İLKER BELEK: SÖYLE BAKALIM DİYANET: 1603 TL İLE NASIL YAŞANACAK’ (08. 01. 2018)

187

Başımızda her konuda laf eden basbayağı siyasi bir kurum var. Sünni inancına göre fetvalar veriyor, toplumu cemaatleştirmeye çalışıyor, laikliğe, sekülerizme düşman. Neredeyse nasıl yaşayacağımızı kendisine danışmamız isteniyor.
Peki Diyanet en mühim konuda (yoksa öyle değil mi?), geçim meselesinde, hükümetin belirlediği ve az bulanlara Erdoğan’ın “işiniz var, daha ne istiyorsunuz” manasında fırça kaydığı 1603 TL hakkında neden herhangi bir beyanatta bulunmuyor? Neden gelir eşitsizliğini, vergi adaletsizliğini, yolsuzlukları, yoksulluğu, işsizliği gündemine almıyor?
Yoksa bütün bunların hayatımız ve değerlerimiz üzerinde etkisi olmadığını mı düşünüyor?
Bir şeyler söylemesini bekliyoruz doğrusu. Olmaz, ortalık böyle boş bırakılmaz.
örneğin 1603 TL ile 4 kişilik bir ailenin (hadi toleranslı davranalım tek çocuklu üç kişilik bir ailenin, ama böyle de olmuyor kadının en az üç çocuk yapması gerektiğini yine kendileri buyuruyor, neyse böyle çıkılmaz bu işin içinden, uzatmayalım) nasıl geçinebileceğine ilişkin bir İslami reçete sunabilir topluma.
Hatta bir de işin uzmanlarından destek alarak 1603 TL’nin sağlıklı beslenme rejimi uygulayabilmek açısından daha elverişli olduğu konusunda hutbe bile okutabilir. Fazla paranın insanı nasıl yoldan çıkaracağını, maazallah sigara, içki gibi zararlara sarmaya nasıl yol açacağını, damarların tıkanmaması için zaten et tüketmemek gerektiğini, azın nefsi terbiye etmek konusunda ne tür faydalarının bulunduğunu ballandıra ballandıra anlattırabilir imamlarına.
O sırada camilerin bütün hoparlörleri sonuna kadar açılabilir, cümle alem, camilerden mahrum kadınlar da dahil, bu bilgi hazinesinden sonuna kadar yararlandırılabilir: “çünkü malını saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir” (İsra suresi/27). 1603 TL saçıp savurmaya zinhar yetmeyeceği için dinen vaciptir denilebilir.
Ama zor değil mi? 1603 konusu işçi sınıfının AKP’li katmanlarında bile rahatsızlıkla karşılandı. Şirketlerin kârlarını en az yarı yarıya artırdıkları, taşeron firmaların işçi başına ortalama %30’u cebe attıkları bir ortamda Diyanet 1603’ü, ister lakin, nasıl aklasın? Ekonomi her şeyin sınırını çiziyor.
öte yandan işin başka bir boyutu daha var.
Bu konuda Kuran’da referans oluşturabilecek herhangi bir ayet de yok. Yok çünkü, o dönemde işçi yok, patron yok, yalnızca kölelik var ve köleci düzende asgarisinden bile ücret yok.
Oysa Diyanet’in amacı Kuran hükümlerini toplumun üzerine giydirmek. çünkü bir siyasetin iktidarını sağlamlaştırabilmesi için, bir ideolojiye sahip olması ve onunla toplumu şekillendirebilmesi gerekir. Kadın ve cinsellik konuları bu bakımdan çok önemli.
AKP’nin ideolojisi İslam ve toplumun İslam’la yoğrulabilmesi açısından da kadın ve cinselliğin dini bir kalıba sokulması gerekiyor. Kuran’a dayanarak, endüstrileşmenin, kapitalizmin ve işçi sınıfı mücadelesinin geriletmiş olduğu ataerkini günümüzde yeniden inşa etmeye çabalıyorlar.
İslami kuralların kabul ettirilmesinin önemli bir yolu halk sınıflarının yoksullaştırılarak diz çöktürülmesi ve dünya ile ilişkisinin kesilmesi. Asgari ücret ve işsizlik işte böylesi bir terbiyeye yarıyor. Hal böyleyken Diyanet bu topa girer mi?
Ama tehlikeli sularda yüzüyorlar. Yoksulluğun terbiye edici etkisiyle, toplumsal patlamalara yol açıcı etkisi iki yüzü keskin bıçak gibi çünkü.
Dinci bir toplum yaratmak için iktidara geldiler ve tam olarak başaramadılar. Frene bassalar birikmiş tepki kendisini koyverecek, gaza bassalar tepki kendisini ilk uygun zamanda bırakmak üzere daha da birikecek.
İslam ideolojisi ellerine ayaklarına dolaşıyor. İslam’da günümüz toplumlarına, insanına rehberlik edecek hiçbir şey bulunmuyor.
Düşünsenize, köleci dönemde hayvancılıkla geçinen Bedevileri bir arada tutmak üzere yola koyulmuş bir düşünce sisteminden söz ediyoruz. Kuran’da kölelikle, cariyelikle, çok eşlilikle, zenginlikle ilgili hükümler var ve bütün bunlar eşitsizlikleri ve adaletsizlikleri düzenleyecek, koruyup, kollayacak biçimde var.
Asgari ücret konusundaki sessizliğin nedeni işte bu zemin. Ne diyebilirler ki, “tasarruflu kullanın, şeytanlaşmayın”dan başka?
Tasarruf değil hakkımız için mücadele edeceğiz, bu insanlık dışı kapitalist düzeni yıkacağız.
8 OCAK 2018 – SOL