DR. MURAT ÖZVERİ: TAŞERON İŞÇİLERİNE KADRO YERİNE HAK GASBI (30. 03. 2016)

186

Hükümet seçimlerde taşeron işçilerine vadettiği kadro yerine “özel sözleşmeli personel” adı altında yeni bir statü getiren düzenlemeyle taşeron işçilerini bir kez daha güvencesizliğe mahkum etme yoluna başvurdu.
Maliye Bakanı Naci Ağbal kadro bekleyen taşeron işçilerinin hak gasbını bir kazanım gibi sundu.
Anımsayalım:Taşeron işçi çalışmayı sınırlandıran 4857 sayılı İş Yasası 2003 yılında yürürlüğe girdi. Yasa gerekçesinde taşeron çalıştırma yoluyla işçilerin sendika, toplusözleşme ve grev haklarını kullanamaz hale geldiklerini saptadı.
Yasanın sınırlamasına karşın başta kamu olmak üzere çalışma yaşamında taşeron işçi çalıştırma artarak sürdü. Siyasi yandaşlara taşeron üzerinden kaynak aktarma siyasilere kolay ve kârlı gelmişti.
Taşeron işçileri dernekler kurdular, davalar açtılar. Hükümetten yasaya uymalarını, imzaladıkları uluslararası sözleşmelere uygun davranmalarını istediler.
Hükümet yasaya rağmen taşeron işçi çalıştırmakta ısrar etti.

Bunun üzerine kamuda çalışan binlerce işçi asıl işlerde taşeron olarak çalıştırılmalarının 4857 sayılı İş Yasası’nın 2. maddesine aykırı olduğunu açmış oldukları binlerce dava ile kanıtladı.
Yargı kararları Yargıtay onamasından da geçerek kesinleşti.

Kesinleşen yargı kararları ile kamuda taşeron olarak çalışan işçilerin hukuki statüleri de netleşti. Kesinleşen yargı kararlarına göre taşeron işçilerin yaptıkları işin asıl iş olduğu, kamu işvereninin yasal koşullar oluşmadan asıl işi bölerek alt işverene vermiş oldukları belirlendi. Yargı kararlarının bu tespitine göre , taşeron işçilerinin ilk işe girdikleri andan itibaren asıl işverenin işçisi oldukları hukuken kesinleşmiş oldu.

Anayasaya göre yargı kararları yasama yürütme ve yargıyı bağlar. Bu Anayasal zorunluluğa karşın kesinleşen yargı kararlarını uygulayıp; taşeron işçilerini, kamu kuruluşlarının işçileri olarak kabul etmesi gereken kamu işverenleri, dolayısıyla hükümet yargıyla inatlaşıp yargı kararlarını uygulamadı.

Şimdi Hükümet, yargı kararlarını uygulamaması sanki normal bir durum, uygulaması lütufmuş gibi, kamu kuruluşunda çalışan işçiler seçimlerden beri kadro vaadi ile oyalanmakta, hakları ödenmemeye, yargı kararları uygulanmamaya devam etmektedir.
Taşeron işçilerinin yargı kararıyla elde ettikleri haklar yok sayılmaktadır. Oysa kamu işverenleri, kesinleşen yargı kararı nedeniyle kamuda çalışan taşeron işçilerine de kadrolu işçilere ödenen ücret ve diğer tüm sosyal hakları ödemek zorundadır.
Kadroya alınma veya bir başka düzenleme ile işçilere yargı kararıyla verilen hakların gerisinde haklar sağlanması, bir müjde gibi sunularak işçilerin hakları ellerinden alınmaktadır.
a.
Kesinleşen yargı kararı ile; taşeron işçileri iş sözleşmelerinin kurulduğu andan itibaren asıl işveren olan kamu işvereninin işçisi olarak kabul edilmeleri gerekirken
“özel sözleşmeli personel” adı altında yeni bir statüye mahkum olmaya zorlanmaktadır.
b.
Kesinleşen yargı kararı ile; taşeron işçilerine iş sözleşmesinin kurulduğu günden bugüne kadar kadrolu emsal işçilere göre eksik aldıkları ücret ve ücrete bağlı tüm haklarının ödenmesi gerekirken, işçiler, geçmişe dönük haklarından da feragat etmeye zorlanmaktadırlar.
c.
Kesinleşen yargı kararı ile; taşeron işçileri kadrolu işçilerle aynı ücreti almaları gerekirken yeni düzenleme ile halen almış oldukları ücreti alarak çalışmak zorunda bırakılmaktadırlar.
d.
Yeni yaratılan “özel sözleşmeli personel” yasalarda düzenlenmiş değildir. Bu işçiler eğer açık bir hüküm konulmazsa iş yasası kapsamına giremeyecektir. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatları, fazla çalışmaları, yıllık ücretli izin hakları konusunda iş yasası uygulanmayacak, bu haklarının birçoğu ellerinden alınmış olacaktır.
e.
İş yasası kapsamına girmedikleri için kamuda örgütlü işçi sendikalarına üye olmayacaklar, sendikalaşma hakları grev hakkı bulunmayan kamu çalışanları sendikalarına üyelikle sınırlandırılacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti demokratik hukuk devleti ise, yapılması gereken şey açık ve basittir. Hükümet taşeron işçilerinden özür dileyerek, mahkeme kararlarını bugüne kadar uygulamayan kamu görevlileri hakkında hemen soruşturma açarak kamuda yasalara aykırı olarak taşeron işçisi adı altında çalıştırılıp hakları gasbedilen işçilere haklarını geri vermelidir.
Hukuka, bilime aykırı, düzenlemelerle mahkeme kararlarını bertaraf edip, işçileri yargı kararlarını uygulamayarak yargının vermiş olduğu hakların gerisinde bir statüye zorlamak, açıkça hukuk devleti ilkesinin, yargı kararlarının bağlayıcılığına ilişkin anayasa kuralının hükümet ve yargı kararlarını uygulamayan kamu görevlileri tarafından çiğnenmesidir. Bu Anayasal suç, yasa çıkartılarak ortadan kaldırılamaz, meşrulaştırılamaz.
30. 03. 2016 – EVRENSEL