NİLGÜN TUNÇCAN ONGAN: CAN PARASI (26. 3. 2018)

205

Kıdem tazminatları, fazla mesailer, fazla çalışma ücretleri ve genel tatil günlerinde çalıştırıldıkları zamanın ücretleri ödenmemiş.
çalışma Bakanlığı müfettişlerince yapılan bu saptamalar, Torun Center inşaatında çalıştırılan işçilerin uğradığı hak ihlallerini ortaya koyuyordu.
İşçiler ise yerin altındaki otoparkta 5 kişilik koğuşlarda 10 kişi kaldıklarını anlatıyor, kıdem tazminatı ödenmesin diye 3 ayda bir giriş-çıkış yaptırıldığını söylüyorlardı. En önemlisi de, “tesadüfen yaşıyoruz” diyorlardı. örneğin elektrik akımına kapılan işçi, iş güvenliği uzmanından, “elini erken çekersen bir şey olmaz” yanıtı almış.
İşçilerin Evrensel gazetesine gönderdikleri fotoğraflar, hangi koşullarda barındıklarını ve kaldıkları koğuşlara neden ‘hapishane’ dediklerini açıkça gösteriyordu.
İşte bu koşullarda sürdürülen rezidans inşaatı, bozuk olduğu işçilerce bildirilen bir asansörün yere çakılması sonucu on işçiye mezar olmuştu.
Hafta sonu işçilerin çalışma süresinin saat 18:00’e kadar olduğu söylenmişti. Ancak o cumartesi gecesi asansör yere çakıldığında saat 18:00’i çoktan geçiyordu. Böylece, rezidans projesine çevre ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından “24 saat çalışması kamu yararınadır” onayı verildiği ortaya çıktı. Üstelik proje TOKİ onaylı olması nedeniyle okul ve hastane binalarıyla aynı statüde sayılıp Yapı Denetim Kanunu’nun kapsamı dışında bırakılmıştı.
Ne İstanbul Tabip Odası’nın uyarıları dikkate alınmıştı ne de işçilerin şikayetleri. İşçileri ölüme götüren bu süreçte ihmal, zorlama ve hak ihlali açıkça bulunmasına rağmen açılan soruşturmada patronlar için kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.
çalışanlardan oluşan 25 kişi hakkında iddianame hazırlandı. Görülen davada, ilk iki duruşma sonrası tutuklu sanık da kalmamıştı.
İnşaat sahasında daha önce de bir işçi hayatını kaybetmiş, aynı asansör kısa bir süre önce boşken de düşmüş, yangın çıkmış ve 1 yıl içinde 20 defa kaza olduğu tespit edilmişti. Nitekim bilirkişi raporuna göre de işçilerin yaşamına malolan facia ‘öngörülebilir’ nitelikteydi.
Ancak patronların zaten yargılanmadığı davada hüküm giyen sanıkların aldığı hapis cezası da önce indirildi ardından adli para cezasına çevrildi ve taksitlendirildi.
Böylece işçilerin yaşam hakkının, can güvenliği tehditleri öngörülebilir nitelikte olsa bile, “taksitlendirilebilir parasal bir karşılıktan ibaret” olduğu mahkeme kararıyla tescillendi.
26 MART 2018 – EVRENSEL