ÇOCUKLARIMIZIN DÜŞLERİ İÇİN ÇOCUK KATİLLERİNİN PEŞİNDEYİZ!

226



ülke genelinde her geçen gün daha da artan şiddet ve istismara karşı KESK Ankara Şubeler Platformu, DİSK Ankara Bölge Temsilciliği, TMMOB Ankara İKK, Ankara Tabip Odası ve ASMMMO İzmir Caddesi’nde basın açıklaması gerçekleştirdi.
Ortak açıklamayı gerçekleştiren üye sendikamız Tüm Bel-Sen Ankara 2 No’lu Şube Kadın Sekreteri Filiz Koçak, şiddet vakalarının son 16 yıldır artarak devam eden toplumsal bir sorun haline geldiğini ifade ederek, “çocuklar topluma aittir. çocuklar geleceğimizdir ve bizler geleceğimize sahip çıkmak zorundayız” dedi.
Türkiye’de günde 32 çocuğun kaybolduğunu, TÜİK verilerine göre 2008-2016 yılları arasında kaybolan çocuk sayısının 104 bin 531 olduğunu dile getiren Koçak, “Kadına ve çocuğa yönelik cinsel istismar ve şiddet vakaları son 16 yılda artarak devam eden toplumsal bir sorun haline gelmiştir. Bu suçlar cinsel edim değil şiddet eylemleridir. Hükümet yetkililerinin idam ve hadım cezalarını dillendirmekteki amaçları ise görev ve sorumluluklardan kaçmak anlamına gelmektedir. çözüm çocuk merkezli politikalar, koruma, eğitim, caydırıcı hukuki cezalardır. Gelinen noktada iktidarın eğitim, kadın, aile, hukuk, adalet, demokrasi anlayışının payının büyüktür. çocuklarımızı sokaklara, parklara çıkarmaya korkar olduk. ” diye konuştu.
Eş Genel Başkanımız Aysun Gezen de yaşanan şiddet olaylarının ve artan istismar vakalarının tesadüf olmadığını belirterek, “çocuk yaşta evliliklere izin verildi. 4+4+4 sistemine geçildi. ‘Bir kereden bir şey olmaz’ dendi. Bunlar çocuğu ve kadını meta gören anlayışın uzantısıdır” dedi.
Eş Genel Başkanımız Aysun Gezen’in konuşmasının tam metni aşağıdadır:
Sevgili mücadele arkadaşlarım bugün burada çocuklarımızın düşleri için toplandık,
bugün burada çocuklarımız öldürülmesin diye toplandık, çocuklarımız büyüyebilsin diye toplandık.
Ancak bunlardan sonra çocuklarımıza iyi bir gelecek kurma mücadelesini verebileceğiz. Ancak bundan sonra
çocuklarımızın gönencine, çocuklarımızın üstün yararını odağına alan çocukların kendilerini gerçekleştirebilecekleri özgür bireyler olarak büyümesini sağlayabilen politikaları konuşabileceğiz çünkü çocuklarımız kaçırılıyor, çocuklarımızı öldürüyor, tacize ve tecavüze mağruz bırakılıyor. Biraz önce arkadaşlarım da söyledi son 8 yılda 104 bin çocuk kaçırılmış.
26bin çocuk evden kaçmış. İstismarın boyutlarını buradan da görebilirsiniz. Son 10 yılda cinsel istismarda yüzde 700 artış var AKP iktidarında. Açılabilen 40bin davanın sadece 13bininde mahkumiyet kararı çıkmış, ve bu mahkumiyet kararları çoğunlukla kravat taktı diye iyi hal indirimiyle sonuçlanıyor. Düşünebiliyor musunuz cezasızlık ve sorumsuzluk, hükümetin politikaları çocuklarımızın hayatlarını çalmaya devam ediyor.
Ensar’da 41 çocuğa tecavüz edildiğinde bir kadın bakan çıkıp ne dedi? Bir kereden bir şey olmaz, bir kerelik bir şey o kurumu karalamaya yetmez dedi. Arkasından Adıyaman geldi, Kilis geldi, Dikili geldi. Her yerde çocuklarımız tacize, tecavüze uğramaya devam ediyor. Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi’ndeki olay hala hafızamızda. O olayda istismarcıları bulmak, cezalandırmak yerine istismarı ortaya çıkaran çalışan cezalandırıldı. Pozantı Cezaevi’nde istismara uğrayan çocuğu haber yaptı diye bir gazeteciye dava açıldı. İstismarı gerçekleştirenler değil istismarı ortaya çıkaran, önlenmesini talep eden ve istismara karşı mücadele edenler cezalandırılıyor.
Ensar Vakfı ile ilgili verilen soru önergesi red edildiğinde yüzlerindeki o pişkin gülümseme hepimizin hafızasında. çocuk istismarının önlenmesi için verilen araştırma önergeleri, araştırma komisyonu kurulması önergeleri, soru önergeleri, kimin oylarıyla red edildi? AKP milletvekillerinin oylarıyla.
9 yaşındaki kız çocukları evlendirilebilir diyen Diyanet yetkilileri fetvalarıyla hala çocukların, kadınların hayatlarını karartmaya devam ediyor. Birkaç ay önceki bütün bu olayları üst üste koyduğunuzda bunun tesadüf olmadığını zaten biliyoruz ama sizi biraz geriye götürmek istiyorum, 2009 yılında milli eğitimin orta öğretim kurumlarıyla ilgili yapılan bir yönetmelik değişikliği ile çocuk yaşta evliliklere izin verildi. 2012’de yapılan bir değişiklikle evlenen çocukların, zorla evlendirilen çocukların açık liselere yönlendirilmesi değişikliği getirildi, yine 2012 yılında 4+4+4 sistemine geçildi, çocuk evlilikleri arttı, kız çocukları okuldan çekildi. Kız çocukları artık okula gidemez duruma getirildi, zorla evlendirildi. İşte bu tam da AKP’nin yaslandığı çocuğu meta gören, kadını sadece toplumun ve onları yeniden üretilmesini sağlayacak bir meta anlayışın uzantısıdır. Biz bu anlayışı red ediyoruz.
çocuklar bireydir, çocuklar hakları olan bireydir, 18 yaş altı her birey çocuktur. Fakat AKP ne yaptı? Cinsel ilişki rıza yaşını 15’e çektiği yetmedi, Anayasa Mahkemesi kararı ile onu da 12’ye indirmenin yolunu açtı. 12 yaşındaki çocukların altında cinsel istismara uğrayanların daha ağır cezalandırılması demek 12 yaşın rıza yaşı kabul edilmesi demektir. Biz bu politikaların hepsine karşıyız. Fetvalarıyla, yasalarıyla, söylemleriyle bütün bu durumları meşrulaştıran çocuk istismarını arttıran hükümet yetmedi bizim müftülük yasası olarak adlandırdığımız yasayı meclisten geçirdi. Bundan sonraki her çocuk istismarını meşrulaştırdı. Hükümetin bundaki payı çok açıktır.
Gelelim hadım tartışmasına, gelelim idam tartışmasına. Yaşam hakkı devredilemez, vazgeçilemez en temel insan hakkıdır ve bir cezalandırma konusu asla ve asla olamaz, gündemden derhal düşürülmelidir.
Burada biraz önce ifade edildi, cezalar istismarı önlemeye yetmiyor. Asıl olan ideolojik, politik, kültürel sosyo-ekonomik koşulları ortadan kaldırmaktır istismara yol açan, bu koşullar neler? Ataerkil, erkek egemen zihniyet ve kapitalizm. Bizim mücadelemiz de öncelikle ataerkile, erkek egemen zihniyete, kapitalizme karşı olmalıdır. önleyici tedbirler alınmalıdır. 18 yaş altındaki her birey çocuk kabul edilmeli, bütün mevzuat buna uygun düzenlenmelidir. Ve önleyici tedbirler, çocuk haklarının ihlalini izleme merkezleri oluşturulduğu gibi her şekilde sivil toplum kuruluşlarıyla, sendikalarla, çocuk dernekleriyle, ortak bir çalışma yürütülmelidir. KHK’lerle çocuk haklarını gündem yapan kurumlar kapatılmamalıdır. KHK’lerle toplum susturulmamalıdır, demokratik tepkilerimizi dile getirmeye devam etmek durumundayız. Eğitimdeki gerici uygulamalar derhal son verilmelidir. Hastanelerde, eğitim kurumlarında haremlik-selamlık uygulamaları ortadan kaldırılmalıdır. çocuklarımızın mutluluğunu, hayallerini, gönencini, kendini gerçekleştirebilecekleri koşulları odağına alan politikalar geliştirilmelidir.
Sınavlarla çocuklarımızın geleceğini imam-hatipleştirmeye, imam-hatiplere teslim etmeye çalışıyorlar, yetmiyor protokollerle dinci-gerici vakıf-cemaatler eliyle, TüRGEV’i, ENSAR’ıyla çocuklarımızın üzerinde zorbaca dinci-gerici bir iktidar kurmaya çalışıyorlar. Buna karşı mücadelemizi sonuna kadar devam ettireceğiz. önleyici politikalar hayata geçirilene, çocuk istismarına, tacize, tecavüze, kadın cinayetlerine, kadına yönelik şiddete yol açan bütün koşullar ortadan kaldırılıncaya kadar ataerkine, erkek egemen sisteme ve kapitalizme karşı mücadelemizi yılmadan sürdüreceğiz, omuz omuza devam edeceğiz!