SENDİKAMIZIN 6. DÖNEM 2. MERKEZ TEMSİLCİLER KURULU TOPLANTISI 11-12 NİSAN 2013 TARİHİNDE ANKARA?DA YAPILDI.

225

6. Dönem 2. Merkez Temsilciler Kurulumuz 71 üyenin katılımıyla 11-12 Nisan 2013 tarihlerinde Ankarada toplandı.
Toplantıda, Merkez Yönetim Kurulu’nun yapmış olduğu sunuş okunmuş, illerden gelen Merkez Temsilciler Kurulu üyelerinin sunduğu görüş ve önerileri dinlenmiş ve işkolumuza giren kurumlarda yaşanan sorunlara değinilmiştir.
Toplantının birinci gününde üyelerimizle birlikte Sendikamız üye ve yöneticilerine yönelik tutuklamaları protesto etmek amacıyla Adalet Bakanlığı önünde basın açıklaması yapılarak, tutuklu bulunun üyelerimizin serbest bırakılması istendi.
Merkez Yönetim Kurulunun yapmış olduğu sunuş:
Emek ve Demokrasi Sorunu Derinleşmektedirkckspan class=ctgosterctbyk kckimg class=ctavatarct =ct210ct name=cthaberct


style=ctborder- 0px; border-style: solid; float: ;ct ct280ct /byk kck/spanbyk
Sendikamızın 6. Dönem 2. Merkez Temsilciler Kurulu ülkemizde ve dünyada önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde toplanmaktadır.
AKP hükümeti, dış politikada düşmanlık üzerine kurulu ve savaş yanlısı tutumunu sürdürürken, ülke içinde uzunca bir zamandır kendi siyasal çizgisi dışındaki etnik, dinsel, mezhepsel, sınıfsal, hatta kendi dışındaki siyasi güçleri devlet gücünü (emniyeti, yargıyı, orduyu vb dahil olmak üzere) kullanarak halkı ve emekçileri sindirmek isteyen bir yolda yürümektedir. Başbakana göre AKPnin politikalarına karşı çıkan herkes “provokatör”, her kurum “illegaldir”.
Türkiyeye NATO tarafından Patriot füzelerinin yerleştirilmesi, yönetilen süreçte kumandanın bir kez daha NATO ve ABDnin elinde olduğunu kanıtlamıştır. Halkın büyük bir bölümü Suriyeye yönelik bir müdahaleye ve savaşa karşı olmasına rağmen böylesine tehlikeli bir yönelim içine girilmesi, Türkiye ve Ortadoğu halklarının giderek daha ağır bedeller ödeyeceği bir ateş çemberine doğru sürüklendiğini de göstermektedir.
İsrailin Mavi Marmara baskını üzerinden üç yıl geçtikten sonra “özür” dilemesi, bölgede giderek yalnızlaşan Türkiyenin, önümüzdeki dönemde Suriye başta olmak üzere, bölgenin ?sorunlu? olarak adlandırılan ülkelerine karşı kurulan ittifakın habercisidir.
Türkiyede yıllardır devam ettirilen otoriter, baskıcı, tekleştirici, anti-demokratik anlayış, bugün AKPnin sivil otoritesi eşliğinde zaten sınırlı olan özgürlük alanlarının gittikçe daralmasına neden olmaktadır. Son dönemde artan operasyon ve tutuklamalar, adaletin temel unsurlarından olan avukatlara uygulanan hukuksuzluklar, Çağdaş Avukatlar Derneğine (ÇHD)ne yönelik hukuk dışı operasyon, en temel demokratik taleplerin bile hâlâ yok sayılması, her alanda yasaklamalar, çözümsüzlük politikalarını derinleşmektedir.
kckspan class=ctgosterctbykkckimg class=ctavatarct =ct221ct name=cthaberct

style=ctborder- 0px; border-style: solid; float: ;ct ct295ct /byk kck/spanbykBugün demokratikleşme sorununun merkezinde kuşkusuz Kürt sorunu ve bu sorunla ilişkili olarak ortaya çıkan diğer sorunlar bulunmaktadır. Türkiye?de otuz yıla yakın bir zamandır süren çatışma ortamı ve bu süreçte bizzat devletin açıklamalarına göre 40 bin dolayında insanın yaşamını yitirmiş olması Kürt sorununun demokratik barışçıl yollarla çözülmesinin kendisini dayattığı bir dönemden geçildiğini göstermektedir.
Sendikalarımız ve emek mücadelesi yürüten biz kamu emekçileri açısından barış mücadelesini, tüm diğer alanlarda yürütülen mücadelelerden bağımsız değerlendirmemiz mümkün değildir. Barışın, kardeşliğin ve demokrasinin yerleşmediği ülkelerde, emekçilerin var olan hak kazanımlarını koruması, yeni haklar kazanmasının mümkün olmadığı somut bir gerçektir. Bu bakımdan son dönemde Kürt sorununun çözümü yönünde yaşanan gelişmelerin, sonuç vermesi ve eşit haklar temelinde çözüme kavuşması için her düşünceden, her inançtan emekçilerin yer aldığı sendikalarımızın destek sunması son derece önemlidir. Demokrasi ve eşit haklar, özgürlükler tüm emekçilerin çıkarınadır, ancak savaş ve çözümsüzlükte ısrar emekçi halkların yararına değildir.
Hükümet tarafından 2011 yılında yüzde 8.8 olarak açıklanan ekonomik büyüme 2012 yılında yüzde 2.2 olarak açıklanmıştır. Bunun emekçiler için anlamı hükümetin ve sermayenin “hak gaspı” programını ve özelleştirmeleri daha da hızlandırması olacaktır. Esnek çalışmanın yaygınlaştırılması ve güvencesizliğin temel alındığı bir çalışma hayatının emekçilere dayatılması hedeflenmektedir. Kalkınma Bakanlığı raporunda esnek çalışmanın belli başlı biçimlerinin 2013 sonuna kadar mutlaka yaşama geçirileceğinin altı çizilmekte ve son günlerde 657 sayılı yasa üzerinden yapılan tartışmalarla kamu personel rejiminin de bu doğrultuda değiştirilmesi eklenmek istenmektedir.
Bütün bunlar yaşanırken emekçi örgütlenmelerini ve bu örgütlenmenin en geniş ve etkili ifadesi olan sendikaları işlevsiz kılmak, emekçi kitleler arasında yeni bölünmeler yaratmak ve sendikal mücadeleyi etkisizleştirmek için hemen her yol, her yöntem hükümet tarafından hayata geçirilmektedir. Yasalarla terbiye edemediklerini zor kullanarak, sendikaların şube ve merkezlerine baskınlar yaparak, yöneticilerini tutuklayarak, toplumda “yasa dışı işlerle uğraşıyorlar” algısı yaratılarak, sendikal mücadele itibarsızlaştırılmaya ve etkisiz hale getirilmeye çalışılmaktadır.
Son olarak 19 Şubatta, içerisinde KESK MYK üyemiz Akman Şimşekin de bulunduğu 147 KESK üyesi gözaltına alınmış, içlerinde KESK MYK üyesi Akman Şimşek, KESK Denetleme Kurulu Üyesi Erdoğan Canpolat, eski MYK Üyemiz Abidin Sırma, Fatma Bora Koçaş ve İstanbul 1 Nolu Şube Başkanımız Dursun Doğanın bulunduğu 72 kişi tutuklanmıştır. Sonrasında DİSKe bağlı Genel İş ve Liman-İşe yapılan baskınlarla süreç devam ettirilmiştir.
Bu saldırılar karşısında, daha fazla emekçinin sendikalarda örgütlenmesi için çaba sarf edilmesi ve ortak mücadelenin bir an önce örülmesi önümüzdeki en önemli görevdir.
İşkolumuzda Yaşanan Gelişmeler
Ekim ayında toplanan 1.Merkez Temsilciler Kurulu sonucunda çıkarılan mücadele programına uygun olarak çalışmalarımıza devam ettik.
Emekçilere dayatılan hak kayıplarına karşı başta Maliye, Yargı ve SGK olmak üzere işkolumuzun bütününe yönelik taleplerimizi içeren dilekçeler, basın açıklamaları, il gezileri, ayrıca şubelerle birlikte işyeri gezileri, toplantılar, örgütledik. Örgütlenme, basın yayın ve eğitim faaliyetlerini kademeli olarak yürüttük. Aynı zamanda KESK ve bağlı sendikalar ile DKÖler, emek ve demokrasi güçleriyle birlikte ortak eylem ile etkinliklerde yer aldık. Bu dönem KESKe ve BESe yönelik baskı, gözaltı ve tutuklamalara karşı mücadelemizi yükseltmeye çalıştık.
1. MTK programı dahilinde 20 Aralık 2013 bütçesine yönelik iş bırakma, 27 Şubat 2013te işkolu bütünlüğü içinde “insanca yaşam, güvenceli gelecek” talebiyle on binlerin katıldığı iş bırakma eylemlerini hep birlikte başardık, örgütümüzün her iki eylemde de çıkarması gereken örgütsel sonuçlar olduğu inancındayız.
Bu Merkez Temsilciler Kurulunda geride bıraktığımız 6 aylık döneme ilişkin kapsamlı bir değerlendirmeyi örgütsel olarak yaparak, önümüzdeki dönem mücadeleyi hep birlikte daha da yükselteceğimiz inancındayız.