İ.SABRİ DURMAZ: KIDEM TAZMİNATI İÇİN MÜCADELE-2 (14.11.2013)

206

SENDİKALAR BU MÜCADELENİN NERESİNDE’

Kıdem tazminatının kaldırılması ya da “kuşa çevrilmesi” gündeme geldiğinde elbette ki mücadelenin bir tarafında, ister istemez sendikalar vardır.
Nitekim bu tartışma başladığından beri sendikaların temsilcileri, yöneticileri, “Kıdem tazminatına dokunulması bizim için genel grev sebebidir” diye lafa başlıyorlar.
Evet, Türk-İş’in “kıdem tazminatına dokunulması durumunda genel greve gidileceğine” dair bir genel kurul kararı var. Tek Gıda-İş’in benzer genel kurul kararı olduğu da biliniyor. Petrol-İş ise en son yaptığı “Genişletilmiş Temsilciler Toplantısı”nda “kıdem tazminatına dokunulması durumunda” her türlü eyleme başvurulacağına dair kapsamlı kararlar alıp kamuoyuna ilan etti. Ama bütün bundan öte DİSK, son bir aydan beri her vesileyle sokağa çıkarak, “kıdem tazminatına dokunulmasına” karşı çıkıyor; diğer sendika ve işçileri de mücadeleye çağırıyor. Şu ana kadar da sendikal cepheden kıdem tazminatının savunulması konusunda en ciddi girişim de DİSK’in bu tutumu ve bu tutumun işçiler arasında konuşulduğu da biliniyor. Nitekim İstanbul’da Türk-İş’e bağlı sendika şubelerinin benzer bir tutum almak üzere harekete geçmesinde DİSK’in eylemlerinin işçiler içinde itibar görmesinin rolü olduğu da bir gerçek. Yine İzmir, İstanbul, Kocaeli, Kayseri gibi illerde “Kurultay Komiteleri”nin de bu doğrultuda girişimleri olduğu biliniyor.
Evet bütün bunlar var. Dahası işçilerin genel olarak gündeminde tartışılan bir konu kıdem tazminatının hükümet ve patronlar tarafından kaldırılması girişimleri ve özellikle de eski işçiler arasında hoşnutsuzluk da yaygın ve giderek de derinleşiyor.Ancak sendikaların bugün içinde bulundukları mücadele çizgisi son derece umut kırıcıdır.Şöyle ki;
1- Dünkü yazıda belirtildiği gibi, üç işçi konfederasyonu “Kıdem tazminatının ne olacağını” merkeze koyan “üçlü toplantılara” katılarak, kıdem tazminatının şöyle ya da böyle değiştirilmesi için pazarlık masasına meşruiyet sağlamışlardır. Bu elbette konfederasyonlar açısından stratejik bir hatadır.
2- Konfederasyonların ve kimi bağlı sendikaların “genel grev kararları”, yasal düzenlemenin Meclis gündemine gelmesiyle genel greve gidecekleri biçimindedir. Ama böyle bir genel grevin yapılıp yapılamayacağı bir yana, yapılsa bile bundan hiçbir şeyin çıkmayacağını, sadece yasak savma olacağını cümle alem bilmektedir. Çünkü, önceki pek çok benzer karardan bilinmektedir ki, “Meclis gündemine geldikten sonra genel greve gideceğiz” tehdidi boş bir tehdittir. Sendikal bürokrasi böyle bir tehdidi savurarak sanki mücadele etmeye niyetli görünmektedir ama bu tamamen göstermeliktir.
3- Hükümetle içli dışlı sendikacılar takımı (Türk-İş ve Hak-İş üst yönetimi başta olmak üzere), görünüşte esip yağmaktadır. Ama gerçekte hükümetle danışıklı bir dövüş içindedirler. Bu yüzden de hâlâ sınıf kaygısı taşıyan sendikacıların ve işçilerin mücadeleden yana kesimlerinin sendikal bürokrasiye karşı mücadeleyi de ele alan bir yaklaşım içine girmeden kıdem tazminatı mücadelesinde adım atmaları da çok olanaklı değildir.
4- Açıktır ki kıdem tazminatının savunulması mücadelesi çok önemli ama aynı zamanda sınıfın bütün diri güçlerini birleştiren ve çok da sert bir mücadeleyi gerektirmektedir. Bu yüzden de çok yönlü, değişik eylem biçimlerinin bir arada kullanıldığı bir mücadele örgütlenmesi gerekir. Burada da en önemli rol bugün mücadelenin gereğine inanan sendikalar, sendika ve konfederasyon yöneticileri ve mücadeleci işçi kesimlerine düşmektedir. Bu yüzden de bugün harekete geçen sendikalar ve sendikacılar, kendilerini sadece üyelerinin değil aynı zamanda tüm sınıfın sözcüsü ve temsilcisi olarak, tüm sınıfın sendikacıları olarak, en küçük mücadele potansiyeli taşıyan kesimleri birleştirip, hain bürokrasi ve hükümet uzantısı çevrelere karşı çok yönlü bir mücadele yürütmeyi göze almak durumundadırlar.
Kısacası sendikalar ve konfederasyonlar büyük çoğunluğu ile bugün “kıdem tazminatı mücadelesinin” yanında değil karşısındadırlar. Yanında görünmeleri, atıp tutmaları sadece görünüştedir.
Böylece tartışmamız, kıdem tazminatının savunulması mücadelesinin nasıl bir mücadeleye ihtiyaç duyduğuna gelmiş bulunuyor.
Bunu da yarın ele alacağız.

‘14.11.2013 – EVRENSEL