BU ZORBALIĞA KARŞI TEK YOL DİRENİŞİ BÜYÜTMEKTİR!

204

11 yıldır ülkede hüküm süren AKP’nin zulüm ve baskı düzenine karşı birleşenlerin, tüm farklılıklarına rağmen birarada, Türkiye’nin dört bir yanına dalga dalga yayılan direnişini biber gazıyla, polis şiddetiyle, idari tehditlerle sindiremeyeceğini anlayan AKP iktidarı yeni tezgahlar kurmanın peşindedir.
Bugün sabah saatlerinde Taksim’de yaşanan provokasyon, Taksim Gezi Parkı direnişiyle eşitlik, özgürlük ve demokrasi mücadelesinde kenetlenen milyonları bölmenin adeta bir provası biçiminde yaşanmaya devam etmektedir.
Bir yandan Gezi Parkı’nın yağmalanmasına karşı başlayan eylemler, diğer bir yandan bu eylemlerin yıkım ve talanla, baskı ve şiddetle bezenmiş AKP’nin tek adam diktasına doğru yönelen yeni rejimine karşı yaygınlaşan halk direnişi, ülkemizin her yerinde kararlılıkla sürdürülmektedir.
AKP iktidarının yıllardır uyguladığı baskı ve sömürü dayatmalarına karşı halkın biriktirdiği öfke ve isyan, mahallelerde ve kentlerin meydanlarında demokratik hak ve talepler çerçevesinde giderek büyümeye devam eden bir direnişe dönüşmüştür.
Gezi parkına sahip çıkmak isteyenlere, sokaklarda demokratik haklarını kullanarak tamamen barışçıl eylemler gerçekleştirenlere karşı uygulanan devlet terörü ise, yıllardır haksızlık ve hukuksuzlukla kuşatılanlar için bardağı taşıran son damla olmuştur. Halkımızın kendi söz ve eylemine karşı gösterilen tahammülsüzlüğün boyutları, şu ana kadar 3 yurttaşımızın katledildiği, 48’i ağır olmak üzere 5 bine yakın yurttaşımız yaralandığı ve binlerce insanın gözaltına alındığı polis şiddetiyle kendini göstermektedir.
Sokaklarda kontrolsüzce halkın üzerine panzerlerle, zehirli gazlarla saldırılmasının; binlerce polisi ve savaş uçaklarına varan araçlarıyla kentlerde bir sıkıyönetim havası yaratmaya çalışılmasının tek bir neden vardır: KORKU!
Korkuyorlar, çünkü halkın mücadelesi önünde hiçbir gücün kalamayacağını biliyorlar. Çünkü emeğe, yaşam hakkına, ifade özgürlüğüne, doğaya, sanata, kadına karşı yürütülen gerici ve piyasacı saldırılar karşısında halkın başka bir gelecek mücadelesi, eşitlik, özgürlük ve demokratik bir Türkiye ufkuyla büyümektedir. Ve bu ufukta zalimlere, kendi halkına zulmedenlere, baskı ve şiddetle sömürenlere yer yoktur.
Tüm ülkenin başbakanı olduğunu iddia eden Erdoğan’ın ise; sarf ettiği her kelimede kin, nefret saçmaya devam etmesi ibret vericidir. Otobüslerle, 4 saat uzatılan metro seferleriyle havaalanına taşınan bindirilmiş kıtaların ‘yol ver geçelim, Taksim’i ezelim’ , ‘azınlık şaşırma sabrımızı taşırma’ gibi toplumun farklı kesimlerini karşı karşıya getirmeyi hedefleyen sloganlarını sonsuz hoşgörüyle karşılayan Erdoğan, ‘ileri demokrasi’ demagojisinin iflas bayrağını çekmiştir.
Giderek sertleşen üslubuyla toplumu geren, kin ve düşmanlık duyguları üzerinden karşı karşıya getirmeye çalışan başbakan Erdoğan provokasyonlarına derhal son vermelidir.
Halkla inatlaşmaktan vazgeçmeli, halkı tehdit ettiği, aşağıladığı ifadeleri için halktan özür dilemelidir.
Direnişin 15. gününde (bugün) halkın demokratik taleplerini karşılamak yerine binlerce çevik polisi ve onlarca TOMA’sıyla halka saldırmak için Taksim meydanına girmeyi seçen Başbakanın iflah olmaz diktatör tutumunda yeni bir aşamaya geçmeyi seçtiği görülmektedir. Sabah saatlerinde Taksim’e yapılan operasyon ve ardından Başbakan’ın halka yönelik ‘haddini bildiririz’ ifadelerinin yer aldığı konuşması, aynı diktatör tutumun devam ettiğini göstermektedir.
Ve yine aynı konuşmada Başbakanın ‘devletin karşısında boyun eğmelidir’ dediği halka yönelik aşağılama ve karalama çabaları da sürmektedir.
Kendisini uyarıyoruz; boynunu eğmesi gereken halk değil, bu halkın taleplerini uygulamakla görevli olan devletin kendisidir.
Bu halk, direnişini talepleri karşılanana kadar sürdürmeye kararlıdır. KESK olarak, bu zorbalığa karşı örgütlü gücümüzle eşit, özgür ve demokratik bir Türkiye mücadelesinin içinde olmaya devam edeceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz.
Taleplerin bir an önce karşılanması için diyaloglar derhal başlatılmalıdır. Bu diyalogların, hükümetin bugün öne sürdüğü gibi ‘yukarıdan oluşturulmuş bir heyetle’ sürdürülmesi mümkün değildir. Halkı temsil etmekten uzak, direnişin içinde yer almamış sadece iktidara yakınlığı ile bilinen isimlerle kurulan diyalog meşru değildir, çözüme dönük bir niyet taşımamaktadır.
Hükümeti samimi olmaya ve gerçek bir adım atmaya çağırıyoruz:
Halkın üzerine şiddet saçan polislerinizi, TOMA’larınızı artık geri çekin!
Halkın onurlu mücadelesini küçümseyen ve aşağılayıcı nitelikte olan ifadelerinizi için halktan özürdileyin!
Demokratik taleplerimizin karşılanması için diyalog çağrımıza kulak verin ve Gezi Parkı’na sahip çıkılmasında başından beri insiyatif alan, örgütlerimizin de yer aldığı Taksim Dayanışması ile görüşmeleri bir an önce başlatın!
Başbakana ve tüm demokrasi düşmanlarına bir kez daha hatırlatıyoruz!
HALKIN MÜCADELESİ ÖNÜNDE HİÇBİR GÜÇ AYAKTA KALAMAZ!