Kamu yükümlülüklerinden kaçınmayı teşvik eden yapılandırma uygulamaları, vergi adaleti ve hakkaniyetle bağdaşmamakla birlikte varlık barışı, stok affı ve matrah artırımı benzeri uygulamalar ya suça teşvik ediyor ya da işlenen suçları aklıyor. 

4 Haziran 2021 Cuma günü Genel Merkezimizde düzenlediğimiz basın toplantısında; yapılandırma adı altında çıkarılan aflara ilişkin değerlendirmelerimizi kamuoyuyla paylaştık.

Genel Başkanımız Bahadır BERDİCİOĞLU tarafından yapılan açıklamanın tamamı aşağıdadır:

BASINA VE KAMUOYUNA

AKP’nin 19 yıllık iktidarının 10. af paketi 2 Haziran 2021 tarihi itibariyle TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. Kamu alacaklarının yapılandırılması adı altında çıkarılan ve ağırlıklı olarak vergi ve SGK prim alacaklarını kapsayan düzenlemeler neredeyse rutin hale getirildi.

Göreve gelen Maliye Bakanları’nın hepsinin ilk beyanatları affa karşı olduklarını açıklamak olmasına rağmen ilk fırsatta bir takım gerekçelerle af paketleri hazırlandı. Neredeyse iki yılda bir kamu alacaklarının yeniden yapılandırılması başta vergi ve SGK primleri olmak üzere tahsilat oranlarında önemli düşüşleri beraberinde getirdi.

Geçtiğimiz yıl Ekim ayında çıkarılan yapılandırma henüz yürürlükte iken yeni bir yapılandırmanın çıkarılması yapılandırmanın yapılandırması olarak yorumlanırken, kamusal yükümlülüklerini zamanında yerine getiren mükelleflerin cezalandırılmasına devam ediliyor.

Geçtiğimiz yıl kamu alacaklarının yapılandırılması gündeme geldiğinde, Sendikamız “Pandemide Yapılandırma Olmaz” diyerek karşı çıkmış, pandemiden etkilenen mükellefler için mücbir sebep hükümlerinin uygulanmasını ifade etmişti. Üzerinden bir yıl bile geçmeden taleplerimizin haklı olduğu ortaya çıkmasına rağmen, siyasi iktidar yanlış uygulamalarına devam ediyor.

Pandemi döneminde destek olamadığı esnafın vergi borçlarının peşine düşen siyasi iktidar, kredi ve borç ertelemesinden ibaret olan destekleri yetersiz gören esnafa “nankörlük yapmayın” diyebiliyor. İşkolumuzda başta Maliye ve SGK Emekçileri aşılanmadan çıkarılan yapılandırma uygulaması, gerek çalışanların, gerekse de mükellef ve mali müşavirlerin can güvenliğini riske sokuyor.

Kamu yükümlülüklerinden kaçınmayı teşvik eden yapılandırma uygulamaları, vergi adaleti ve hakkaniyetle bağdaşmamakla birlikte varlık barışı, stok affı ve matrah artırımı benzeri uygulamalar ya suça teşvik ediyor, ya da işlenen suçları aklıyor.

Matrah artırımı uygulaması kamuoyuna müjde olarak açıklanırken reel sektörün talebi olduğu ifade edilmiş, mesele matrah artırımı uygulamalarını verginin sigortası, verginin kaskosu tanımları yapmaya kadar vardırılmıştır.

Vergi kanunlarına uyumlu bir mükellef hem de pandemi döneminde ilave bir vergi yükü altına niçin girer? reel sektörün niçin böyle bir talebi olur? Birçok alanda yaşanan siyasallaşma maliye alanında da yaşandığı için kimi mükellefler siyasi kaygılarla matrah artırımına giderken, ağırlıklı olarak vergisel yükümlülüklerini yerine getirmeyerek vergi kayıp ve kaçağına neden olan mükellefler için matrah artırımı bir can simidi işlevi görmektedir.

Örnek verecek olursak; eski Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’la ilgili iddialarda bahsi geçen şirketler hakkında matrah artırımı yaptığı takdirde vergi incelemesi yapılamayacaktır. Yolsuzluk iddialarına her geçen gün yenilerinin eklendiği bir süreçte matrah artırımı uygulaması olası bir erken seçim öncesinde AKP’nin yandaşlarını AK’lama operasyonu olarak da değerlendirilebilir.

Maliye ve SGK birimlerinde personel yetersizliği ortada iken çıkarılan yapılandırmalar iş yükünü artırırken, bu kurumlarda çalışanların emekleri de yok sayılmakta plansız, programsız uygulamaların bedelleri emekçilere ödetilmektedir. Yapılandırma süreçlerinde iş yoğunlukları iki üç kat artan emekçilerin ek ödemeleri artırılmalı ve her türlü ek ödemeler maaşlara dâhil edilmelidir.