SOKAKTA YARGILAMANIN VE CEZALANDIRMANIN YAPILDIĞI, LİNÇ ADALETİNİN UYGULANDIĞI BİR SÜREÇTE ADLİ YIL AÇILIYOR

270

Geçen yıl, basına ve kamuoyuna da yansıyan Mafya-MİT ve Yargıtay ilişkisi gölgesinde adli yıl açılırken, bu yıl, Ülkemizde Mersin’den başlayıp, Trabzon’da, İzmir vb illerde devam eden, son olarak ta Bozüyük’te gerçekleştirilmeye çalışılan linç girişimlerinin gittikçe yaygınlaştığı bir süreçte adli yıl başlatılacaktır.
Ülkemizde yaşanılan sorunların çözümünün, bu ülkenin asli unsurları ile gerçekleştirilmesi gerekirken, özellikle , son günlerde kürt sorunun toplumsal kesimler nezdinde tartışılıyor ve çözüm üretilmeye çalışılıyor olması ve toplumsal barış ortamı, çatışmalı süreçten rant sağlayan ve varlığını kaos ortamında devam ettirebilecek güçleri rahatsız etmekte ve inkar ve imha politikalarının yanı sıra, linçle sorunu çözme yoluna gitmektedirler.
Son günlerde, yakalanan zanlılara yada gösteri yapanlara yönelik linç girişimleri, güçlünün gücü oranında, sokakta yargılamayı yapıp, cezalandırması anlamına gelmektedir ki, bu tehlikeli bir yönelimdir.
Sosyal hukuk devletinde olması gereken, ekonomik ve sosyal alanın yanı sıra hukuk alanında da adaletin sağlanmasıdır.
Aslında hukuk ve adalet tartışmalarının birlikte yürütülmesi gerekmektedir. Kanunların uygulanması hukuk sisteminin bir parçasıdır. Bir ülkede, yargısız infazlar gerçekleştiriliyor,insan hak ve ihlalleri artarak devam ediyorsa, cezaevlerinde devletin koruması altındaki tutuklu ve hükümlülerin can güvenliği yok ise, kanunlar uygulanırken adalet sağlanmıyorsa veya kişiler yada topluluklar kendilerince, sokakta yargılama ve cezalandırma sistemini hayata geçirebiliyor ise, o ülkede haktan, adaletten ve hukuktan bahsetmek mümkün olamaz.
Adaletin bir gün herkese gerekli olacağı gerçeği herkesin aklının bir köşesinde bulunarak hareket edilmelidir.
YARGI ÇALIŞANLARININ SORUNLARI, YARGI SİSTEMİNİN SORUNLARI GİBİ ARTARAK DEVAM ETMEKTEDİR.
Yargı sisteminde sorunlar devam ederken yargı çalışanlarının da çalışma koşullarında ve ekonomik haklarında herhangi bir iyileştirme söz konusu olmamıştır. Çalışanlar hala cezai sorumlulukları bakımından Hakimler ve Savcılar Yasası tabi olurken, ekonomik kazanımlar bakımından ayrı değerlendirilmektedirler.
İstihdamda, kadrolu ve ihtiyaca göre personel yerine 1 yıllık süreli, kölelik koşullarında ücretle, sözleşmeli personelle geçici olarak personel sorunu çözülmeye çalışılmaktadır. Bu da yargı alanındaki istihdam sorununu derinleştirmektedir.
Oysa yargı sistemi mübaşirinden zabıt katibine, yazı işleri müdürlerine, hakim ve savcısına kadar tüm kademelerde bir bütündür ve özlük haklar yönünden yaşanılan sorunların acilen çözülmesi gerekmektedir.
Biz, büro emekçileri sendikası olarak yargı çalışanlarının, eksik personel, güç çalışma koşulları ve sefalet düzeyinde ücretle çalışma gibi sorunlarının yanı sıra, yargı alanının da sorunlarının takipçisi olmayı ve sorunların çözümü için mücadeleyi kendimize görev olarak alıyoruz.
BÜRO EMEKÇİLERİ SENDİKASIGENEL MERKEZİ