TÜİK HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK!

203

Kamuoyu ile yanıltıcı veriler paylaşan ve gerçek enflasyon rakamlarını açıklamayan TÜİK yöneticileri hakkında Sendikamız tarafından suç duyurusunda bulunulmuştur.

Suç duyurusu dilekçesinde;
İstatistik bilimi ve tabi ki Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), oldukça önemli ve ikamesi olmayan veriler üretmektedir. Bu istatistik veriler sayesinde; Devlet daha adaletli bir şekilde karar alıcı ve denetleyici görevini yerine getirebilir. Tüm karar alma süreçlerini etkileyen istatistiklerin ve istatistikî yöntemlerin Bakanlıklarda ve kamu kurumlarında kullanılması olmazsa olmaz kuralıdır. İstatistikî bilgi olmadan Devletin gelecek planlaması, etki analizi, denetleme görevi ve yatırım planlaması görevlerini yürütmesi düşünülemez.

Devlet Kurumlarından biri olan Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) görevlerinin en başında da ürettiği istatistiklerde adaletli olması gerekir. Bu adaleti de, ürettiği istatistik göstergeleri; güvenilir, yansız, kaliteli, uluslararası standartlara uygun, kıyaslanabilir, tutarlı, güncel ve toplumun ihtiyaç duyduğu verileri üretilmesi sayesinde sağlayabilir. Bu nedenle TÜİK’in ürettiği enflasyon rakamları da Devletin ekonomik anlamda daha adil yönetilmesi için gerekli verilerden biridir.

Çünkü Enflasyon;

  • Mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki değişim oranlarının izlenmesinde,
  • Ödeme sözleşmelerinin vade farklarının hesaplanmasında,
  • Satın alma gücü değişiminin bulunmasında,
  • Ekonomik ya da parasal değer serilerinin deflate (indirgenmesinde) reel değerlerinin bulunmasında,
  • Verimlilik, kârlılık ve muhasebe hesaplarında,
  • Merkez Bankasının para politikalarında,
  • Hükümetlerin alacağı ekonomik tedbirlerin belirlenmesinde,
  • Ekonominin gidişat için bir gösterge olmasında,
  • Hükümetlerin ekonomik politikalarının belirlenmesinde,
  • Ücretlerin ve fiyatların ayarlanmasında,
  • Milli muhasebe hesaplarında,
  • Fiyat analizlerinde,
  • Ticari faaliyetlerin yönlendirilmesinde,
  • Kira kontratlarının artış oranlarının belirlenmesinde,

Enflasyon yani Fiyat Endeksleri gösterge olarak kullanılmaktadır.

Kısacası TİS yapılan sendikalı işçilerin ve kamu ekçilerinin ücret ve maaşlarına yapılacak zamlar, Asgari ücrete yapılan zamlar, Özel sektörde çalışan beyaz yakalı emekçilerin ücretlerine yapılan zamların en birinci kriteri, Memur, işçi, BAĞKUR emeklilerinin maaşlarına yapılacak zammın tamamı TÜİK enflasyonuna bağlı olarak belirlenmektedir.

Tüm bunların yanı sıra kamuoyunda vergi ve idari para cezaları olarak adlandırılan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranı da enflasyon rakamlarına göre belirlenmektedir.

Ancak TÜİK verilerine kamuoyunda güven kalmamıştır. TÜİK verilerine güven 2003 yılından itibaren adım adım düşerek bu gün hiç kalmamış olacak ki sadece bir şirketin değil, birçok “kamuoyu araştırma” şirketinin yaptığı anketlerde “yurttaşlarımızın yüzde 70’in üzerinde bir sonuç ile” Kurum’un açıkladığı “rakamlara inanmadığını” ortaya koymaktadır.

Ayrıca Hükümet ve TÜİK yetkililerince de kabul edilen bir de hissedilen enflasyon var. Resmi yıllık enflasyon her ne kadar Aralık 2021 de %36,08 olsa da CB Hükümeti 2022 yılında geçerli olacak asgari ücrete yüzde 50,4 oranında zam yapmıştır.

Resmi enflasyon her ne kadar yıllık %73,50 çıkmış olsa da, İstanbul Ticaret Odası’nın açıkladığı enflasyon rakamlarının Mayıs 2022 de yıllık %87,35 artmış olması, bağımsız akademisyenlerce hesaplanan enflasyon rakamlarına göre ise %160,76 artmış olması Sendikamız kuruluşu BES-AR tarafından hesaplanan Kamu Emekçilerinin Enflasyon Sepeti Araştırması’na göre Mayıs ayı Genel enflasyon rakamının yıllık ise %125,81 artış göstermesi de TÜİK rakamlarının gerçeği yansıtmadığı algısını tüm kamuoyunca dile getirilmektedir.

Merkez Bankasının 2021 Mayıs-2022 Mayıs arasındaki dolar kuru artışı tüm dalgalanmalar göz ardı edilse bile %78,85’dir. Öte yandan, Nisan 2022 Tarım ürünleri üretici fiyat endeksi (Tarım-ÜFE) yıllık %118,53 artması ile Yİ-ÜFE yıllık rakamının %132,16 olması da göz önüne alındığında TÜİK’in açıkladığı rakamlar arasında bile enflasyon çelişkisi kamuoyunun TÜİK’e olan güvenini iyice yitirmesine neden olmaktadır.

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından 03/06/2022 tarihinde açıklanan enflasyon oranlarının gerçeği yansıtmadığı açıkça ortadadır. Tüm yurttaşların derinden hissettiği ekonomik krizin siyasi etkilerini azaltmak amacıyla, objektif olması gereken kurumun enflasyon oranı gerçeğe aykırı olarak düzenleyip kamuoyuna açıklaması kurumun ilkeleri ile de bağdaşmamaktadır. Oysa TÜİK’ in görevi gerçek rakamları açıklamaktır. Ülkemizde yurttaşlarımızın hissettiği yıllık enflasyon oranı (TÜFE) yüzde 90’nın üzerinde iken; TÜİK tarafından Mayıs ayı verilerine göre yıllık enflasyon oranı yüzde 73,50 olarak açıklanmıştır.

TÜİK kamu gücü ve kamu kaynaklarını kullanarak elde ettiği verileri, gerçeğe aykırı olarak işlemektedir. Bağımsız ve tarafsız, alanında uzman ekonomist bilirkişilerce hesaplanacak olan gerçek enflasyon oranları, TÜİK yetkilileri tarafından resmi belgede sahtecilik suçunun işlendiğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyacaktır.

Savcılığınız tarafından bahsi geçen suç şüphesi üzerine soruşturma başlatılması ve gerçek enflasyon oranlarının, alanında uzman bilirkişilerce hesaplatılması talebimizdir”
şeklindeki açıklamalara yer verilmiştir.

5429 Sayılı Türkiye İstatistik Kanununda, TÜİK’in kuruluş amacı; “Resmî istatistiklerin üretimine ve organizasyonuna ilişkin temel ilkeleri ve standartları belirlemek; ülkenin ihtiyaç duyduğu alanlarda veri ve bilgilerin derlenmesini, değerlendirilmesini, gerekli istatistiklerin üretilmesini, yayımlanmasını, dağıtımını ve Resmî İstatistik Programında istatistik sürecine dâhil kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak” şeklinde tarif edilmiştir.

Yine aynı Kanun’un 4’üncü maddesinde “Resmî istatistiklerin kalitesinin geliştirilmesi için Program kapsamında üretilen istatistikler, güvenilirlik, tutarlılık, tarafsızlık, istatistikî gizlilik, güncellik ve şeffaflık ilkelerine göre hazırlanır ve uygulanır. Resmî istatistiklerin gerçekleri yansıtmasının sağlanması, tüm kullanıcılara tarafsız ve eş zamanlı olarak sunulması, gizlilik ilkesine riayet edilmesi, kamuoyunun bilgi edinme hakkının gözetilmesi temel esaslardır” cümlesiyle verilerin ve istatistikî bilgilerin güvenilirliği, gizliliği ve erişilebilirliğinin temel esas olduğu ifade edilmiştir. Bu sebeple bilgi güvenliğinin sağlanması, TÜİK’in varoluş nedeni olan vazifelerin ifası, yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi ve kurumsal itibar açısından son derece önemlidir. İzah edildiği üzere ihbar edilen kurum yetkilileri 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunun amaç ve ilkelerine aykırı hareket etmektedirler.

4 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (CK) KIRKİKİNCİ BÖLÜM Türkiye İstatistik Kurumu başlığı altında Türkiye İstatistik Kurumunun görev ve yetkileri başlıklı MADDE 600 (e) bendi “İstatistik alanındaki bilimsel araştırma teknikleri ile istatistikî yöntem ve bilgi teknolojilerine ilişkin gelişmeleri takip etmek ve bunların uygulanması için gerekli önlemleri almak” (f) bendi ise, “İstatistik alanındaki ulusal ve uluslararası öncelikleri dikkate alarak istatistikî veri ihtiyacı duyulan alanları ve veri derleme yöntemlerini ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde belirlemek” hükümlerine uymayarak CK’ne aykırı hareket etmektedirler.

4 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (CK) KIRKİKİNCİ BÖLÜM Türkiye İstatistik Kurumu başlığı altında Veri Kalite Kontrol Kurulu başlıklı MADDE 605 (1) fıkrasında; “Başkanlıkta, Başkanlığın merkez ve taşra teşkilâtının istatistik çalışmaları ve Programda yer alan istatistiklerin üretimine yönelik alan çalışmaları ile diğer kayıtlardan başlayıp verilerin yayımlanmasına kadar geçen tüm süreçleri bilimsellik ve uluslararası standartlara uygunluk açısından incelemek ve değerlendirmek ve gerektiğinde yerinde kalite kontrol çalışmaları yapmak üzere Veri Kalite Kontrol Kurulu oluşturulur” hükmü gereği enflasyon verilerinin kalitelerini araştırmaması nedeniyle CK’ne aykırı hareket etmektedirler.

Yine aynı CK da; Danışma kurulları, özel ihtisas komisyonları ve inceleme araştırma grupları başlıklı MADDE 607  (1) fıkrasında “Sayım, araştırma ve proje çalışmalarında ihtiyaç duyulan konularda gerçek ve tüzel kişilerin uzmanlık, deneyim ve görüşlerinden yararlanmak, en son bilimsel teknik ve yöntemlerin uygulamaya aktarılmasını sağlamak amacıyla danışma kurulları oluşturulabilir” hükmü gereği enflasyon konusunda çalışma yapan akademisyenleri sendikaları ve kısaca sivil toplum kuruluşlarını çalışmalarına dahil etmeyerek şeffaflığına gölge düşürmekte ve CK’ne aykırı hareket etmektedirler.

Ayrıca, 26 Mayıs 2022 tarihinde TÜİK Avrupa Birliği İstatistik Ofisi olan EUROSTAT’ı bahane ederek “Eurostat’ın TÜFE verileri konusundaki dağıtım politikası ve şeffaflık kriterleri de değerlendirilerek, ilerleyen süreçte TÜFE kapsamında yayımlanmakta olan ve Eurostat tarafından talep edilmeyen tabloların kaldırılarak, aynı şekilde talep edilen yeni tabloların da eklenmesine karar verilmiştir” şeklinde bir açıklama yaparak, 3 Haziran 2022 tarihinden itibaren enflasyon hesabında kullandığı madde fiyatlarını yayımlamayı durdurmuştur. Bu durum TÜİK’in şeffaflık ilkesini ihlal ederek 5429 sayılı kanunun 4 maddesine muhalefet etmektedir.

Tüm bunlarla birlikte yıllar itibariyle yapılan yöntem değişiklikleri de enflasyonun olduğundan daha düşük göstermenin gayretleri olarak algılanmaktadır.

 Bu yöntem değişiklikleri kısaca şunlardır.

  1. Enflasyon rakamlarının hesaplanmasında 2005 yılından itibaren sabit bazlı (temelli/esaslı/devreli) Laspeyres Endeks formülü değiştirilerek, Zincirleme Endekse geçilmiştir. Zincirleme Laspeyres’in sabit devreli Laspeyres’e göre daha az artma eğiliminde olduğu bir gerçektir (Szule-1983)[1].
  2. Enflasyon rakamlarının hesaplanmasında sabit bazlı Laspeyres Endeks formülü değiştirilerek, Zincirleme Endekse geçilme adı altında ağırlıkların hesaplanması 3 yıla yayılarak olduğundan daha düşük enflasyon oranları hesaplanmaya başlanmıştır. Şöyle ki; Enflasyon sepetinin ve ağırlıkların ana veri kaynağı olan Hanehalkı Bütçe Anketi yıllık minimum 30 bin hane ile anket yapılması gerekirken, TÜİK yönetimi 35 515 haneyi 3 yıla bölerek her yıl 11 838 hane ile anket yaparak 3 yılın harcama değerlerini toplayarak ağırlık oranlarını bulmaktadır. Bu durum her yıl iki önceki yılın harcama değerlerinin ağırlıklarda kullanılması gibidir yani TÜİK her yıl TÜFE’de ağırlıkları ve sepeti güncelliyorum derken dünyanın hiçbir yerinde kullanılmayan bir yöntemle ağırlık ve sepetini güncelliyor.
  3. Ayrıca TÜİK yönetimi 2017 yılından itibaren mevsimsel ağırlıkları kaldırdı. TÜFE’de daha önce mevsimsel ürünlerin her ay farklı ağırlığa sahip olduğu değişken ağırlık kullanılıyordu. Örneğin portakalın toplam ağırlığı yüzde 12 ise ve bu ürün dört ay boyunca tüketiliyorsa, ilgili aylarda bu ürüne yüzde 3’er ağırlık veriliyor, diğer aylar için ağırlık sıfır oluyordu. Şimdi portakalın ağırlığı %12 ama yazın fiyatı olmadığı için bu ağırlık fiyat artış oranı çarpı sıfır fiyatla endeks sıfır olarak ağırlıklı ortalamaya girerek düşülüyor. Bu durumda enflasyonun olduğundan daha düşük hesaplanmasına neden olmaktadır.

Son 7 yılın aylık TÜFE değişim oranlarından da bu durum rahatlıkla görülebilir. Ağırlığı olan ve fiyatı olmayan özellikle sebze-meyve ve kışlık-yazlık giyim gibi maddelerle ilgili birçok TÜFE yöntem kitabında bu sorunun çözümüyle ilgili farklı yöntemler önerilmektedir.[2]Fakat anlaşılan TÜİK bu yöntemler yerine piyasadan kalkan ürünün fiyatını doğrudan sıfır (0) alıyor. Bu durumda TÜFE’de mevsimsel dalgalanmalara neden olmaktadır.

Memur maaşlarındaki altışar (6) aylık değişim oranları da bu mevsimsel dalgaların dip yaptığı Haziran/Aralık aylarına denk gelmesi biz Kamu Emekçilerince anlamlıdır.

  1. Tüm bunların yanı sıra daha önce işyeri ağırlıkları var iken yani pazarın bakkalın marketin farklı tüketim ağırlıkları varken bu gün artık bunlar yok. Pazarın bakkalın ve süpermarketin fiyatları hesaplamalara eşit ağırlıklarla girmektedir.
  2. Tüm bunlar yetmezmiş gibi fiyat sayıları da A101, BİM gibi bazı kalitece düşük ve dolayısıyla piyasaya göre daha ucuz marketlerin sayıları arttırılarak derlenmektedir. Geçmişte domates A101den bir fiyat alınırken şimdi 10 fiyat alınıyor. Gerekçe olarak ise bu marketlerin cirolarının yüksekliğinden bahsediliyor. Aslında yapılması gereken fiyat farklılıklarına yani istatistiki terimle fiyat varyansına bakılarak fiyat verisi derlenecek işyeri sayısı belirlenmeli. İşyeri ağırlıkları kaldırılıp madde çeşidi fiyatları geometrik ortalama ile hesaplanmakta olduğuna göre, düşük fiyatın ortalama daha çok konulması enflasyonun daha düşük hesaplanmasına yol açmaktadır.
  3. Son olarak sadece harcama değerlerinin ağırlıkların hesaplanmasında dikkate alınması nedeniyle ömrü hayatımızda bir kez satın aldığımız fiyatı yüksek olması nedeniyle ağırlığı yüksek olan ürünlerin fiyatları daha az arttığı için enflasyon rakamları hissedilenden daha düşük çıkmaktadır.

TÜİK TÜFE Sepetindeki Fiyat artışı en yüksek ve Ağırlığı en yüksek maddeler

Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda kamuoyu ile yanıltıcı veriler paylaşan ve gerçek enflasyon rakamlarını açıklamayan TÜİK yöneticileri hakkında Sendikamız tarafından suç duyurusunda bulunulmuştur.

 

[1]Szulc, Bohdan. Fiyat Seviyesi Ölçümünde:”Fiyat Endeksi Sayılarının Bağlanması.” Kanada İstatistik Ofisi’nin sponsor olduğu bir konferanstan bildiriler, (1983), s. 537-566. Editörler: W. ErwinDiewert ve ClaudeMontmarquette.

[2]ILO/IMF/OECD/UNECE/Eurostat/The World Bank yayını; Tüketici Fiyatları Endeks Kılavuzu: Yöntem ve Uygulamalar Cenevre, Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Merkezi, 2004 s. 160-164.