ATİLLA ÖZSEVER: ÇALIŞMA MECLİSİ?NDE ÜÇ KOLDAN SALDIRI (27.09.2013)

237

10. Çalışma Meclisi dün Ankara’da toplandı. Toplantı bugün de devam ediyor. Çalışma Meclisi’nde kıdem tazminatı, alt işveren (taşeron) uygulaması ve özel istihdam büroları aracılığıyla geçici (kiralık) işçilik konuları görüşülüyor. Toplantıya hükümet, işçi ve işveren tarafları katılıyor.

Toplantı öncesinde üç konuyla ilgili rapor hazırlandı. Raporlarda; konunun tanımı, tarihsel geçmişi, mevzuattaki yeri, diğer ülkelerdeki uygulama biçimleri ve tarafların görüşleri yer alıyor. Çalışma Meclisi’ndeki görüşmeler sonucunda, konulara ilişkin yasal düzenlemelerin TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

Aslında gerçek amaç, başta kıdem tazminatı olmak üzere, taşeronlaşma ve kiralık işçilik alanlarında yeni hak kayıplarına yol açacak yasal düzenlemelere zemin hazırlamak, bu alanlarda emeğe yönelik saldırıları “cilalı” sözlerle kamufle edip, usulen de tarafların görüşlerini almaktır.

Kıdem tazminatı ile ilgili raporun sonuç bölümünde şu görüşlere yer veriliyor: “Özellikle kıdem tazminatı konusunda, taşeron işçileri ciddi sıkıntı yaşıyor. Mevcut uygulama, işgücü piyasasının esnekliğini engelliyor. Kıdem Tazminatı Fonu, günün koşullarına uygun bir biçimde güncellenerek uygulamaya konulmalıdır. Bireysel emeklilik sistemine dayanan bireysel kıdem tazminatı hesabına geçiş değerlendirilmelidir”.

Nitekim Başbakan Erdoğan da, Çalışma Meclisi toplantısında kıdem tazminatı konusunda konuşurken “Taraflar anlaşsın, biz gereğini yaparız” dedi ancak “Bir işçinin bir gün dahi çalışması, onun kıdem hesabına girmeli. Yeni hazırlık onun ödemesini getiriyor” diyerek de, aslında hükümet ile işverenin uzlaştığı, Türk-İş ve DİSK’in kesinlikle karşı çıktığı Kıdem Tazminatı Fonu’nu işaret etti.

Yine, kıdem tazminatıyla ilgili raporda, “İşverenin kıdem tazminatı yükünün azaltılması için İşsizlik Sigortası Fonu’ndaki işveren primi payı yüzde 1’e indirilmelidir. İşsizlik sigortasında, çalışan lehine düzenlemeler yapılırken, kıdem tazminatı miktarı da 15 günle sınırlandırılmalıdır” şeklindeki görüşler yer alıyor.

Kıdem tazminatındaki bu ciddi hak kayıpları, tamamen işverenlerin taleplerine uygun olarak hazırlanıyor. Keza, taşeronlukla ilgili olarak da, asıl işin alt işverenlere (taşeronlara) verilmesiyle ilgili yasal engellerin kaldırılması isteniyor.

Bu raporda, taşerona verilecek işlerdeki ‘işletme ve işin gereği’, ‘teknolojik nedenler’ ve ‘uzmanlık gerektiren işler’ olması yönündeki üç şartın ‘tek’ bir şarta indirgenmesi ve hemen hemen tüm asıl işlerin ‘alt işverene verilebilmesi’ yolunun açılması isteniyor. Ayrıca, asıl işverenle yapılan toplu sözleşmenin, taşeron işçileri için geçerli olmaması talep ediliyor.

Özel istihdam bürolarına kiralık işçi çalıştırma yetkisinin verilmesi, tam anlamıyla ‘modern köle pazarları’nın oluşturulması demektir. Kiralık işçilikle ilgili, daha önce bir yasa kabul edildiyse de, sendikaların tavrı sonucu, bu yasa Cumhurbaşkanlığı’nca veto edildi ve tekrar yasalaşmadı. Ancak, işverenlerin ısrarı sonucu Çalışma Meclisi’nde yeniden gündeme geldi.

Emek kesimi, bu üç alandaki saldırıya karşı çok dikkatli olmalı. AKP, önümüzdeki seçimleri de düşünerek, kıdem tazminatı fonu konusunu taşeron işçileriyle sınırlayabilir ancak bir gediğin açılması, ileride tüm işçiler için çok ciddi hak kayıplarına yol açabilecektir. Taşeron işçiliğin yaygınlaşmasına ve kiralık işçiliğe karşı da sıkı durmak lazım.
 27.09.2013 – YURT