ERKAN AYDOĞANOĞLU: KIDEM VE FON SİSTEMİ

259

KIDEM VE FON SİSTEMİ

İşçi hakları ile ilgili olarak son yıllarda üzerinde en çok tartışılan “kıdem tazminatı fonu” konusu yeniden alevlendi. Tepkiler üzerine rafa kaldırıldığı açıklanan kıdem fonu tartışması önümüzdeki günlerde yeniden gündeme gelecek.
Yıllardır patronların sırtında yük olarak görülen kıdem tazminatını  fiilen kuşa çevirmeyi (Kıdem tazminatı miktarını en az yarı yarıya azaltmayı) amaçlayan çalışmalarda sona yaklaşıldı. Hükümet sadece fon sistemi getirmekle kalmıyor, işverenden yüzde 2, devletten yüzde 1 oranında kesilen işsizlik sigortası primini binde 5’e indirmek istiyor. Mevcut haliyle bile sadece onda biri işsizlere harcanan işsizlik sigortası fonu bu uygulama ile daha da işlevsiz hale getirilecek.
 Basına yansıdığı kadarıyla kıdem tazminatı fonunun bireysel emeklilik sistemine benzer bir şekilde yapılandırılacak. Bireysel kıdem hesapları üzerinden oluşturulacak fon üzerinden çeşitli firmalar “işletme” faaliyeti gösterecek. Bu yönüyle fon sistemi, tıpkı bireysel emeklilik fonları gibi işleyecek ve fon kaynakları, tıpkı bireysel emeklilikte olduğu gibi, yatırım amacıyla kullanılabilecek. Bireysel emeklilikte olduğu gibi, kıdem fonu konusunda da hükümet çeşitli ek teşvik politikaları da uygulayabilir. Yeter ki “sevgili” patronlar canlarını sıkmasınlar!
Fon sistemi, sosyal güvenlik sistemlerinin finansmanında sıkça kullanılan bir yöntem. Ancak işe yaraması için iki önemli ön şart gerekiyor. Hem istikrarlı bir ekonomi olacak hem de kayıt dışı çalışma oranı çok düşük olacak. Türkiye ekonomisinin ne kadar istikrarlı olduğu malum. Kayıt dışılık konusunda ise rakamlar hâlâ yüzde 40 civarında.
Fon sisteminde ileride karşılaşılacak muhtemel risklere karşı (Örneğin olası bir ekonomik kriz durumunda) yapılacak ödemeleri karşılamak amacıyla önceden ödenen primlerle bir fon oluşturuluyor. Oluşturulan fonların, çeşitli finansal yatırım araçları üzerinden “işletilerek” sermayeye kaynak aktarmak ve ekonomiye canlılık kazandırmak için kullanıldığı biliniyor. Tıpkı işsizlik sigortası fonunda olduğu gibi Hükümetin elinin altında istediği zaman kullanabileceği “hazır kaynak” olacak.
Patronlar zaten fona para yatırmakta olduğu için, toplu para ödeme yükünden kurtulacaklar. İstedikleri zaman işçi çıkartma yoluna gidebilecek, çıkarttığı işçinin yerine ek maliyet olmadan daha düşük ücretle çalışmaya razı yeni işçiler alabilecekler.
Kıdem tazminatı fonu kurulmasındaki asıl amaç, patronların yaklaşan kriz ortamında işçileri, en az maliyetle bireysel ya da toplu olarak daha kolay işten çıkarmasının önünün açılması. Bu noktada hükümetin kıdem fonunu yeniden gündeme getirmesini olası bir krize karşı tedbir olarak değerlendirmek de mümkün.
Fon birikimlerinin siyasal amaçlarla kullanılması, işsizlik sigortası  fonunda olduğu gibi fon varlığının amacı dışında örneğin bütçe açıklarının finansmanında kullanılması gibi sonuçlar, kıdem tazminatı fonunun geleceği açısından da geçerli.
Bugüne kadar oluşturulan benzer içerikteki fonlar, yaşanan krizlerle reel kayıplarla karşılaştı ve önceden belirlenen amacına ulaşmadı. Belli bir süre sonra bu tür fon uygulamaları tasfiye edildi. İlk bakışta hükümetin “Herkes kıdem tazminatı alsın” diye böyle bir uygulamaya gittiği iddia edilse de, asıl hedefin patronlar için son engellerin kaldırılması olduğu çok açık. Yoksa işçilerin yaşadığı mağduriyet kimsenin umurunda değil.
Kıdem tazminatı fonu ile kıdem tazminatının “iş güvencesi” niteliği tamamen ortadan kaldırılırken, işsizlik sigortası ve iş güvencesi gibi düzenlemelerin son derece sınırlı ve yetersiz olması, bu durumun işçi hakları açısından ne kadar önemli ve kritik olduğunu gösteriyor.

‘29.08.2013 – EVRENSEL