MÜCADELEMiZDEN ALIKOYAMAYACAKLAR

257

Ankara 28. Asliye Mahkemesi’nin hukuk devletinin ilkelerini çiğneyerek, sendika yöneticilerimiz hakkında vermiş olduğu hapis cezası kararıyla ilgili KESK Başkanı Dr. İsmail H. Tombul ve KESK’e bağlı sendikaların başkanları ortak basın toplantısı düzenlediler. Basın toplantısında Mahkeme kararıyla ilgili bildiriyi okuyan Tombul, bugüne dek çok kez yargılandıklarını fakat mücadelelerinin engellenemeyeceğini söyledi.Değerli Basın Mensupları;KESK’e ve KESK nezdinde kamu emekçilerinin demokratik sendikal mücadelesine yönelik saldırılar yoğun biçimde devam etmektedir.KESK’in demokrasiden ve emekten yana mücadelesinden rahatsız olan AKP hükümeti, iktidar olduğu günden bu yana yasaları, Anayasa’yı, insan haklarını ve sendika hukukunu hiçe sayarak sendikal faaliyetlerimizi engellemeye çalışmaktadır.Eğitim ve Bilim Emekçileri alanında örgütlü sendikamız Eğitim Sen’in 2005 yılında ’24 Kasım Öğretmenler Günü’ nedeniyle yapacağı basın açıklaması da bu biçimde keyfi olarak engellenmiştir. Ankara Valiliği, şehir dışından gelen üyelerimizin şehre girmelerine izin vermemiş ve basın açıklamasına katılmak için bekleyen üyelerimize gaz bombalarıyla, coplarla saldırı emrini vermiştir. Bununla da yetinilmemiş, hakkımızda dava açılması için, bu olayla ilgili olmayan ve çoğunun yalan olduğu yargılama sırasında ortaya çıkan hukuka aykırı belgeler toplayarak, Ankara Cumhuriyet savcılığına başvurmuştur. Dahası yetkisini aşarak KESK ve Eğitim Sen Genel Başkanları’nın Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesinden, yani ‘halkı kin ve nefrete tahrik’ten yargılanması talebinde bulunmuştur.Eğitim alanında yaşanan sorunlara, eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin taleplerine dikkat çekmek üzere yapılması planlanan basın açıklamasının yaptırılmaması nedeniyle gün boyu sendikanın önünde bekletilen binlerce eğitim emekçisi ve onlara destek veren sendika yöneticileri hakkında Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesinde dava açılmıştır.Yargılama sırasında, açılan davanın Anayasa’da düzenlenen ‘ifade özgürlüğü’ne, ‘sendika hakkı’na, ‘gösteri ve toplantı düzenleme hakkı’na ve bu haklara getirilebilecek sınırlamanın sınırını gösteren 13. Maddeye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10 ve 11. maddelerine ve ILO sözleşmeleri ile güvence altına alınan ‘sendikal faaliyet hakkı’na bir saldırı olduğunu açıkladık. Benzer bir açıklamaya katıldığı için ceza verilen KESK üyesinin başvurusu üzerine Mart ayında AİHM’in Türkiye Cumhuriyeti’nin örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiğine dair kararı sunduk. Hukuka aykırı eylemin basın açıklaması yapmak değil, bu hakkı engellemek, ölçüsüz şiddet kullanmak olduğunu belirttik. Tüm bunlara rağmen Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından, yargılanmakta olan 22 yöneticimizden 11’ine ceza verilerek Anayasanın 2. maddesinde belirlenen ‘demokratik insan haklarına saygılı, hukuk devleti ilkesi’ ihlal edilmiştir.Hükümetin hukuka aykırı tutumu karşısında, ne yazık ki kişi hak ve özgürlüklerinin güvencesi olması gereken yargı organları da Anayasal görevlerini yerine getirmemişlerdir. Demokratik haklarını kullanmak isteyen sendika yöneticilerine hapis cezası verilirken, altısı ağır olmak üzere yirmi kamu görevlisini yaralayan ve ölçüsüz düzeyde, hukuka aykırı şiddet uygulayan güvenlik görevlileri ve onlara emir veren idareciler hakkındaki şikâyetlerimizi işleme dahi koymamışlardır.Bizler yıllardır ülkenin sorunlarını ve kamu emekçilerinin taleplerini savunmak için işyerlerimizde, sokaklarda mücadele sürdürüyoruz. Bu mücadelemizi, demokratik bir ülkede insanca yaşam taleplerimizi içlerine sindiremeyenler, bizi, çeşitli yollarla engellemeye çalıştı. Türkiye’de kamu emekçilerin hareketinin öncüsü olan KESK üyeleri bugüne kadar defalarca yargılanmıştır. Hiçbir yargılama mücadelemizin önüne engel olamadı bundan sonra da olamayacak. Bizler, üyelerimizin haklarına ve ülkemizin geleceğine sahip çıkma mücadelemizde, haklılığımızı bugüne kadar milyonlarca kamu emekçisiyle beraber yürüttüğümüz demokrasi mücadelesinden alıyoruz. Hiçbir iktidar, hiçbir vali, hiçbir mahkeme kararı haklılığımıza ve masumiyetimize gölge düşüremeyecek. İnsan haklarına, sendika hakkına, ifade özgürlüğüne ve uluslar arası sözleşmelere aykırı bu haksız kararın, Yargıtay’dan döneceğine inanıyoruz.Ortada hiçbir delil olmaksızın sadece sendika başkanlarını cezalandırma biçimindeki bu karar, açıkça KESK örgütlülüğünün hedef alındığını göstermektedir. Ancak KESK tüm baskılara rağmen bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da haklı mücadelesine devam edecektir.