1 EYLÜL DÜNYA BARIŞ GÜNÜ KUTLU OLSUN. . .

225

üLKEDE, BöLGEDE, DüNYADA BARIŞ
Hitler faşizminin Polonya’yı 1 Eylül 1939 tarihinde işgaliyle başlayıp, 54 milyon kişinin hayatını kaybettiği, yine milyonlarca insanının yaralandığı aç, sefil yaşamak zorunda kaldığı 2. Emperyalist Paylaşım Savaşı 6 yıl sonra 2 Eylül 1945 tarihinde sona erdi… Hitler faşizminin yenilmesinden sonra insanlık tarihinin en kanlı savaşlarından birisi olan bu savaşın unutulmaması için dünyanın dört bir yanında 1 Eylül’ün Dünya Barış Günü olarak kutlanılması kararlaştırılmıştır.
2. Dünya savaşından sonra dünyada ortaya çıkan ekonomik ve siyasal süreç sonucunda dünya savaşlarının yerini bölgesel ve/veya iç savaşlar almıştır. Emperyalist ülkeler gelişmiş silah endüstrileri açısından bu savaşları bir pazar olarak kullanmaktadırlar.
Yine bazı bölge ve ülkelerde etnik ve mezhepsel farklılıkları körükleyerek yarattıkları çatışma ortamları sonucunda, doğrudan kendi güdümünde oluşturdukları iktidarlar aracılığı ile o ülkelerin doğal zenginlikleri üzerinden menfaat elde etmektedirler. 1 Eylül 2014 Dünya Barış Günü’ nün yaklaştığı bu günlerde özellikle Ortadoğu’da yaşananlar bizzat ABD tarafından ortaya konulan GOP (Genişletilmiş Ortadoğu Projesi) projesinden bağımsız değildir.
Uygarlığın beşiği, farklı etnik ve inanç gruplar›n›n coğrafyası Ortadoğu üzerinden uygulamaya konulan emperyalist politikalar onlarca yıldır bölgeyi kan gölüne çevirmeye devam ediyor. Emperyalistlerin bölge ülkelerine demokrasi götürme yalanı, böl parçala yönet politikaları ile körükledikleri iç savaşlar sonucu ortaya çıkan kargaşa ortam›n›n her geçen gün bölge ülkelerine daha çok yayıldığı bir süreci yaşamaktayız.
Irak’ta IŞİD’in sahne alması başta Irak olmak üzere bölgedeki dengeleri yeniden değiştirmiş bulunmaktadır. IŞİD’in Musul’u ele geçirmesi ve içlerinde işkolumuzda yar alan çalışanların da yer aldığı birçok kişinin rehin alınması birden bire tüm ülkenin dikkatlerini Irak’a çevirmesine neden olmuştur. IŞİD bölgede birçok etnik ve inanç grubu açısından ciddi bir tehdit unsuru olmaya devam etmektedir.
Bizzat CIA tarafından eğitilen cihatçı çetelerin Libya, M›s›r ve son olarak Suriye’de aktif rollerde kullanılması ABD’nin taşeronluğuna soyunan AKP’nin her türlü desteği verdiği bu unsurlar›n IŞİD adı altında sahneye ç›k›p Halifelik ilan etmesi ve kendilerinden farklı olan tüm halklar› ve inanç gruplarına yönelik giriştiği katliamlara tüm dünyada tepkiler yaşarken IŞİD konusunda AKP dil tutulması yaşamaya devam ediyor.
Ortadoğu’da yaşanan bu katliamlar ve çatışmalar karşısında iki yıl önce Rojava’da gerçekleşen devrim farklı etnik kimliklerin ve inançlar›n oluşturduğu demokratik eşitlikçi yapısı ile bölge için bir moral kaynağı olmuştur. IŞİD’in Rojova’yı hedef alması bu aç›dan tesadüf değildir. Kobane’de IŞİD’in geri püskürtülmesi Rojova devriminin bölge için bir umut olmasını sağlamıştır.
2 Ağustos 2014 gece yarısı Irak’ın Sincar (ya da Şengal) Dağı eteklerinde yaşayan on binlerce Ezidi Kürt, tıpkı Şii Arap ve Şii Türkmenler, Hıristiyanlar, Ermeniler gibi emperyalist ve gerici güçlerin maşası IŞİD çeteleri tarafından katledilmiştir. Katliamdan sağ kurtulanlar, evinden yalınayak, sırtlayabildiği küçük çocuğu, yaşlısıyla Şengal Dağı’na kaçabilmiş, dağa kaçan binlerce Ezidi açlık, susuzluk ve hastalıktan hayatını kaybetmişlerdir. Günler sonra Türkiye’ye sığınanlar ise insanlık dışı koşullarda hayata tutunmaya çalışmaktadırlar.
Türkiye açısından ise bir yandan AKP iktidar› IŞİD’e destek verirken, diğer yandan Türkiye’de barış süreci ile ilgili olarak oyalamacı ve ikiyüzlü tutumunu sürdürmektedir.
Kendi yarattığı canavar ancak kendi menfaatlerine dokununca tepki gösteren ABD bölgede ikiyüzlü politikalar›n› sürdürmeye devam etmektedir. insanların kellesini kesen, kadınları esir pazarlarında satan bu cihatçı zihniyet karşısında direnmek insanlık görevidir.
Ortadoğu’da son dönemde ortaya çıkan dengeler Filistin halkını iyiden iyiye yalnızlaştırmış, İsrail’i de cesaretlendiren bu durum Filistin halkı üzerinde baskı ve şiddet politikalarının artmasına neden olmuştur. Son olarak öldürülen üç İsrail’li genci gerekçe göstererek başlatılan hava ve kara harekâtı çoğunluğun sivil, kadın ve çocukların oluşturduğu binlerce kişinin öldürüldüğü bir katliama dönüşmüştür.
Dünyanın gözü önünde gerçekleşen katliam karşısında emperyalist merkezler İsrail’in ‘savunma hakkıyla’ cümleye başlayarak katliamlara açık bir şekilde destek verirken; İsrail saldırıları karşısında sözde tepki gösteren Erdoğan ve AKP ise katliamlardaki sorumluluğunu ve biçareliğini gizleyerek bu durumu gündelik siyasetin bir parçası olarak kullanmaktadır.
Sol hareketin tarihsel kader birliği içerisinde olduğu Filistin davasının bugün Hamas-AKP eliyle sürüklendiği nokta kuşkusuz ki acı vericidir. AKP’nin Filistin davasını bölgesel ve iç siyasetinin bir aparatı haline getirmesine karşı bugün solun Filistin halkıyla dayanışmayı ve katliamcı İsrail’e karşı mücadeleyi daha aktif bir biçimde sürdürmesine ihtiyaç vardır. Filistin davasını araçsallaştıran ve Yahudi düşmanlığına dönüştürerek ülkemizde gerici-ırkçı zihniyetini pekiştirmeye çalışan AKP karşısında bugünlerde dünyanın pek çok yerinde gelişmeye başlayan eylemleri büyütmek ve her gün şiddeti arttırılarak sürdürülen katliamlara karşı sesimizin daha gür çıkması gerekmektedir.
EŞİTLİK, öZGüRLüK, BARIŞ GİBİ EVRENSEL DEĞER VE İLKELERLE BARIŞ İçİNDE KARDEŞçE YAŞAYACAĞIMIZ BİR DüNYAYA OLAN İNANCIMIZLA DüNYA BARIŞ GüNüNü KUTLUYOR, 1EYLüL’üN TüM HALKLARA BARIŞ GETİRMESİNİ DİLİYORUZ.