ÖZGÜR VE DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE EŞİT VE KARDEŞÇE YAŞAMAK İSTİYORUZ!

293

Bugüne kadar siyasi iktidarların Kürt sorunu karşısındaki çözümsüzlük ısrarı demokrasi ve toplumsal barışın önündeki en önemli engellerden biri olmuştur. Şiddet ve baskı politikaları ile katmerleşen bu engeller halkların barış ekseninde bir arada yaşam umutlarını her geçen gün daha fazla zedelemiş, kardeşliğin önüne kalın barikatlar örmüştür.
KESK her zaman Kürt sorununun çözümünde, ülkemizde yıllardır devam ettirilen otoriter, baskıcı, tekleştirici, anti-demokratik devlet anlayışı ile Kürt halkının temel taleplerini yok sayan, çatışmayı ve şiddeti esas alan yaklaşımın bir çıkmaz sokak olduğunu savunmuş, toplumsal yaşamın içerisinde halkların arasında kurulamayan barışın hiçbir yerde kurulamayacağını ifade etmiştir. Dolayısıyla otuz yılı aşkın bir süredir on binlerce insanımızın ölümüne sebep olan Kürt sorununda, barış ve çözüm ortamını tesis etmeye yönelik atılacak her demokratik adımı önemli ve değerli görmektedir.
Artık silahları susturacak, anaların gözyaşlarını dindirecek bir iklimin oluşturulmasında çözümü esas alan bir diyalog zeminini güçlendirmek tarihsel bir sorumluluk olarak görülmeli, başta hükümet olmak üzere bundan böyle çözümsüzlükte değil, çözümde ısrar edilmelidir.
Umutların yeniden filizlendiği, barış sözcüklerinin yeniden yükseldiği bu dönemde, diyalog sürecini zedeleyecek, umutları yeniden hayal kırıklıklarına dönüştürecek her türlü girişimlerden uzak durulması, bu çabaların geri püskürtülmesi, bu sorumluluğun önemli bir parçasıdır.
Bizler, Paris’te 3 Kürt kadın siyasetçinin katledilmesini diyalog sürecini engelleme girişimi olarak görüyor, katliamları kınıyoruz. Hükümet faillerin ortaya çıkartılmasındaki sorumluluğun yerine getirilmesine ilişkin girişimlerde bulunmalıdır. Daha önce büyük hayal kırıklıkları ile sonuçlanan, barış sürecini sabote etmeye yönelmiş her türlü girişimin ise artık tekrarlanmasına izin verilmemeli, tarihe beyaz sayfa açılmasını umduğumuz bu süreçte artık “barış” zorlanmalıdır.
Unutulmamalıdır ki, üzerinde farklılıklarımızla bir arada, eşit haklara sahip yurttaşlar olarak yaşayacağımız, eşitlikçi, özgürlükçü bir Türkiye’ye doğru uzanan yol, ancak demokratikleşmeye yönelik çözümlerin benimsendiği adımlarla mümkün olacaktır. Bu adımları tökezletmeye yönelik gelişen her türlü kötü niyet ise toplumsal barış ve demokrasiye vurulan darbe olarak hafızalarda yer tutacaktır.