DİCLE TEKMAN: KADINLARA YAŞAMI DAR EDENLER (21. 08. 2014)

207

Kadına karşı şiddetin boyutlarının arttığı bir dönemdeyiz. Adeta “Kadın soykırımı” yaşanmaktadır. Kadınların katledilmediği, intihar etmediği ve tecavüze uğramadığı bir gün neredeyse yoktur. Ve şimdi bugünlerde çok fazla yaygınlaşan ve giderek dünyada sayıları milyonları bulan “Kadın sünneti” şiddeti yaşanmaktadır. Dünyanın birçok ülkesinde var olan bu şiddet türü, Ortadoğu ülkelerinde daha yaygın bir durumdadır. Bu bir kültür bir gelenek olarak yıllardır kadınlara, özelde kız çocuklarına uygulanan ve adına ‘şeriat kanunu dedikleri ama özünde egemen erkek iktidarın bir kanunu olarak anlaşılması gereken şiddetin en vahşi, en acımasız, en derin olanıdır.
Ataerkil kültür üzerinden zirveye ulaşmış eril iktidar, bugün din ve şeriat adına kadınlara yaşamı dar etmektedir. Kadın toplumsal normlara göre ahlakı etkileyen ve zora koyan, tahrik eden bir araç olarak görülmekte, böylece şiddetin her türlüsü (sünnet) hakmış gibi maruz bırakılmaktadır. Bugün kendisi demokratik bir ülke olarak bilinen İsveç’te binlerce kız çocuğuna zorla yapılan sünnetin anlamı da kuşkusuz devletçi-iktidarcı zihniyetin hâkim olduğu yerlerde kadının kendisini bir özne, irade yapmasına asla izin verilmeyeceği, tersine, kadının ancak erkek için var olduğu, erkeğin ihtiyaçlarını karşılayacağı bir nesne, efendisine itaat eden bir köle olarak ele alınmasıdır.
özellikle kutsal kitapların yazdıklarının dışına çıkmak, kadın için en büyük günah sayılmakta hatta başlı başına suç olmaktadır. Nitekim eril toplum realitesinde kadın olmak tümüyle suçtur. Kadın kendi bedenine dahi sahip değildir. Onun tek sahibi ancak kocası, babası, erkek kardeşi ya da devletin kendisi olmaktadır. Kadın bunlara itaat edecek, etmediği an cezalandırılacaktır. Zira bugün İran’da, Irak’ta, Afganistan’da, Mısır’da, Tunus ve Nijerya’da, Hindistan vb. tüm Müslüman ülkelerde kadın sadece kocasının malı değil, devletin de bir malı olarak görülmektedir.
Bu gibi ülkelerde şeriat kanunu işlemekte, özellikle kadına yönelik kurallar ağırlıkta belirlenmektedir. çünkü kadına toplumun ahlakını, namusunu bozacak potansiyel bir suçlu olarak bakılmaktadır. Ortadoğu eril bir toplumdur. Dinin, özellikle de İslamiyet’in ağır bastığı bir toplumsal gerçeklik söz konusudur. Bu toplumda en fazla öne çıkan ise cinsellik boyutu ve bununla ilgili namus, tecavüz, töre cinayetleri, küçük yaşta evlilikler, toplu şiddet vb. yoğunca yaşanan bir coğrafyadır. Günümüzde yaşanılanlar orta çağı aratmamakta hatta onu da aşan bir çağ ile karşı karşıya kalındığı ve kadınlar olarak her gün bir tehdit altında olduğu bir gerçektir. Son zamanlarda Ortadoğu’nun yeni barbarları olarak tanınan IŞİD ceberut’u toplumun, özelde ise kadınların korkulu rüyası olmaktadır.
İslam Devleti adıyla kendisini devletleştiren bu merhametsizler topluluğu ilk dini fetvaları kadın üzerinden yürüterek ve daha fazla “kadını nasıl esirim yaparım, malım-mülküm yaparım” politikasıyla kadına karşı şiddeti meşru kılmakta, savaş ganimeti olarak ele almaktadır. IŞİD ele geçirdiği bölgelerde şeriat kanunlarını uygulamakta, en başta kadınlara verilen statünün erkeksiz dışarıya çıkamaz yasağını koymaktadır. Yine gözlerinin dışında hiçbir yerinin açıkta kalmayacağı kılık, kıyafetler belirlenmekte, istendiğinde ise günlük, saatlik cihat evlilikleriyle güdülerini tatmin edecektir. Yine kadına yönelik şiddetin en acımasız ve en derin olanı “sünnet olmayan tek bir kadın kalmayacak” fetvalarla yürütülenidir. Kadın sünneti ne anlama gelmektedir? İslam kanunlarına göre cinsellik erkek için bir hak olarak görülürken, kadında ise sadece bir araç, erkeği tatmin eden bir obje olarak görülmektedir. Sünnet kadında cinsel hazzın yok edilmesidir. Bu da erkek zihniyetinin kadını nasıl metalaştırdığını, duygudan, hissiyattan ve ruhsal açıdan yok sayılmasının göstergesidir.
Kadın özde duygu yüklüdür. Duygusal zekasıyla toplumsallaşmanın temellerini atmıştır. İnsanı diğer canlılardan farklı kılan yönü manevi değerleridir. İnsanlığın ahlaki ve politik değerlerini yaratan kadını bugün İslam bayrağı altında cinsel meta haline getiren “kadın sünneti” fetvası, kadın hakikatine ters düşmektir. Herkesin kadını aşağılayıcı bu gerici fetvaya karşı topyekün bir mücadele içerisinde olması gerekmektedir.
21. 08. 2014 – öZGüR GüNDEM