MUSTAFA SÖNMEZ: EKONOMİ ‘TEK ADAM’ KOSTÜMÜYLE DİDİŞİYOR (08. 08. 2018)

189

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) iktidara geldiği kasım 2002’den bu yana bir kısmını, sonradan terörist ilan ettiği Fethullah Gülen cemaati ile kol kola inşa ettiği “tek adam rejimi” kostümü 24 Haziran sonrası topluma giydirilmeye çalışılıyor. Kostümün entegre olunan küreselleşmiş ekonomik düzene ne kadar uyduğu, iç ve dış ekonomik aktörlere ne kadar güven verip kabul gördüğü, şimdiden tartışılıyor.
Muhafazakâr ve Sünni İslam kumaşıyla hazırlanmış bu siyasi kostüm, yasama, yürütme ve yargının neredeyse tek adama, Cumhurbaşkanı’na tabi kılındığı bir stile sahip. 16 Nisan 2017’de yapılan referandum ile gerçekleşen anayasa değişikliğinin ardından 24 Haziran seçimiyle
[
partili Cumhurbaşkanı’nda toplandı. Cumhurbaşkanı bakanların yanı sıra bir veya daha fazla Cumhurbaşkanı yardımcısı da atıyor. Eski sistemde 26 olan bakanlık sayısı azaltıldı. Hazine ve maliye tek bakanlıkta birleştirildi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan damadı Berat Albayrak’ı bu göreve getirirken Merkez Bankası dâhil finans ve maliye ile ilgili kurullar, kamu bankaları, Türkiye İstatistik Kurumu hep Albayrak’a bağlandı. Erdoğan kendi kontrolünde, ekonomide de tek adamlık yarattı.
İyice güçlendirilmiş bu yürütmenin yanında Erdoğan’a
[

de ilan edebiliyor. Meclis’in bütçe hazırlama yetkisi ortadan kalktı. Bütçeyi Cumhurbaşkanı hazırlayacak ve Meclis’e sunacak. Cumhurbaşkanı hakkında bir suç işlediği iddiasıyla soruşturma açılması için 600 milletvekilinden 301 oy, Yüce Divan’da yargılanması için de 400 oy gerekiyor. Cumhurbaşkanı herhangi bir gerekçe göstermeksizin seçimleri yenileme yetkisine sahip.
Bugüne kadarki icraatı boyunca kutuplaştırıcı, kayırmacı politikalar izleyen Erdoğan’ın tek adamlık yetkileriyle doğru kararlar alabileceğinden özellikle dış finans dünyası pek emin değil. Daha seçimler öncesi
[

rekor kırarak 2 Ağustos’ta 345’e kadar çıktı. Bu borç para bulursan daha fazla faize katlanmak demek.
Tek adam rejiminin icraata geçmesi sonrası ekonomik göstergeler iyileşmedi, hatta enflasyon tırmanışını sürdürdü, Türk Lirası’na dönüş yaşanmadı, döviz fiyatı hızla çıktı, piyasalarda beklentiler pek iyileşmedi. Doların fiyatı
[

ise temmuz ayında tüketicide yıllık yüzde 16’ya yaklaşan bir artış gösterirken üretici fiyatlarında yıllık artış yüzde 25’i buldu ve geleceğe dönük iyileşme sinyalleri görünmüyor.
ABD ile gerilim ekonomik kırılganlıkların daha da derinleşmesine yeni boyutlar katacak gibi. AKP, ABD ile çatışmacı dili terk etmiyor. Bazı yorumculara göre bu, içinden çıkılmaz hale gelen ekonomik faturayı “dış mihraklara,” özellikle ABD’ye kesmenin fırsatı olarak kullanılıyor olabilir: “Kalkınmamızı kıskandılar, önümüzü kestiler. “
Erdoğan 3 Ağustos’ta
[

varlıklarını çıkarmalarını, TL’ye yatırmalarını istedi. Ama beklentisi kendi seçmeninde bile karşılık bulmuyor olmalı ki döviz tırmanışını sürdürüyor. Batı’ya muhtaç kalmayıp çin piyasalarından borçlanılacağını söyleyen Erdoğan ise dünya ekonomisi ile entegre çin’in neden ABD ve AB piyasalarından Türkiye’ye farklı davranacağına hiç değinmedi.
AKP rejiminin tek adam kostümü ile dünya ekonomisine hızla entegre olmuş ve ona ağır bağımlılıkları olan ekonomik yapıyı yönetmesi iyice zorlaşıyor. Türkiye milli gelirinin yarısı kadar dış ticaret hacmi ile dünya ekonomisiyle hızla bütünleşmiş, yurt içinde
[