verilmemekte, kopya alması dahi yasaklanmaktadır. Bilişim çağında teknolojiyi en üst noktada kullanabilme kapasitesine sahip ve yakın tarihte 3 bakanın katılımıyla basına iftiharla tanıtılan e-vize uygulamasını ‘dünyaya örnek olacak bir sistem’ olarak niteleyen kurumların, YSP’ye yönelik bu ikiyüzlü uygulamaları güvencesizliğin ve kuralsızlığın ne boyutta olduğunu göstermektedir.
8- Adaletli Bir Ücretlendirme Sistemi: Sendikamız, Yurtdışı Sözleşmeli Personel’in mevzuat ve ücret tespiti konusunda ‘yurtiçi- yurtdışı’ mevzuat ayrımını gerekli görmekte ve ücret tespit kriterlerinin devlet memurlarında olduğu gibi ‘pozisyon unvanı ve hizmet yılı yanı sıra, kıdem, çocuk durumu, eğitim durumu, yapılan işin niteliği’ ve ülke ekonomik koşulları esas alınarak belirlenmesini, insan onuruna ve ülkeyi yurtdışında temsil eden personele yakışır bir ücret tespit edilmesini talep etmektedir.
Sendikamız mevcut koşullarda farklı statülerde istihdam edilenler arasındaki adaletsizliklerin son bulması için hukuksal ve fiili mücadeleyi devam ettirmektedir.
Yukarıdaki başlıklara ilişkin Sendikamızın ayrıntılı çalışmaları, ilgili bakanlık ve kurumlara çeşitli tarihlerde iletilmiş ve her seviyede önemle takip edilmektedir. Uzun süredir ilerleme sağlanamayan taleplerimizin karşılanmaması durumunda; üyesi bulunduğumuz Uluslararası Sendikalar Federasyonu- ITUC ve Avrupa Sendikalar Federasyonu-ETUC nezdinde girişimlerde bulunularak, YSP mücadelesi uluslararası boyuta taşınacak ve her platformda kamuoyuna duyurulacaktır.
BES/KESK olarak, güvencesizliğe, sözleşmeli ve taşeron köleliğe karşı mücadelenin yükseltilmesi için emeğin değerlerini savunan tüm kesimleri olduğu gibi Yurtdışı Sözleşmeli Personeli de bu mücadeleye davet ediyor,
‘İşimize, Emeğimize, Geleceğimize Sahip Çıkacağız’ şiarıyla ‘Güvenceli İstihdam ve Ücret, Güvenli Gelecek’ mücadelemizi yükselteceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz.