FİLİSTİN VE ROJAVA HALKININ YANINDAYIZ!

244


Ortadoğu bir kez daha kan gölüne çevrildi. Günlerdir bütün dünyanın gözleri önünde, Filistin ve Rojava’da büyük bir insanlık dramı yaşanıyor.
Yarım yüzyılı aşkın bir süredir Filistin halkının topraklarını işgal eden İsrail’in
‘koruyucu hat’
oluşturmak adı altında üç haftadır devam eden saldırılarında çoğu çocuk ve kadın olmak üzere yüz yirmiyi aşkın Filistinli yaşamını yitirmiş, yüzlerce insan yaralanmış, yüzlercesi tutuklanmış, Gazze harabeye ve günlük yaşam cehenneme çevrilmiştir.
Bu insanlık trajedisi karşısında İsrail’e destek veren uluslararası güçlerin hala seyirci kalması, “kara harekâtı istemiyoruz” diyerek adeta hava harekâtının devamını onaylamaları katliamın suç ortakları olduklarını göstermektedir. Birleşmiş Milletler katliamlar karşısında suskun kalmakta, katliamcılara karşı herhangi bir yaptırım uygulama cesareti bile göstermemektedir.
Emperyalist güçlerin 2010 sonbaharında BOP kapsamında başlattıkları “yeni istikrar alanları, Arap Baharı” adı altında yeniden sömürgeleştirme hamleleri, Suriye, Irak ve en son Filistin’de yeni bir düzleme girmiştir. Bu bağlamda bir taşeron örgüt olarak kullandıkları örgütlerden IŞİD Irak’taki fiili bölünmüşlüğün daha da kurumsallaşması, de facto olarak çizilen sınırların daha da genişletilmesi için aktif rol oynamaktadır. Son olarak ise Rojava’da işbirlikçi yerel çetelerin de yardımıyla katliamlarına hız vermiştir. Bu saldırılarla eşit, özgür ve kardeşçe bir geleceği inşa etme çabasının ürünü Rojava devriminin IŞİD çeteleri eliyle boğulması hedeflenmektedir.
Ortadoğu’nun her yanında devam eden çatışma ve derin çelişkiler emperyalist politikalardan bağımsız değildir.
İşgal ve böl-yönet politikalarıyla çatışma ve çelişkiler diri tutularak başta petrol olmak üzere bölgenin kaynakları talan edilmektedir. Son yıllarda artan şiddet ortamı emperyalistlerin bölgeyi yeniden dizayn etme ve bölgenin yıpranan gerici iktidarlarını ayakta tutma arayışlarının sonucu olarak gelişmektedir. Bölge halkları birbirlerini boğazlarken emperyalistler bölgedeki güçlerini tahkim etmekte, varlıklarını kalıcılaştırmaktadırlar.
öte yandan başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, geçmişte Filistin halkının mücadelesini istismar ederek iç politika malzemesi yapanlar
‘denge politikası’ adına yaşanan katliamı görmezden gelmekte, Filistin halkı ile aramızdaki tarihsel ve kültürel bağları yok saymaktadır. AKP iktidarının yaşanan katliam karşısında İsrail’i incitmeyecek ‘diplomatik’ açıklamalarla yetinmesi; IŞİD’in Irak’taki son saldırılarının da etkisiyle Musul ve Kerkük petrol boru hatlarından Türkiye üzerinden İsrail’e satılan petrollerden elde edilen ve Halkbankası’na yatırılan dolar akışının devam etmesi için, Filistin halkının değil, silah anlaşmaları yaptığı, pilotlarını Türkiye’de eğittiği İsrail’in çıkarlarına uygun bir dış politika izlediğini tüm çıplaklığı ile gözler önüne sermektedir. Gezi Direnişinde hayatını kaybeden gençleri terörist olarak suçlamaktan geri durmayan, 15 yaşında polis terörüne kurban verilen Berkin Elvan’ın annesini mitinglerinde yuhalatan Başbakanın eli kanlı IŞİD çetelerini ise “IŞİD unsurları” olarak tanımlaması IŞİD’e verilen desteği gösteren politikalardan sadece bir tanesidir.
Saldırıların püskürtülmesi ve barış ortamının sağlanmasında başta Filistin ve Rojava halklarıyla dayanışma olmak üzere bölgenin demokrasi ve emek güçlerinin birlikte mücadelesine her zamankinden çok daha fazla ihtiyaç var.
KESK olarak;İsrail’in Filistin halkına, IŞİD çetelerinin Rojava halkına yönelik olarak başlatmış olduğu saldırıları kınıyor, lanetliyoruz.
Yıllardır İsrail zulmüne karşı onurlu direnişini sürdüren, yaşadığı tüm acılara rağmen özgür ve bağımsız bir Filistin için direnen Filistinli kardeşlerimizin ve bir yandan IŞİD çetelerine karşı kahramanca direnip bir yandan özgür bir yaşamın temellerini atmaya çalışan Rojava halkının onurlu mücadelesini selamlıyoruz.
Gazze ve Rojava’da yaşanan katliamların derhal durdurulmasını ve bölge halklarının barış içinde bir arada yaşamasını istiyoruz.
YÜRÜTME KURULU