ASLI AYDIN: SAVAŞ TOPRAKLARINDAN HALKBANKASI’NA (26. 06. 2014)

216

Ortadoğu’da rant paylaşımlarının üzerinde pekiştirilen etnik ve mezhepsel çatışmalar, bölge halklarını her geçen gün daha fazla ölümle, daha vahşi bir savaşla burun buruna getirirken kartlar yeniden karılıyor, dengeler yeniden belirleniyor. Bu güç paylaşımının tam orta yerinde de enerji rezervleri bulunuyor.
Bu rezervler üzerinden rant kaygısına düşen AKP’nin ise bir yandan Barzani yönetimiyle bir yandan ise bugün öne çıkan IŞİD gibi çetelerle enerji işbirliklerine girdiği açıkça görülüyor.
Medyaya yansıyan vahşet görüntüleri ve stratejik öneme sahip alanları ele geçirmesiyle Türkiye’nin adeta yeni komşusu olmuş IŞİD toplumsal yaşamda ciddi bir tehdit olarak algılanırken, neden aynı derece tehdidin devletin başındaki AKP hükümeti tarafından hissedilmediği, herkesin muhtemelen aklından geçen sorulardan birini oluşturuyor.
Bu sorunun elbette 12 yıllık iktidar geçmişindeki dış politika çizgisinden kaynaklı çok boyutlu cevapları geliştirilebilir. Ama bugünkü gündemle sınırlarsak, IŞİD’in çok da AKP’nin bu çizgisine ve bölgeye dair planlarına ters düşmediğiyle açıklanabilir.
IŞİD’le birlikte bölgedeki kaos arttıkça kaynaklar üzerindeki merkezi denetim düşüyor, yeniden bir işgal ortamında yine bir paylaşım savaşı sahne alıyor. Bir yanda uluslararası petrol tekellerini bölgeye taşıyanların kaygısı, bir yanda oluşan yeni ittifaklar ve diğer yanda da ne yardan ne serden geçerlerin rant iştahı. . .
Bölgedeki enerji rantının kısaca potansiyelini çizmek gerekirse; 2012 yılı itibariyle dünya petrol rezervlerinin yüzde 48,4’ünün yer aldığı Ortadoğu toprakları üzerinde enerjinin, hızla artan talebi ve manipülatif piyasalarda kâra dönüştürülmesinden kaynaklı cazibesi hiç eksilmiyor. Petrol rezervi bakımından bölgede dünya beşincisi olarak Irak yer alıyor. Aynı zamanda Petrol İhraç Eden ülkeler örgütü’nün (OPEC) ikinci büyük üreticisi konumunda olan Irak’ta günde 3 milyon varilden fazla petrol çıkarılıyor. Irak’ta petrol yataklarının Kuzey-Orta-Güney olmak üzere üç bölgede yoğunlaştığını düşünürsek rezerv miktarı ve üretim bakımından buradaki ilk sırayı Güney Irak alsa da Kuzey Irak petrolleri Irak rezervlerinin neredeyse yüzde 32’sini elinde bulundurmasıyla göz dolduruyor.
AKP’ye geldiğimizde ise. . . Irak’ı küresel sermayenin tahakkümüne açan ABD işgalinden sonraki süreçte ihracat pazarını hızla dış ticaret, inşaat ve petrol üzerinden geliştirme arayışında olan AKP, şimdiki süreçte de etnik ve mezhepsel temelde parçalanmış Irak’ta çeşitli ittifaklara girerek bu gayretini sürdürüyor.
Bugün Almanya’dan sonra Türkiye’nin en geniş ihracat pazarları olan Irak’ta 22 Mayıs tarihinde IKBY (Irak Kürdistanı Bölgesel Yönetimi) ile petrol anlaşması yapıldı. BOTAŞ aracılığıyla Kuzey Irak petrolünün uluslararası piyasalara sevkıyatını başlatan AKP, önceki gün Enerji Bakanı T. Yıldız aracılığıyla sevkıyatın ilk parasının Halkbankası’na da yattığını da duyurarak Irak Merkezi Yönetimi ve de ABD’yle arayı biraz daha açmış oldu. Anlaşmanın yapıldığı tarihte Irak Merkezi Yönetimi bu sevkıyatı, mevcut anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle illegal ilan etmiş, ardından da ABD’den Bağdat’ı destekleyici açıklamalar gelmişti. 23 Mayıs’ta Ceyhan limanından yola çıkan, Bağdat ve ABD’den gelen tehditlerle kendisini kabul edecek bir liman bulmakta zorlanan gemideki petrolün şimdiki gelişen süreçle birlikte parasının “rahatlıkla” kamu bankasına yattığını söylemekten çekinmeyen Enerji Bakanı’nın durumdan pek de şikâyetçi olmadığı söylenebilir.
Velhasıl, Maliki ve ABD ile arası açılan AKP’nin bir sonraki adımının Musul’u alarak IKBY’nin sınırına yerleşen IŞİD’e de Türkiye’nin enerji masasında yer verebileceğini söylemek bu doğrultuda çok da abes kaçmıyor.
26. 06. 2014 – BİRGÜN