ASLI AYDIN: SAVAŞI AÇIKTAN ÖRTÜLÜ ÖDENEKLE FİNANSE EDİYORLAR (19. 06. 2014)

189

Şiddet, infaz, kelle koparma ve işkence görüntüleri, Suriye’de yaklaşık üç yıldır cihadist, mezhepçi çeteler üzerinden yürütülen dolaylı müdahalenin eseri. Suriye’de sayıları bini bulan ve her yeni gün yeni bir bölünme veya ittifakla çoğalan çetelerin yarattığı kaosu kontrol altına alamayanlar, bugün yine çeteler üzerinden yeni ittifaklar kurarak sürece müdahale etme arayışındalar. Hal böyleyken bu kurgunun sahiplerinin ve işbirlikçilerinin bu kanlı süreç daha da derinleştikçe ekonomik ve siyasi faturalarının kabardığı aşikar.
çetelerin ve saçtıkları vahşetin bugün gündelik yaşamımızın parçası haline gelmesindeki başat faktörlerden birisi de kuşkusuz onlara sağlanan finansal destek. Bu desteğin boyutlarına ulaşmak zor olsa da, en azından ismi “örtülü”, tutarı “gizli” olan ödeneğin izlerinden bir kanıya varabiliyoruz.
5018 sayılı kanunda ilgili düzenlemelerin bulunduğu örtülü ödenek, bütçede ‘gizli hizmet giderleri’ altında yer alıyor. Tanımlandığı 24. maddede ödeneği, kapalı istihbarat& 8233;ve kapalı savunma hizmetleri, devletin millî güvenliği ve yüksek menfaatleri ile devlet itibarının gerekleri vb. harcamalar için Başbakanlık bütçesine konulan ödenek olduğu belirtiliyor. Sarfından doğrudan Başbakan’ın sorumlu olduğu bu ödeneğin tutarı ve ne kadarının kimler tarafından harcandığı bilinmiyor, çünkü yasalarla korunmuş haliyle hesabı verilmiyor. Lakin örtülü ödenekteki paranın önemli bir bölümünün Genelkurmay Başkanlığı, MİT, Dışişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’ne gittiği biliniyor.
Suriye’de iç savaş çeteleri üzerinden sürdürülen müdahalede 2011 yılından bu yana AKP’nin örtülü ödenek harcamaları ise dudak uçuklatıcı. 2003 yılıyla birlikte örtülü ödenek harcamalarında, önceki dönemlere göre 10-20 kat artışın olduğunu; bu artışın 2006 yılından itibaren bir önceki yılı katlayarak devam ettiğini,
2012 ve 2013 yıllarında ise zirve yaptığını görüyoruz. 2013 yılında Cumhuriyet’ten çiğdem Toker’in yaptığı bir araştırma, 1993-2002 arası örtülü ödenekten yapılan harcama tutarının 190 milyon lira olmasına karşılık, Erdoğan’ın sadece 2013 Ağustos’ta yaptığı harcama miktarının tam 266 milyon lira olduğuna dikkat çekiyor.
7 yılda 15 kat artan “Gizli Giderler”2005 yılından bu yana yaklaşık 15 kat artan örtülü ödenek harcamalarının hangi alanlara akıtıldığı, bugün AKP rejiminin suyun yüzeyine çıkmış olan savaş, yolsuzluk, yağma, talan ve baskı mekanizmalarından kolayca anlaşılabiliyor. Harcamaların Ortadoğu ayağında iç savaş çetelerinin eğitimlerinden, sağlanan finansal ve lojistik alanda desteğe ve de silahlandırılmalarına kadar tutan örtülü ödenek bilançosu bugün 1 milyar lirayı geçiyor.
Halkın vergilerinden oluşturulan bu ödeneğin hesabı kitabı yok. Ortaya dökülen tüm “pis işlerin” çetelesi sır gibi saklansa da sorulan sorulara açıklık getiril(e)memesi “aksi ispatlanmadığı sürece” ilkesini bizlere hatırlatıyor. örneğin Suriye’de bir Libya modeli oluşturma arayışındaki AKP nasıl ki zamanında Libya’da Kaddafi’ye karşı savaşan çetelere bavul içinde gönderilen 300 milyon doların hesabını veremediyse bugün de Nijerya’ya THY içinde taşınan silahların verilmeyen hesabı gibi WSJ’nin Türkiye-Suudi Arabistan-Katar üçlüsünden akan silah ve paranın istihbarat şefi Hakan Fidan tarafından yapıldığı konusundaki haberine de açıklık getiremiyor.
Yani “gerekli görüldüğü” durumlarda Başbakanlıktan sonra MİT’in yetkisinde olan örtülü fonun, bugün için yanı başımızda kafa kopartan cihatçı çetelere akıtıldığı sorusu hala yanıtsız.
Yaklaşık üç yıldır süren Suriye’deki savaşta 150 binin üzerinde insan can verdi, milyonlarcası yaralandı, birçok insan mülteci konumunda evini yurdunu terk etmek zorunda kaldı. Türkiye ise AKP sayesinde bu kanlı tablonun aktif bir aktörü olarak tam da orta yerinde yer alıyor. Savaşa müdahil olma ve emperyalist güçlerle olan ilişkilerini taşeronluk rolüyle pekiştirme biçimi, bu savaşı ülkeye de taşıyor. Bu, Akçakale’ye düşerek 5 kişinin ölümüne yol açan top mermisinin Konya yapımı olmasından, Hatay kent merkezi ve Reyhanlı’da insanların günlük yaşamının bir parçası haline gelen
silahlı çetelerin ellerini kollarını sallaya sallaya gezmesine, sınır illerinde “kaçak hastanelerde” bu çetelerin tedavisinden halkın üzerine yağan bombalara ve mezhepçi, etnik çatışmaların körüklenmesine kadar varan bir dizi vaka üzerinden de açıklanabilir. Zira topladığımızda tek cümlede AKP’nin “sıfır sorun” süslü, “yeni Osmanlıcı” motivasyonlu, “bölgesel lider” imajlı dış politika stratejisi diyebiliriz.
19. 06. 2014 – BİRGÜN