İŞ CİNAYETLERİNİN SIYASAL SORUMLUSU HÜKÜMETTİR!

225

Aynı yıl içerisinde Soma’dan sonra Mecidiyeköy’de
yaşanan toplu iş cinayeti AKP Hükümetinin yıllardır uyguladığı ekonomik ve siyasal politikalarının sonuçlarını acı biçimde de olsa bir kez daha gözler önüne serdi. özellikle Çalışma ve Sosyal GüvenlikBakanı suçu kendileri dışında herkese atsa da kamuoyu baskısı karşısında bir takım girişimlerde bulunduklarını açıklamak durumunda kaldılar.
Bu kapsamda 12 Eylül 2014 Cuma günü Çalışma ve Sosyal GüvenlikBakanlığı’nda Başbakan Ahmet Davutoğlu, Çalışma ve Sosyal GüvenlikBakanı Faruk çelik ve Konfederasyon temsilcilerinin katıldığı, işçi sağlığı ve güvenliğinin değerlendirildiği bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantıya Konfederasyonumuz adına Eş Genel Başkanımız Lami özgen katıldı.
Eş Genel Başkanımız toplantıda özetle; Hükümetin Ulusal İstihdam Stratejisi ve torba yasalarla yaygınlaştırdığı taşeron, esnek ve güvencesiz çalışma biçimlerine son verilmediği müddetçe yeni iş cinayetlerinin kaçınılmaz olduğunu ifade etti. 62. Hükümetin de sermayeden yana tutum alması durumunda Meclis’ten geçecek yasaların emekçiler aleyhine olacağının gün gibi açık olduğunu, günü kurtaran düzenlemelerle soruna çözüm bulunamayacağını ifade eden Eş Genel Başkanımız emekçiden yana, insan odaklı yeni politikaların zorunluluğuna işaret etti. özellikle işçi sağlığı ve güvenliği uzmanlarının bağımsız bir yapıya kavuşturulmaları ve başta ILO sözleşmeleri olmak üzere uluslararası sözleşmelere uyulması çağrısında bulunan Eş Genel Başkanımız Lami öZGEN, Hükümetin örgütlenme önündeki engelleri kaldırmamasının bu tür cinayetleri teşvik ettiğine dikkat çekti.
AKP Hükümetleri döneminde kayırmacılığın, ayrımcılığın ve kadrolaşmanın zirve yaptığını belirten Eş Genel Başkanımız, grev hakkımızı kullanmamızı engellemekten vazgeçilmesini istedi. Yandaş konfederasyonla yapılan ittifaklardan dolayı kamu emekçilerinin ciddi hak kayıplarına uğratıldığını söyleyen Eş Genel Başkanımız gerçek TİS koşullarının bir an önce oluşturulmasının zorunluluğuna dikkat çekti. Eğitim işkolunda görev süresi uzatılan 7 bin yöneticinin %80’den fazlasının yandaş sendika üyesi olmasının tesadüf olmadığını ifade eden Eş Genel Başkanımız artık bu tür hukuk dışılıkların son bulması gerektiğini dile getirdi.

Eş Genel Başkanımız içeriğini başlıklar halinde dile getirdiği ve Acil Taleplerimizin de içinde yer aldığı kapsamlı bir dosyayı Başbakan’a sundu.
Başbakan Davutoğlu ise ‘Kamu olarak bundan sonra yaptırımları artıracağız. Ama ödülü de artıracağız. Eğer işverenin işyerinde hiç kaza olmamışsa onlardan alınan kesintiler alınmayacak. Bir ödül mekanizması kuracağız. Eğer ölümcül bir kaza olmuşsa şimdiki cezalardan çok daha ağır cezalar gündeme gelecek. Dolayısıyla ödül-ceza dengesini bir arada tutarak işverenlerimizi teşvik etmek istiyoruz’ ifadelerini kullandı.
Davutoğlu, öncelikli olarak, ‘süreç yönetimi ‘insan faktörü ve eğitim ‘toplumsal duyarlılık-bilinçlenme ve kültür’ ve ‘yasal düzenleme’ başlıkları üzerinde çalışacaklarını dile getirdi.
HüKüMETE SUNDUĞUMUZ çALIŞMA YAŞAMINA İLİŞKİN ACİL TALEPLERİMİZ!
1-
6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu sendikalar, meslek örgütleri ve ilgili diğer tarafların talepleri doğrultusunda gözden geçirilerek başta ILO sözleşmeleri olmak üzere uluslararası hukuka uygun hale getirilmelidir. örneğin İSG uzmanları kesinlikle işverenden bağımsız bir yapıya kavuşturulmalıdır.
2-
Başta kamu olmak üzere hiçbir kurum ve işyeri iş sağlığı ve güvenliği kapsamı ve denetimi dışında tutulmamalıdır. İşçi sağlığı ve güvenliği konusunda denetimler kamusal hizmet olarak görülmeli, kamuda kadro tahsis edilmeli, yeteri kadar uzman konumlandırılmalıdır.
3-
Kamu emekçileri için “meslek hastalığı” ve “iş kazası” tanımlamaları yapılmalı, kamuda 6331 sayılı kanunun 6. Ve 7. Maddelerinin uygulanmasının Temmuz 2016’ya ertelenmesi düzenlemesi derhal kaldırılmalıdır.
4-
Taşeronlaşma yasaklanmalı, güvencesiz, esnek çalışma biçimleri ortadan kaldırılmalı, güvenceli ve kadrolu çalışma esas alınmalıdır. özelleştirmelere son verilmeli, 4/C’liler kadroya alınmalıdır.
5– Sendikal örgütlenme önündeki engeller kaldırılmalı, hak ihlalleri ciddi yaptırımlara tabi tutulmalıdır. Sürgünlere, soruşturmalara ve baskılara son verilmeli, emekçileri yandaş sendikalara yönlendirmekten vazgeçilmelidir. Grev hakkımızı kullanmamız önündeki engeller kaldırılmalı, uluslararası sözleşmelere uygun gerçek TİS koşulları hazırlanmalıdır.
6-

İş Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması İle Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun”da (Torba Kanun) muvazza tespitini zorlaştıran, bu konudaki yargı kararlarını by-pass eden, taşeron çalışmayı yaygınlaştıran, rotasyonu ve görevden almalarda yargı kararlarının iki yıl uygulanmamasını yasalaştıran, dolaysıyla hukuk devleti ilkesini ayaklar altına alan, belediyelerde çalışan 125 bin kamu işçisinin 3 ay sürgün edilebilmesine yol açan ve diğer hak kayıplarına neden olan düzenlemeler geri çekilmelidir.
7-
Sendikal örgütlenme ve demokrasi önünde ciddi engeller oluşturan TMY, 2911 sayılı yasa ve diğer anti demokratik yasalar kaldırılmalıdır.
8-
Başta eğitim ve sağlık olmak üzere tüm kamu hizmetleri bilimsel, laik, eşit, parasız, nitelikli, ulaşılabilir ve anadilinde sağlanmalı, tüm halkın kullanımına sunulmalıdır.
9-
Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine yol açan ve derinleştiren tüm politika ve uygulamalardan vazgeçilmeli, başta İLO, Pekin, Pekin+5, CEDAW sözleşmeleri olmak üzere uluslararası sözleşmeler uygulanmalıdır.
10-
Kamu emekçilerinin işe alımında, her türlü atama ve yer değiştirmelerde kayırmacılığın, kadrolaşmanın ve torpilin önünü açmayı hedefleyen, objektif kriterlere sahip olmayan ve kayıt altına alınmayan sözlü mülakat uygulamasına son verilmelidir.