BÜLENT FALAKAOĞLU: HÜKÜMETTEN ÖTRÜ BE YA! (03. 02. 2014)

235

Son faiz artırımı olmadan önce dolar için dünyanın en cazip ülkelerinden biriydi Türkiye.

Niçin?
çünkü Türkiye en yüksek faiz veren ülkelerden biriydi de ondan.
Hazinenin yabancı para cinsinden yaptığı borçlanmada…
Alacaklılara “eurobond” (borç senetleri) verir.
Hazine, faiz kararından önce sattığı, 10 yıl vadeli eurobond için 5. 85’lik faiz uyguladı. Oysa 10 yıllık eurobond faizi ABD’de yüzde 2. 85…

Almanya için yüzde 1. 75…

Hadi Türkiye kategorisinden (Yani orta ölçekli ülke) bir örnek olsun. Brezilya için yüzde 4. 75.
Şimdi Hükümet sözcülerinin sanki faiz vermeyen bir ülkeymiş havalarında açıklamalar yapmalarına şaşmamak elde değil!
Kendisini dış sermayeye bağlamış, elin parasıyla yatırım yapmış hükümetin zaten faiz rüşveti vermekten başka yapabileceği bir şey yoktur!

Şimdi gelinen noktada daha çok faiz vermek zorunda kalması da tamamen kendi ekonomi politikalarının bir sonucu.

AKP Hükümeti sözde karşı olduğu faize… özde karşı duracak bir ekonomik işleyişi hiçbir zaman tesis etmedi.
ZARAR ETTİLER!
İkincisi şu an yaşanan faiz yükselişinde de faizcilerin hiçbir günahı yok!
Elinde eski faiz oranlarıyla tahvil ve bono bulunduranlar şimdi zarar yazıyorlar. Faizin artmasını bunlar istemiş olamaz.
Dışarıdan döviz getirenler ne faizin ne de kurun artmasından yana olamazlar.
Şöyle ki…
Dolar kuru 1. 75 TL iken… Birinin 100 milyon dolar getirip TL aldığını düşünün. 175 milyon TL alır.
Şimdi elindeki 175 milyon TL’yi dolara çevirmek istesin. Dolar kurunu hadi iyimser rakamla 2. 25 TL kabul edelim. Alabileceği 78 milyon dolardır.
Görülüyor ki 100 milyon dolar getiren bu şahıs şimdi 22 milyon dolar zararda.
Hadi diyelim bu zaman zarfından TL’den 7 milyon TL faiz kazanmış olsun. Arada 15 milyon dolarlık büyük bir zarar var.
Bu zararı göze alamayan ‘yurt dışı yatırımcısı’ (siz onu faizci diye okuyun) henüz ülkeyi terk etmiyor.

Bundan dolayıdır ki Hükümete şu aklı veren ekonomist sayısı hiç de az değil: “Faizi keşke artırmasaydınız! Döviz biraz daha yükselse de yabancı sermaye zararı göze alamayıp kaçmasa. “

özet: Hem faizler hem de döviz kurları yükselirken devlete para veren yerli yabancı herkes kaybeder. ‘Dışarıdan gelecekler var, onlar faizin yükselmesini istiyor’ da denemez. Zira rüzgar ters yönde, merkeze yani ABD’ye doğru esiyor.

Aksi olsaydı faizler yüzde 12’ye yükseltildiğinde Türkiye’ye para yağardı.
Hani nerede?
Sonuç: Hükümet günahlarını örtmek için bizi aptal yerine koyuyor!
RANT VE YOLSUZLUĞUN ETKİSİ
Dışarıdan para yağsın.

İmar ve inşaattan rant yaratılsın. Kara para, illegal altın ticaretiyle süreç ilerlesin.

İhaleler ve özelleştirmelerle yandaş sermaye yaratılsın.
Süreci gizlesin diye sürekli yandaş medya yaratılsın.

Bazı patronlara milyonlarca zararı göze alarak (‘Biz seni nasılsa sonra görürüz’ denilerek) medya satın aldırılsın.
Sabah, ve ATV’nin çalık Grubuna aldırılması… Akşam’ın Ethem Sancak’a… Milliyet ve Vatan’ın Demirören’e aldırılması vs.
İşte bunların hepsi Hükümetin kurduğu talan, rant, yolsuzluk, rüşvet düzeninin sac ayakları.
Bize, emekçilere bu çarktan sadece kırıntı düştü.

Karşılığında da ucuz emek olduk! Taşeron olduk! Bolca iş cinayetlerinde öldük ve bedelini ödedik!

Şimdi bedel daha da ağırlaşacak!
Hepsi, Trakyalıların o güzel deyişiyle… Hükümetten ötürü be ya!
KAYIKçI KAVGASI DEĞİL!
Şimdi daralan ekonomi… İşsizlik, ek vergiler bizi bekliyor. Yüksek kurun getirdiği yoksulluk… Yüksek faizin getirdiği borçluluk!
Bedelini bizim ödediğimiz rant ve yolsuzluk düzeninin sonucu bu!

Süreç Hükümetle Cemaat arasındaki kayıkçı kavgası değil!

Bizi yakından ilgilendiren bir çark!

KARA LİSTE TEHLİKESİ!
Bütün bu süreçte Cemaat-Hükümet gerilimi dövizi en fazla 5 kuruş artırmıştır.
Hükümetin yargı kontrolü hadi 5 kuruş artırsın!

Merkez Bankasının beceriksizliği de 5 daha…
Ama bunların hiçbiri çılgın yükselişi açıklamaya yetmez.
Faiz lobisi iddiası da geçersiz!
Asıl tehlike şu olabilir. Mali suçları takip eden FTAF’nin (Finansal Eylem Görev Gücü) bu ay içerisinde bir toplantısı var.
Türkiye kara para aklama, terör finansmanı gibi konularda, FTAF’nin gri listesinde…

Yani yetersizlikler içeren, uyarılara rağmen bunları gidermeyen bir ülke.
Türkiye şubatta kara listeye alınırsa o zaman birçok yaptırımla karşılaşabilir. Bankalarına blokaj gelebilir, sermaye hareketleri durabilir.
O zaman tüm komplo teorileri ters tepebilir!
03. 02. 2014 – EVRENSEL