ÜLKEMİZDE, ORTADOĞUDA VE DÜNYADA BARIŞ MÜMKÜN, 1 EYLÜL DÜNYA BARIŞ GÜNÜ KUTLU OLSUN.

199

Nazi Almanya’sının; 1 Eylül 1939’da Polonya’yı ardından Sovyetler Birliği’ni işgal etmesini, milyonlarca insanı katletmesini kınamak için, Dünya Sendikalar Federasyonu tarafından savaşın başladığı 1 Eylül günü ‘ Dünya Barış Günü’ olarak ilan edilmiştir.
Paylaşım savaşlarının kirli tarihi bugün de ne yazık ki aynı vahşeti ile devam etmektedir. ABD emperyalizminin başını çektiği dünyanın egemenleri, enerji kaynaklarına ve yollarına hakim olma hırslarını ve saldırganlıklarını, ‘özgürlük ve demokrasi’ sözcüklerinin ardına gizleyerek, Ortadoğu’yu kan gölüne çevirmeye devam etmektedirler. Emperyalizmin hegemonya savaşının parçası olarak gelişen bu saldırılar Irak, Libya ve Afganistan’dan sonra bugün Suriye üzerinden devam etmekte, etnik ve dini farklılıklar körüklenerek halklar birbirine düşman edilmekte, ülkelerin ve halkların tarihi, gelecekleri ve bir arada yaşama umutları yok edilmektedir.
Suriye’nin kaderinin Suriye halklarının elinden alınmaya çalışıldığı bu süreçte AKP ise, emperyalist müdahalenin taşeronluğuna soyunup Suriye için demokrasi nutukları çekmeye devam etmektedir. Suriye’ye demokrasi getirilmesini bu kadar önemsediğini söyleyen AKP’nin Suudi Arabistan, Ürdün ve Katar gibi krallık-şeyhlikle yönetilen ülkelerle hangi zeminde yan yana gelerek Suriye’ye karşı yürütülen operasyonların merkezinde yer aldığını bu halka anlatması gerekmektedir.
Türkiye’yi emperyalist müdahalelerin maşası değil, barışın ve kardeşliğin savunucusu ve mücadelecisi haline getirmek hepimizin görevidir. Bölgede ve dünyada barış, kardeşlik ve özgürce bir arada yaşamı savunmak için, şimdi her zamankinden daha fazla mücadeleye ihtiyaç vardır. Daha güçlü bir barış çağrısını seslendirmek, emperyalizme karşı halkların birlikte mücadelesini büyütebilmek için, her türlü emperyalist ilişkilerin tasfiye edildiği, tam bağımsız ve özgür bir Türkiye çığlığımızı yükseltmenin şimdi tam zamanıdır.
Otuz yılı aşkın bir süredir on binlerce insanımızın ölümüne sebep olan Kürt sorununda girilen yeni evre, kaygılarımızı her gün artırmaktadır. Ülkemizde yıllardır devam ettirilen otoriter, baskıcı, tekleştirici, anti-demokratik devlet anlayış, bugün AKP’nin sivil otoritesi eşliğinde Kürt halkının özgürlük alanının gittikçe daralmasına neden olmaktadır. Kürtlerin demokratik hak taleplerini yok sayan AKP, askeri ve siyasi operasyonlarla çatışma zeminlerini güçlendirmekte, barış umutlarını her geçen gün biraz daha tüketmektedir. Barışçıl ve demokratik çözüm için somut adımların atılmaması şiddet ve ölümlerin sürmesine neden olmaktadır. Ölümler barış umudunu tüketmekte, halkların kalbinde onarılmaz yaraları derinleştirmektedir. Şimdi bu yaraları barış çığlığına dönüştürme zamanıdır.Özlemimiz, kimliği, kültürü, dili, dini, mezhebi, görüşü ne olursa olsun, üzerinde eşit haklara sahip yurttaşlar olarak yaşayacağımız, demokratikleşmeye yönelik çözümlerin benimsendiği, eşitlikçi ve özgürlükçü bir Türkiye özlemidir. Şimdi diyalog ve çözüm zamanıdır. Artık sözler değil, ölümler son bulmalıdır.
Savaşı tüm sıcaklığı ile hissettiğimiz bu günlerde, barış talebi ülkemiz için hiç bu kadar yakıcı ve acil olmamıştı. Sadece ülkemizde değil, yakın coğrafyamızda savaş söylemlerinin yükseltildiği, kardeş halklar arasında ırkçı, dinci, mezhepçi söylemin artırıldığı, kin ve nefret tohumlarının ekildiği bu dönemde, emekten ve demokrasiden yana tüm kesimler, yüksek sesle ve hep bir ağızdan ‘Ülkede, Bölgede ve Dünyada Barış’ istemini yükseltmelidir.
Şimdi, kardeş ve komşu halklar arasında kirli emperyalist hesaplarla körüklenmeye çalışılan kin ve nefret söylemlerine, ırkçı – şoven, dinci – mezhepçi kışkırtmalara karşı inatla bir arada ve yan yana durmanın, savaş çığırtkanlarına antiemperyalist dayanışmayla dur demenin, barış, özgürlük ve adalet çığlıklarını en gür sesimizle haykırarak, her zamankinden daha çok ‘Yaşasın Halkların Kardeşliği’ demenin zamanıdır.
Evet, şimdi daha güçlü bir barış çağrısını seslendirme zamanıdır. Ülkede, bölgede ve dünyada barış için, kardeşlik ve özgürce bir arada yaşamak için, şimdi her zamankinden daha fazla mücadele zamanıdır.
1 Eylül’de Türkiye’de tüm savaş karşıtlarının seslerini birleştirme zamanıdır!
1 Eylül’de Suriye’ye emperyalist müdahaleye ve savaş tamtamlarına hayır deme, halkların kardeşliğini yüksek sesle hep birlikte haykırma zamanıdır!
DİSK, KESK, TMMOB ve TTB öncülüğünde yapılabilen tüm illerde alanlara çıkıyor tüm savaş karşıtlarını birlikte mücadele etmeye davet ediyoruz.

MERKEZ YÖNETİM KURULU